Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

16 Temmuz 2014

Bu blog 'un artık yeni bir adresi daha var!


2sene önce kızlarımın adına açtığım blogger adresimde yazmaya başlamıştım.Bebek ve anne ihtiyaçları derken ,oyuncaklar ,biberonlar ,kitaplar ve hatta günlük yaşamımdan benim keyif aldığım pekçok paylaşımla yazdıkça yazdım bu sayfalara...

Bebekler ,çocuk gelişimi ,yiyecekleri ,uyku düzeni vs.herbirini ben de her anne gibi  yaşadıkça okudukça paylaşmaya çalıştım...En çok okunan yazılarım elbette kız bebeklerimin odası , doğum odası süsleri,doğumgünü kutlamalarının detayları ve ikizlere özgü ihtiyaçlar  oldu hep...

Evet ikiz annesi oldum, blog yazmaya başladım sizlerde beni ikizannesi Duygu olarak tanıdınız!
Uzun zamandır yapmak istediğim ama fırsat bulamadığım bir taşınma hadisesi vardıki sonunda tamamlandı!

Taşındık ancak adresimiz tam olarak değişmedi bir yenisi daha eklendi sadece !

Artık yazılarımı hem ikizannesiyim.com hem de  defnevederin.com adreslerinden okumaya devam edebilirsiniz!Bugüne kadar keyifle okuduğunuz yazıların daha güzel ve daha faydalı olanlarını paylaşabilmek ümidiyle ....

Sevgiler...



13 Haziran 2014

Defne Ongun'dan 3yeni çocuk kitabı daha!

Geçtiğimiz yıl,Burcu ve Berk isimli iki kardeşin hayatından kesitlerle 6 farklı konuda çocuk kitapları yazan arkadaşım sevgili  Defne Ongun Müminoğlu bu seriye 3yeni kitap daha ekledi...

İşte yeni kitaplar ;

SOSYAL YAŞAM
KORK-MU-YO-RUM
CİNSELLİK




SOSYAL YAŞAM – Toplu Yaşama Kuralları
Bu kitapta, seyahate çıkan iki kardeşin yaşadıklarından yola çıkarak, öncelikle kendimize, ailemize ve ardından çevremizdekilere saygı duymanın, etrafımızda bulunan kişilere ve çevreye karşı duyarlı olmanın ne kadar önemli olduğunu gözlemliyoruz. Üstelik kibar olunca çok beğeniliyoruz. Yani çok havalıyız, çok!

KORK-MU-YO-RUM – Korkularımızı Anlamak ve Yenmek
Bu hikâyede, Berk’in yaşadığı korkulardan yola çıkarak, Burcu’nun ve hatta o çok kuvvetli olduğuna inandıkları annelerinin de endişe duydukları konular ve korktukları şeyler olduğunu görüyoruz. Hatta korkmanın bazen gerekli olduğunu öğreniyoruz. Neden mi?

CİNSELLİK – Cinselliği Keşfediyoruz
Bu kitapta, Burcu ve Berk’in komşuları Dilek Teyze’nin köpeği Toro’nun yavruları oluyor. Berk Toro’nun yavruları oluyorsa Dost’un da mutlaka olması gerekir diye düşünüyor. Oysa ki Dost bir erkek, Toro ise dişi. Erkek ve dişi arasındaki fark ne? Bebekler nasıl oluyor? İşte karakterlerimiz bu hikâyede cinselliği bu şekilde keşfediyorlar.

Geçtiğimiz yıl ,Artemis Yayınlarından çıkan ilk 6kitabın  içerik bilgilerini ve tanıtımındaki  keyifli sohbetimizin resimlerine buradan tıklayıp bakabilirsiniz!




6 Haziran 2014

Babalar Günü Hediyesi için Darüşşafaka Bağışı!

Geçtiğimiz Anneler Günü'nde kendi anneme bağış yaparak ,"Darüşşafaka'lı bir öğrencinin gülümsemesini" hediye etmiş ve sertifikayı verdiğimde buna ne kadar sevindiğine  şahit olmuştum.

