Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

31 Aralık 2013

Bir kel bebek bizde kavga sebebi

Erkek kardeşim ,Defne ve Derin'e bundan birkaç ay önce ToyzzShop tan bir sarı saçlı biri kel iki farklı  bebek almıştı!


 




O döneme kadar pek çok zaman kıyafetleri aynı almamıza rağmen oyuncakları hep farklı alıyorduk ki en azından paylaşmaya biraz olsun alışsınlar ancak bu bebek mevzusu işleri değiştirdi!

Yaşları ilerledikçe farklı olan her türlü oyuncak ve kıyafet bizim evde gitgide sorun olmaya başladı;paketleri ilk açtıklarında sarı saçlı bebek çok popülerdi kafasına tokalar takıldı ,saçı toplandı falan ancak her ne olduysa bir dönem sonra kel olan bebek kapışılan bebek oldu!

Biri bir ayağından çekiyor diğeri diğer ayağından derken aynısını arıyordum ancak malum oyuncak mağazasında iki çocukla özellikle belli başlı bir ürünü aramak çok akıllıca değil her seferinde amaçtan saptık bebeği bulamasakta farklı oyuncaklar ya da kitaplar alıp çıktık.

Geçtiğimiz cuma günü ToyzzShop internet sitesinde  tüm bebeklerin olduğu sayısız bebek seçeneği sunan BEBEKLER kategorisi  içinde  bu kel bebeği bulup sipariş verdim ,dün paket ofis adresime ulaştı, akşam paketi ellerine verdiğimde önce şaşırdılar,sevindiler ama bu sefer de yeni olanı kapışmaya başladılar :))


Neyse ki ;kavga kısa sürdü bugün bebek kapışma mevzusu sona erdi hatta Defne ve Derin'le birlikte benim ofisime kel bebekleri de misafir geldiler!


28 Aralık 2013

İkiz Anneleri Anlatıyor 12 - Gülsev Çağlayan

İkiz annesi gebelik ve doğum hikayelerinde bugün blogda İpek ve Aslan 'ın annesi Gülsev var!

ikiz sahibi olduktan sonra hayatındaki değişiklikleri  ,İstanbul'da ailesinden uzakta bebekleriyle yaşadıklarını paylaşıyor ...

İkiz bekleyen anne adaylarına da güzel bir tavsiyesi var üstelik :)





1) İkiz bebek beklediğini ilk öğrendiğinde neler hissettin?Ailenle ve sevdiklerinle bu haberi nasıl paylaştın?

Doktorum ilk görüşmede böyle bir ihtimalden bahsetmişti ancak  biraz bekleyelim demişti, biz de çok ihtimal vermedik, ailemde benim bildiğim ikiz yoktu!

Ama itiraf edeyim eşimle ilk konuştuğumuz şey bakıcı meselesi oldu.
Biraz zaman geçtikten ve iyice emin olduktan sonra ailemizle paylaştık bu haberi işte o zaman öğrendim ki, bir üst nesil ikizlerle doluymuş, şans bizi bulmuş!


2)İkiz gebeliği hem psikolojik hem de fiziksel açıdan oldukça zor,senin gebelik dönemin nasıl geçti?Herhangi bir sorun yaşadın mı?

Psikolojik olarak rahattım ama fiziksel olarak çok zorlandım. İlk aylardaki bulantı 9 ay boyunca sürdü ve hamilelik astımı tetikledi bende. Böylece 9 ayı nefes alamadan ve en ufak kokuda tıkanarak geçirdim maalesef.


3)Kaçıncı haftada, ne şekilde dünyaya geldiler?Planlı mı yoksa sürpriz bir doğum mu oldu?


38. haftada planlı bir şekilde doğdular .Bana kalsa daha dururlardı, ama doktorum acil bir durumla karşılaşmak istemediğinden 10 ağustos 2012'de bebeklerime kavuştum.Aslan 1.750kg ,İpek 2.250kg ağırlığında dünyaya geldiler!



4)Doğum sonrası "lohusalık dönemi" nasıl geçti ?Gebelikte aldığın kiloları verebildin mi?

Lohusalık döneminden pek birşey anlamadım, Aslan bir hafta küvözde kaldı, zor bir dönemdi, sonrasında da onların öz bakımlarıyla uğraşmaktan o lohusa cinleri bana pek yaklaşamadı. Hamilelik boyunca zaten 13 kilo aldığım için vermem pek uzun sürmedi, doğumdan sonra hep eski kıyafetlerime girebildim.