Şimdi yaklaşan babalar günü için yine aynı hediye sertifikalarını hazırlamışlar.Sizde  babanıza maddi değerinden ziyade manevi açıdan daha zengin bu özel hediyeyi vermek isterseniz gözatmanızı tavsiye ederim.

“Eğitimde fırsat eşitliği” misyonu doğrultusunda, küçük yaşta babasını veya annesini kaybetmiş binlerce çocuğumuza bir yandan çağının en iyi eğitim olanağını tanıyan diğer yandan onlar için "şefkatli bir yuva" olan Darüşşafaka, 151 yıldır her babanın gurur duyacağı evlatlar yetiştiriyor.

Bugün Darüşşafaka'da Türkiye'nin 65 ilinden sınavla seçilmiş, babası veya annesi vefat etmiş, maddi durumu yetersiz, yetenekli 1000'e yakın öğrenci, tam burslu, yatılı, İngilizce eğitimle geleceğe hazırlanıyor. Öğrencilerinin akademik gelişmeleri kadar sosyal, kültürel ve ruhsal gelişimlerini de önemseyen Darüşşafaka 10 yaşında ailelerinden emanet aldığı çocukları, 19 yaşında yaşam boyu öğrenen, evrensel değerleri benimsemiş, özgüvenli, topluma karşı sorumluluklarının bilincinde lider bireyler olarak uğurluyor. Darüşşafakalılar da, elde ettikleri başarılarla, 151 yıldır ailelerine ve Darüşşafaka bağışçılarına gurur ve mutluluklar yaşatıyor.

Babanıza, bir çocuğun yaşamının değişmesine destek olarak bir gülümseme armağan etmek ve en güzel Babalar Günü hediyesini sunmak isterseniz, Darüşşafaka’nın bağış sertifikalarından edinebilirsiniz. Bireysel ve kurumsal bağışçılar için iki farklı versiyonu hazırlanan sertifikalardan temin etmek için www.darussafaka.org adresinden sipariş verebilir, 444 1863 numaralı telefondan Darüşşafaka Cemiyeti ile irtibata geçebilirsiniz.



4 Haziran 2014

Organik Ürün tercihleriniz için O-Bebek

Son dönemde ,özellikle anne olduktan sonra benim için "organik" algısı çok değişti.Eskiden bu sadece bir tercih iken ,çocuk sahibi olduktan sonra organik ürün kullanımı tercih olmaktan çıkıp alışkanlık haline geldi.
Sadece ve  sadece tükettiğimiz yiyecekler için değil artık günlük hayatımızda kullandığımız pekçok ürün içeriğinin de de organik olmasına özen gösteriyoruz.

Elbette  güneş kreminden tutun da giydiğimiz bir elbiseden, kullandığımız bir temizlik maddesine kadar artık hemen hemen herşeyde organik ürünler  sunan  birden fazla  marka bulmak mümkün!
Bu noktada ,tüm organik ihtiyaçlarınızı tek bir internet sitesinden,değişik markaların ürünlerini bir sepette toplayarak  zahmetsizce temin etmek isterseniz o-bebek.com a tıklamanız yeterli!

 Sağlıklı beslenmeye inanan ,çevreye duyarlı  Özlem Çıkrıkçı'nın çorbada tuzum bulunsun diyerek hayata geçirdiği  o-bebek.com'un sloganı ;
  "Sadece bebeklere değil,herkese organik!"







26 Mayıs 2014

Soma'nın ardından...

En son anneler günü öncesinde ,ticari kumpaslardan uzak bağış içeren  bir hediye önerisi için yazmıştım.
Sonrasında  öyle kara kara haberler gelmeye başladıki hani bırakın bloga iki kelam yazı yazmayı ,ağız tadıyla yemek yemeye gülerek uyanmaya hasret kaldık hepbirlikte.

Soma hepimizin yüreğini kavurdu adeta...
Olayın ertesi sabahı, tokat gibi yüzümüze çarpınca acı gerçekler  hepimiz kendi vicdanımızla hesaplaşmaya oturduk!Uzun süre ben Soma ile ilgili yazıları okumadım,okuyamadım ama şimdi içimdekileri karalamak istedim.Kimin neyi ne kadar umursadığından ziyade gidenler gitti,asla geri dönmeyecekler ama ihmaller ve yaşanan utanç bize kaldı orası kesin!
Yazacak çok şey var elbette ama en kısa ,en yalın haliyle ifade etmek gerekirse belki de tedbirsizliğin ölümü davet etmesi en acısı bu olayda...
Gidenlere kaza kurbanı yerine şehit denmesini anlayamamış olsam da yapılan maddi ve manevi yardımlarla umarım babasız kalanların ,eşlerini kaybedenlerin umarım bir nebze de olsa yaraları sarılır,acıları küllenir...



Ülkemizde tüm yeraltı ve yerüstü kaynakları devletin malıdır.Ancak devletin bu kaynakların tümünü kendi imkanlarıyla çıkarıp değerlendirmek gibi bir gücü malesef yok çünkü sadece maddi değil manevi olarakta inanılmaz bir güç gerektiriyor.
"Taşeron" tabir edilen kendi maddi ve manevi imkanlarıyla bu işin altından kalkabilecek  firmalara ,bu kaynaklar uzun süreliğine kiranalanıyor ve karşılığında hem kaynakların ülke zenginliğine kazandırılması hem de ekstra pekçok vergi elde edilmesi sayesinde farklı  kazançlar sağlanıyor.

Soma kazasında pekçok benzetme yapıldı;viraja girerken ayağınızı gazdan kesmezseniz ,binayı yaparken demirden çalarsanız  ya da ormanda kibrit çakıp arkanızı dönerseniz vb.....
Evet aslında bu benzetmelerle söylenmek istenen kazanın tesadüf değil neyazıkki göz göre göre geldiğiydi...

2007yılından beri açık maden sahalarında mermer üretimi yapan  bir firmanın ortağı olarak ,facia sonrasında gelen haberleri izledikçe iş güvenliği ve işçi sağlığının bu kadar hiçe sayılmasını benim aklım almadı.Herkesin televizyon programlarında çıkıp söylediği gibi; firmalar kendilerini denetleyen kurumlara ödeme yaparak bu denetimin devamlılığını sağlarlar!
Bu durumda patrondan maaş alan firmalar nasıl olur da hataları yüzlerine söyleyebilirler ya da deftere bu eksiliklikleri işleyebilirler ???

Evet! Doğrudur!Son çıkan yasa ile iş güvenliği ve işçi sağlığı için bağımsız çalışan bünyesinde yetkili maden mühendisi ve doktor bulunduran firmalardan denetim konusunda hizmet alınması zorunludur!
Üstelik bu yetkililerin atamasını firma yetkisi fiilen e-devlet şifresi ile girip sistemde onaylamalıdır!
Vardiya amiri olarak çalışan maden mühendislerinin yanısıra bu firmadan gelen maden mühendisi ve doktor sürekli işçilerin güvenliği ve sağlığını kontrol etmekle yükümlüdür.Üstelik gizlice baskın yapar gibi gelmesine de gerek yok çünkü zaten uyarısını yaptığında dikkate almazsanız defterinize bunu işler!

Ancak burada gözden kaçan, belki de bilinmeyen en önemli nokta siz firma yetkilileri olarak  bu denetimlerdeki uyarıları dikkate almak niyetindeyseniz bu işletme sahibi için süper bir otokontrol sistemidir!Çalışanların da bu sisteme dahil olup zaten en basit örnek olarak baretimi takmıyorum,güvenlik önlemlerine uymuyorum demek gibi bir lüksü kalmaz!
Yok firma olarak niyetiniz zaten uyarıları dikkate almak ,gerekli maddi ya da manevi düzenlemeleri yapmak değilse  bu noktada  kimsenin kimseyi suçlamasına gerek yok çünkü göz göre göre böylesine bir facia yaşandıktan sonra teknik nezaretçi defteri neden yazılmamış ,yok denetimi yapan firmanın uyarılarına uyulmamış çünkü işin bedelini patrondan alıyor denmesi bence boş ....