5)Bebeklerin beslenme protokolü nasıldı?Anne sütü ,devam sütü takviyesi ???

İpek, yumuşak damak yarığıyla doğduğu için, emmesi mümkün değildi!

Aslan da ilk hafta kuvözde kaldığı için mecburen sağarak verdim ilk başlarda, sonra Aslan  meme emdi, İpek özel biberonuyla devam etti. Tabi formül süt takviyesi de yaptık mecburen. Aslanda da reflü vardı o yüzden beslenmeleri hep problemliydi o dönemde.


6)Bebeklerin ne kadar süre senin odanda yattılar?Kendi odalarına ne zmn geçtiler ?
ikisi aynı odada mı ayrı odada mı yatıyorlar?


Pek fazla aynı odada yatmadık biz 3,5 aylıklarken eski evimize sığamadığımıza kanaat getirdik ve daha geniş bir eve taşındık. Böyle olunca da yeni evde ikisi de bebek odasında, ayrı yataklarda yatmaya başladılar. 1 yaşına kadar bu  böyle devam etti, ama daha sonraki günlerde Aslan,  İpek'i uyandırdığı için, ayrı odaya çıkardık. Halen  öyle devam ediyoruz.


7)Sana göre "İkiz annesi" olmanın ,en özel ve en zor yanları nelerdir? İkiz annesi olduğun için kendini farklı hissettiren hadiseler yaşadın mı?

İki çocuğu aynı anda büyütmek tabi ki zor, hele ki ilk bebeklerinizse. Beslemek ve altlarını temizlemek zaten bütün zamanınızı alıyor, aynı anda ağlayan iki bebek olduğu gibi, size gülen ve anne diyen iki bebeğiniz var.

Biz de diğer ikiz aileleri gibi dışarı çıktığımızda her yerde ilgi çekiyoruz, oturduğumuz sitede de oldukça popüleriz :)



8)İkiz annesini en zorlayan mevzuda yani iki evladına da her anlamda eşit davranabilmek için kendince izlediğin bir yöntem var mı?Vicdan terazisi denen his sence gerçek mi?


Hamileyken ikiz büyütmekle ilgili bir seminere katılmıştım, oradaki pedagog " eşitlik için kendinizi hırpalamayın, ihtiyacı olanın yanında olun " demişti. Ama söylemde bu kadar kolay olsa da ne zamanki vicdan terazisi çalışmaya başlıyor,işte o anda   hırpalanan sadece anne oluyor.

Bazen biriyle daha çok, diğeriyle daha az ilgilenebildiğim zamanlar oluyor ama bu demek değil ki diğeri ihmal ediliyor. her ikisinin de tüm ihtiyaçları karşılanıyor, sevgiye de ilgiye de doyuyorlar. ben ikisinin de ayrı kişilikleri ve ihtiyaçları olduğunu kabul etmeye çalışıyorum. birisi tek başına daha güzel oynarken, diğeri benimle oynamaktan hoşlanabilir ya da biri az yerken diğeri çok yemek yer. Benim için önemli olan herbirinin ihtiyaçlarını karşılayabilmek, ikisine aynı davranmak değil. İpek'le başbaşa yaptığımız ayrı aktiviteler, Aslan'la yaptığımız bambaşka aktiviteler var.


9)Ailende bebeklerin bakımına yardımcı olan kimse varmı ? Yardımcı çalıştırma konusunda ne düşünüyorsun?


İlk aylarda bir yardımcımız vardı, ama pek memnun kalmadık kendisinden daha sonra 7-8 ay annem ve kayınvalidemin desteği ile baktık bebeklere. 10.aydan itibaren ise sadece yardımcımız ve ben varım. en kolayı böyle bence, tabi size uyan bir yardımcı bulabilirseniz.

Sanırım çocuklar ilkokulu bitirene kadar da hayatımızda hep  birileri olacak !

10)İkizlerden sonra,sen özel yaşamına nasıl devam ediyorsun?
işhayatından tamamen çıktın mı? Çalışıyor musun? Sosyal yaşamın neresindesin?
Yoksa senin için halen duş almak ve kahve içmek büyük bir lüks mü?