Meslek sınıfı "çok tehlikeli" şeklinde ifade edilirken zaten devletin müfettiş gönderip  sizi denetlemesini beklemek ne saçma bir mantıktır ilk günden beri halen aklımın almadığı nokta bu!!!Vicdan en büyük denetçi değil midir zaten ,ordan kazanılan paraya kan damlamışsa ne önemi var düşük maliyetin ya da daha çok üretim yapmanın...

Teknik nezaretçi ataması yapılmaksızın açık ya da kapalı herhangi bir maden ocağında üretim yapmak  zaten mümkün değil ,bağlı bulunulan Valilik çalışmayı durdurma yetkisine sahip!
Ayrıca her vardiyada maden  mühendisi çalıştırmak zorunlu evet ancak siz onların aldığı eğitime istinaden söylemlerine kulak asmayıp bildiğiniz yöntemlerle kazma kürek sallamak gayesindeyseniz ,maaşlarını ödersiniz ve ssk bildirgelerinde maden mühendisi çalıştırır vaziyette gözükürsünüz !Peki sonuç mu orasını tahmin etmek zor değil elbette ...

Bu liste ,koyduğunuz uyarı levhalarının görünürlüğünden ,baret takılmasından ,vardiya saatlerine ,işçiye verdiğiniz yemek kalitesinden içtiği suya ,dağ başında açık bir maden ocağında ya da kapalı bir kömür ocağında çalışan işçiye sunduğunuz konfora kadar uzar gider...
Ama toplum olarak kurallara uymayı sevmeyen ,hatta varolanları deşmek için elimizden geleni ardımıza koymayan bir mantığa sahip olduğumuzdan gelişmiş toplumlarda varolan "otokontrol" ve "özeleştiri" sistemine resmen fikren alışık değiliz!Sahip olduğumuz eğitim ve kültür seviyesi işte bu noktada neyazıkki hata veriyor...

"Bize bişey olmaz" diyerek üretim yapan bir işletmenin,Türkiye tarihine attığı kapkara imzayı seyredip duruyoruz günlerdir...Suçluyu ararken düşünüyorum da  ,belki de bu şekilde çalışmaya mecbur bırakılanların zamanında isyan etmesi gerekirdi birşeylerin değişmesi o canların yok pahasına uçup gitmemesi için...
Yaşam odaları ,temiz hava girişleri,oksijen maskeleri,tehlike sinyali veren sensörler vs ....Gidenler için çok geç ancak sağ kalıp kara elması işlemeye devam edecekler için ,bu üretimi yapan firmaların öncelikle otokontrol mekanizmasına hazır olup olmadığı denetlenmeli!
Aksi takdirde neyi nasıl denetlerseniz denetleyin ister devlet ister özel sektör kanalıyla ,minareyi çalan kılıfını hazırlar!


9 Mayıs 2014

Bence en güzel "Anneler Günü" hediyesi...

Daha önceki Anneler Günü'nde de yazmıştım;Anneler Günü kutlaması vs. iyi hoş ama olayın ticari boyutu malesef beni hep çok  rahatsız etmiştir!
Özellikle o gün yaklaşırken insanın gözüne sokulan reklamlar bence son derece sevimsiz!Elbette hediye alan kişiler için fikir vermesi açısından büyük  kolaylık olabilir evet ama evladını ve annesini kaybedenler için somut hediyelerin hatta o günün bile ben üzücü olduğunu düşünüyorum!

Buarada ben de adet bulsun diye hediye alıyorum ancak özellikle anneler gününde aldığım hediyenin maddi değerinden öte manevi değerinin daha üstün olması adına bazen bir buket çiçek bazen bir kitap almaya özen gösteriyorum.Örneğin  geçen yıl afilli kitapdan bir albüm hazırlamıştım kızlarımın resimlerden oluşan!

Bu yıl için halen hediye almamışken ,2gün önce aldığım emailde Darüşşafaka Cemiyeti'nin bağış karşılığı hediye sertifikaları hazırladığını öğrendim.Özellikle  "Anneler Günü’nde, annenize Darüşşafakalı öğrencilerin GÜLÜMSEMESİNİ armağan edebilirsiniz!" ibaresi beni çok etkiledi!

Ben bundan daha güzel bir hediye olamaz diyerek hemen  bağışımı yapıp sertifikamı aldım!Sertifika üzerine de  çok hoşuma giden  o ibareyi aynen yazdırdım :) 

En az 50tl tutarında bağış yaparak siz de başarılı öğrencilerin gülümsemesini annenize hediye edebilirsiniz!



Darüşşafa'nın konuyla ilgili mailinden diğer ayrıntılar şu şekilde ;

Bilindiği üzere 151 yıldır annesi veya babası hayatta olmayan çocuklara kaliteli bir eğitim ve anne şefkatiyle iyi bir gelecek hazırlayan Darüşşafaka, annelere özel hediye seçenekleri hazırladı.

Siz de annenize, bir çocuğun kaliteli bir eğitim almasına destek olarak bir gülümseme armağan etmek ve annenize en güzel Anneler Günü hediyesini sunmak isterseniz, Darüşşafaka’nın sizler için özel hazırlamış olduğu “Bağış Sertifikaları”ndan edinebilirsiniz.

Sertifikanızı sipariş etmek için www.darussafaka.org adresindeki online bağış sayfasını ziyaret etmeniz yeterli.

Ayrıca Kahve Dünyası’nın, Darüşşafaka çikolatalarıyla annenize tatlı bir gün yaşatabilirsiniz!

Darüşşafaka'nın kurumsal destekçisi Kahve Dünyası, Darüşşafakalı öğrencilerle el ele verdi ve onların çizdiği birbirinden güzel desenleri çikolata kutularına taşıyarak Darüşşafaka’ya özel çikolatalar üretti. Kahve Dünyası mağazalarında satışa sunulan bu çikolataların gelirinin bir kısmı Darüşşafaka’ya bağışlanıyor. Anneler Günü’nde annenize, Darüşşafakalı öğrencilere tasarımlarını ürüne dönüştürme mutluluğunu yaşatan Kahve Dünyası Darüşşafaka çikolatalarından hediye ederek onların eğitimine destek olabilir ve annenize tatlı mı tatlı bir gün yaşatabilirsiniz.

Darüşşafaka, sunduğu kaliteli eğitim, özen, sevgi ve şefkatle, öğrencilerin yaşamlarını değiştiriyor. Onların elde ettikleri başarılar, ailelerini, öğretmenlerini ve Darüşşafaka’nın hayırsever bağışçılarını gururlandırıyor. Bu hikâye, 151 yıldır devam ediyor.

Detaylı bilgi için: www.darussafaka.org


facebook.com/darussafaka
twitter.com/darussafaka
instagram.com/darussafakacemiyeti


30 Nisan 2014

İkiz Anneleri Anlatıyor 30- İpek Uğur Tuna

İKİZ HİKAYELERİ 'nde bugün 30.anne olarak instagram 'dan "MotherofTwins" adıyla tanıdığınız Batu ve Kaya'nın annesi sevgili İpek paylaşıyor hikayesini...




1.) İkiz bebek beklediğini ilk öğrendiğinde neler hissettin?Ailenle ve sevdiklerinle bu haberi nasıl paylaştın?