Henüz İpek ve Aslan'a hamileyken işimi home office 'e çevirmiştim, halen de öyle devam ediyorum. Ben ailemle aynı şehirde yaşamıyorum, bebekleri bırakacak kimsem yok, tek bir yardımcım var şu anda. o yüzden evden çalışmak harici bir alternatifim yok ama yavaş yavaş tempoyu arttırıyorum. çocuklar kreşe başlayana kadar böyle devam edecek sanırım, ama bazen çok güzel projeler kaçırıyorum, üzülüyorum.

Çok şükür duş alıp, kahve içebiliyorum, 2-3 saat toplantıya ya da alışverişe gidebiliyorum nadir de olsa.


11)İkizlerle yaşama tam olarak alıştın mı? Gürültülü bir sabaha uyanmaya,kalabalık bir masaya oturmaya ve birden fazla çantayla dışarı çıkmaya hatta araba yolculuğuna ,tatile ,her türlü seyahate adapte olabildin mi?

Bizim için şimdilik tatil demek, yazlık demek. Bu yazı yazlıkta geçirdik, çocuklar çok mutluydu! Yolculuk konusunda ise, ben ikizler ve bakıcılarıyla istanbul-kuşadası arası tek başına araba kullanan biri oldum.İkizlerden sonra insan sınırlarını zorluyor...


12)İkizler için bebek arabası marka ve modeli tercihin nedir?İkiz arabası mı iki ayrı puset mi?

Ben doğumlarından beri Maclaren twin techno kullandım, halen de kullanmaya devam ediyorum. ben ikiz arabası tercih ettim çünkü çok sık ikisiyle birlikte dışarı çıkıyorum, asansöre sığması da bu modeli tercih etmemde en önemli etkendi.

Bir de boba carrier, oldukça hayat kurtarıcı bir ürün ,çok sık kullandım İlk aylarda  daha küçüklerken, birini bobaya atıp, dışarıdaki tüm işlerimi rahatlıkla hallediyordum.


13)İkiz sahibi olduğunu duyanların genellikle biraz şaşkın biraz da acıyan ifadeleri için ne düşünüyorsun?

Acıyan insanları anlayamıyorum, daha doğrusu önce bir güzel söz söylemeden, "Allah kolaylık versin!", "Ay siz kafayı yemişsinizdir şimdi"

Evet bunu bile  dediler sokakta bizi gören insanlar! Evet tek bebek annelerine göre işimiz zor ama asla acınacak halde değiliz!



14) "Tek çocuk hiç çocuk" cümlesi senin için ne ifade ediyor?


Şimdi buraya ne yazsak, tek çocuklular kızacak ama öyle gerçekten. tek çocuk çok kolay, ne kadar zor bebek olursa olsun, tek başınıza herşeyi yapabilirsiniz. ama ikizlerle yapamazsınız, kimse kendini kandırmasın.



15)İkiz bekleyen anne adaylarına tavsiyen :)

iyi bir bakıcı bulmaları, mümkünse ailelerine yakın bir yere taşınmaları ve anneleriyle iyi geçinmelerini tavsiye ederim. Bir de henüz hamileyken bol bol ayaklarını uzatıp dinlensinler, uyusunlar :)


26 Aralık 2013

Morhipo'dan kız kardeşler geldi!

Fikirdenkler Deniyor -Morhipo online alışveriş deneyimi için  bilgisayarın başına oturduğumda , aklımda tam da yılbaşı yaklaşırken aslında şu meşhur kar kürelerinden bir çift almak vardı lakin baktım ,çıktım sonra kendimi çocuk oyuncak kategorisinde buldum bakındım çıktım derken kendimi bambaşka yılbaşı hediyeleri arasında buldum uzunca bir süre rengarenk ürünleri inceledim ve sonuç mu ?

Nasıl olduysa kendimi Ev&Yaşam kategorisindeki dekoratif aksesuarlar kısmından bibloyu sepete atarken buldum!

Uzun zamandır bakıp beğendiğim ama hep onu mu alsam bunu mu alsam dediğim birbirinden güzel Willow Tree biblolarından birini Morhipo 'dan sipariş verdim!

Hepsine farklı farklı ifadeler yüklenmiş olsa da birşeyler beni bu "Kalpten Kız Kardeşler " (Sisters By Heart ) figürünü  almaya itti.