Tüp bebekle hamileliğim ikinci denemede gerçekleşti.İkinci transfer sonrası , değerlerim çok yüksek çıkınca bir arkadaşım kesin  " ikiz bebek" geliyor dediğinde benim de ilk kez aklıma ikiz olma ihtimali düştü!
Doktora ilk kalp atışlarını duymaya iki annem, eşim ve ben gittik. Doktor 2 kese var dediğinde ve kalp atışlarını dinlettiğinde hepimiz mutluluktan ağladık :)
Çok zorlu bir dönemden geçip Tuna'lara kavuşmam da uzun sürdüğü için inanılmaz mutluydum bu haber üzerine.

2)İkiz gebeliği hem psikolojik hem de fiziksel açıdan oldukça zor,senin gebelik dönemin nasıl geçti?Herhangi bir sorun yaşadın mı?

Altıncı aya kadar çalıştım ama o aydan itibaren hep yattım.Çünkü  tansiyonum çok sık düşüyordu ve birkaç kez de bayılınca, bebeklerime zarar gelmesinden korkarak istirahat etmeyi tercih ettim.Son günlerde iki adım atınca nefes nefese kalıyordum, doktorum 36.haftaya geldiğimizde 1 hafta daha beklemek istiyordu ancak  hamilelik zehirlenmesi (preeklampsi) nedeniyle daha fazla bekleyemedim.
Hamilelik dönemim bu satırlara sığmayacak kadar zorlu geçti özellikle ödem sebebiyle vücudum tamamen şişmişti.


28 Nisan 2014

Beden Atölyesi'nde artık Yaz Okulu da var!

Bu yıl hem kızlarımın 2.yaşgününü kutladığımız hem de uzun zamandır spor odaklı oyun grubuna katıldığımız Beden Atölyesi'nin Caddebostan şubesinin ilk yaz döneminde çocuklar için yepyeni programlar var!

Defne ve Derin sonbahardan beri , haftada iki gün yaklaşık 1saat süren oyun grubuna katılıyorlar bu salonda artık bu düzene ve eğitmenlerine iyice alıştılar!
Üstelik ilkbaharın gelmesiyle ders sonrasında onlar bahçenin keyfini sürerken, açıkhavada ben debazen  diğer annelerle iki çift laf edip bazen de  kendimi dinleme fırsatı buluyorum.
Şimdi ise onlar  dersteyken bana da hemen yan stüdyoda  ,uzun zamandır yapmaya niyetlenip bir türlü başlayamadığım pilates  yapma imkanı da sunduklarından pek mesudum orası ayrı :)

Defne'nin adapte olması konusunda ilk başlarda biraz daha zorlanmış olsakta en sonunda benden kopup gruptaki arkadaşlarına ve herbiri akademi mezunu deneyimli eğitmenlere uyum sağladılar.Arkalarına bakmadan ve ağlamadan derse girip salondan mutlu ayrılmalarının benim için ne kadar ferahlatıcı olduğunu ancak yaşayanlar bilir!


27 Nisan 2014

Hamilelik ve Doğum Sonrası Egzersiz

Son dönemde bloguma yazmadığım konuları şöyle bir aklımdan geçirip konusunda uzmanların da desteğini alarak yazma kararı aldım...
Bunlardan belki de en önemlisi hamilelik ve doğum sonrasındaki süreçte yapılması tavsiye edilen egzersizle ilgili olandı.
Ben ikiz kızlarıma hamileliğimde ,hem yürümeyi seven bir anne adayı olduğum için hem de bacaklarımın biraz daha güçlenmesi için bol bol yürüyüş yaptım.Açıkçası gönlümden geçen pilates de yapmaktı ancak ilerleyen haftalarda karmının ağırlıyla vücudumun dengesi bozulunca çok  rahat eğilip kalkamaz hale geldim dolayısıyla açık hava yürüyüşleri hem psikolojik olarak hem de fiziksel olarak inanılmaz iyi gelmişti o dönemde... 

Sağ salim o süreci tamamlarken planım doğum sonrası kışa isabet eden  lohusalık dönemini atlatır atlatmaz hemen yürüyüş ve akabinde pilatese başlamaktı.Çünkü karnımın ağırlından resmen yürüyüşüm değişmiş sırtım korkunç ağrır olmuştu.
Lakin iki bebekli hayatın kaosu buna uzun süre izin vermedi...Doğumda aldığım 16kilonun sadece 4kilosu bana bonus olarak kalmasına rağmen  ben aynaya baktığımda kendimi olduğumdan daha kilolu ve  çok mutsuz hisseder olmuştum!Baktım aktif spor yapmaya vakit bulamıyorum puset elimde yine bol bol yürüyüş yaptım ve doğumdan 9ay sonra hem kilolardan kurtulma hem de sağlıklı beslenmeyi öğrenmek üzere Dilara Koçak 'ın yolunu tuttum.10kilo verdim ve sağlıklı beslenmenin ne demek olduğunu öğrendim!O gün bugündür  36beden giyiyorum.Bunu da ayrı bir yazıda yazmayı planlıyorum. 

O gün bu gündür spora ha başladım ha başlıyorum söylemlerim malesef hep havada kaldı sadece yürüyüş yapabildim ama en sonunda bu hafta ben de pilatese, reformer aletiyle başlamışken hamilelikte ve doğum sonrası  dönemini çok yakın zamanda bizzat tecrübe etmiş  sevgili arkadaşım Ceren Paşaoğlu'ndan bu konuda önerilerini yazmasını istedim! 

Ceren ,Marmara Üniversitesi Spor Akademisi mezunu,profesyonel yüzücü ve aynı zamanda pekçok ünlü ismin de özel pilates eğitmeni ama en önemlisi O da bir anne!



İşte O'nun kaleminden hamilelik ve doğum sonrası egzersiz hakkında bilinmesi gerekenler;

Dünyanın en güzel duygusunu yaşarken bir yandan da  aklımıza bedenimizdeki muhteşem değişime dair binbir türlü sorular gelir...
Acaba hamilelikle çok kilo alır mıyım?
Spor yapmalı mıyım?
Eğer spor yaparsam bu durum doğum sürecinde düşündüğüm kadar bana fayda sağlar mı ?

Öncelikle yeni doğum yapmış,çocukluk yıllarını profesyonel sporculuk yaparak geçiren ve ardından yaşamına on yılı aşkın bir süredir eğitmen olarak devam eden biri olarak hamilelikte egzersizin çok çok önemli olduğunu belirterek başlamalıyım tavsiyelerime!

Tabiki bu konuda  dikkat etmeniz gereken önemli noktalar var!Örneğin;daha önce hiç spor yapmamışsanız ve hamile kalır kalmaz fazla kilo alma endişesiyle kendinizi spora adarsanız bu ciddi sorunlar doğurabilir.

Vücudunuz size  neyi yapıp ,neyi yapmayacağınızı söylüyor aslında önemli olan o sese kulak verip tavsiyelerini dinlemek!Bir yandan bu şahane dönemin tadını çıkarmak diğer yandan da doğum yaklaşırken bu süreçte  kendinizi daha iyi hissetmek için egzersiz yapmanızı tavsiye ederim.


Hamile öğrencileri olan ve hamilelik sürecini bizzat yaşamış  bir eğitmen olarak ,bu döneme dair birçok deneyimim oldu.Öncellikle eğer daha önce düzenli olarak spor yapmıyorsanız ,gebeliğin ilk  üç ayında spora başlamamalısınız!

Vücudunuz bebeğinizin beslenmesini sağlayan plesantayı oluştururken çok fazla enerji sarfetttiğinden, bu dönemde spor yapmak sizin bedeninizi olduğundan  daha fazla yorulmasına sebep olacaktır bu sebeple egzersize başlamak için en  güzel  zaman 14.haftadır!

Bir eğitmenden ders almanız şart değil tabiki ancak 14.haftadan itibaren kendinizi nerede ve nasıl rahat hissediyorsanız orada çalışabilirsiniz önemli olan daha önce söylediğim gibi vücudunuzu dinlemeniz halinde o size doğru yolu gösterecektir.

Hamilelik döneminde yapabileceğiniz  en risksiz ,en güzel egzersizlerden biri yürüyüştür!
Hergün yarım saat yürümek hem bacak kaslarınızı güçlendirerek kilonuzu korumanıza yardımcı olurken hem de kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlayacaktır.
Bunun yanısıra  olabildiğince hareketli olmak,asansör kullanmak yerine merdiveni tercih etmek ,bebeğinizin varlığını unutmadan  günlük yaşantınıza devam etmek faydalı olacaktır.


Doğum sonrasında ise en çok ihtiyacınız olan,sağlıklı bir sırt bölgesi!
Nedenine gelince ,emzirirken göğüs  kaslarınız güçlenir ancak sırt kaslarınız zayıflar bu nedenle sırt ağrılarından şikayet edenler çok fazladır.

Buna önlem olarak hamilelik döneminde ,thera-band kullanarak sırt kaslarınızı güçlendirip karnınız büyüdükçe ağırlık merkezi değişen vücudunuzda sırt ağrıları oluşmasını engelleyebilir hem de lohusalık dönemi için hazırlık yapmış olursunuz!
Hamilelik döneminde bir başka spor alternatifi de yüzme sporudur.Çok iyi bir cardio çalışması olduğundan özellikle sırtüstü yüzmek kilonuzu korumanızın yanısıra  bel ve sırt ağrılarınıza  iyi gelecektir.

Gelelim "Hamileyken pilates yapılır mı?"  sorusuna...
Kesin ve net cevabım;pilatesi uzmanıyla beraber kendinizi zorlamadan yaparsanız size faydaları saymakla bitmez..
İkiz bebek bekleyen anne adayları için de aynı şekilde vücudunuz sizi zorlayan hareketlerden kaçınmanızı sağlayan bir alarm sistemine sahip bu noktada size düşen yalnızca içinizden gelen duygu ve düşünceleri önemsemek...


DOĞUM SONRASI EGZERSİZ

Doğum sonrası egzersiz için çok aceleci davranmamakta  fayda var ..Zira ben,aktif spor yaşantımın getirdiği heyecanla biraz aceleci davrandım ancak bu benim için hiç iyi olmadı.

Bir spor egitmeni olarak bunu bilmeme rağmen kendimi fazla zorladığım için göbek fıtığı oldu ve  bunun tek çaresi malesef ameliyat!
İnanin doğumdan daha zor oldu benim için.
Hani bebeğin 40'ı çıksın diye beklenir ya işte aslında bu süreç annenin de dinlenmesi için ,kendini toparlaması ve bebeğine alışması için oldukça önemli bir süreç!Elbette bu tavsiyem hiç evden çıkmamanız yönünde değil ama aktif spora başlamak için sabırlı olmakta fayda var!

Sezaryan doğum yapanların ise yaklaşık 4ay beklemesi daha doğru olacaktır.

Hamilelik ,doğum,emzirme,uykusuzluk bunların herbiri birbirden daha  zorlu ama bir o kadar da güzel süreçler...Kendinizi iyi hissettiğinizde spora başlamayı ihmal etmeyin hatta bebeğinizle bu zamanı eğlenceli hale  getirmeniz için de farklı alternatifler geliştirebilirsiniz!Asla kendinizi bu noktada ihmal etmeyin!

22 Nisan 2014

"Bebeğimin Listesi" ile hediyeleri anne seçiyor!





Geçtiğimiz pazartesi günü Bebek'te keyifli bir buluşmaya davetliydim.Türkiye'nin ilk online baby shower bebek hediye listesi olan "bebeğimin listesi" isimli e-ticaret sitesinin açılış kutlaması niteliğindeydi.






Special design for Defne ve Derin by GeCe