İçinde elele tutuşmuş bu minik kız kardeşlerin bulunduğu büyülü paket yanında bir minik gül lokumu ile bu hafta içinde ivedilikle ve sapasağlam  elime ulaştı!
Satın alırken beni en çok etkileyen bu ürünün açıklamalarında yeralan "kelimelerle anlatılmayacak hediyeler kategorisinde" ifadesiydi!



 
İtiraf ediyorum halen aklım kar kürelerinde yılbaşının büyüsüne kapılıp her an  onlardan da sipariş verebilirim :)

Şayet siz de yılbaşı alışverişinizi halen tamamlamadıysanız her yaşa ve herkese göre pekçok farklı  ürün kategorileri  arasında online alışverişin keyfini sürmek için halen geç kalmadınız lakin süre daralıyor elinizi çabuk tutun özel yılbaşı kataloğundaki hediye önerilerine gözatmayı unutmayın derim!

Herkese şimdiden iyi seneler!!!
 

İlk Param'la çocuğunuz büyüdükçe parası da büyüyecek.

Çocuklarına iyi bir gelecek hazırlamak isteyen anne-babalar için Yapı Kredi’nin yeni bir ürünü var: İlk Param

İlk Param, çocuğunuzun her adımında onunla beraber büyüyecek uzun dönemli bir birikim hesabı... İlk Param ile 0-18 yaş arası çocuklarınız adına şimdiden birikim yapmaya başlayabilirsiniz.

Çocuklarınızın gelecekteki ihtiyaçları için şimdiden birikim yapmaya başlamak isterseniz, İlk Param bunu oldukça kolay bir hale getiriyor. İlk Param’a Yapı Kredi kredi kartlarınızdan otomatik ödeme talimatı vererek, çocuğunuzun geleceğini garanti altına alan paranın kendi kendine birikmesini sağlayabilirsiniz.

İlk Param’ın Özellikleri

- İlk Param ile şimdiden çocuklarınız adına düzenli birikim yapabilirsiniz.
- Ortak hesap açarak sevdiklerinize İlk Param hediye edebilirsiniz.
- Belirleyeceğiniz tarih ve sıklıkta, belirleyeceğiniz miktarda düzenli birikim talimatı verebilirsiniz.
- Vadesiz hesaptan düzenli alım talimatı verilebildiği gibi, Yapı Kredi kredi kartlarından da düzenli birikim talimatı verebilirsiniz.
- Ara Ödeme fonksiyonu ile toplu olarak tek seferde ödeme de yapabilirsiniz.

Sevdiklerinize İlk Param hediye edin.

İlk Param’ı yalnızca kendi çocuklarınız için değil, yakınlarınızın çocukları için de açtırabilirsiniz. Böylece hem onlara unutulmaz bir hediye vermiş hem de yeni doğan bebeğin geleceği için birikim yapmaya teşvik etmiş olursunuz.

Neden İlk Param?

Uzun vadeli birikim imkanı sağlayan ilk Param %100 YFAK2 fonu içermektedir. YFAK2 fonu, esnek portföy yapısıyla gerek bono, gerek hisse senetleri piyasasındaki getiri fırsatlarını değerlendirir. Fonun amacı uzun vadeli yatırımların enflasyon karşısında değer kaybetmesine engel olarak enflasyon üzerinde getiri sağlamaktır. Fon yönetiminde yatırım yapılacak sermaye piyasası araçlarının seçiminde nakde dönüşümü kolay ve riski az olanlar tercih edilir. Uzun vadeli yatırım perspektifine sahip yatırımcılara uzun vadede orta risk seviyesi ile yüksek getiri elde etme imkanı sağlar.

Detaylı bilgi için tıklayınız.

yapi-kredi-ilk-param

Bir boomads advertorial içeriğidir.

24 Aralık 2013

Biberonu nasıl ve ne zaman bırakmalı???

Malum emziği bırakalı bugün tam 1ay oldu! Defne ve Derin de buarada 2.yaşlarını doldurdular!

24 kasım  akşamı ani bir kararla nasıl bıraktığımızı paylaşmıştım.Okumak isteyenler tıklasın!

Evet! Şimdi sıra geldi biberona :)

Tabiki emzik ve biberonun işlevleri  bambaşka biliyorum ama yine de bu süreçten  iki çocukla gözüm korkmuyor diyemem!

Biberonu öğlen ve gece uykusuna yatarken olmak üzere toplamda bir gün içinde 2kez kullanıyorlar!
Bu sayı kolaylıkla bırakılabilir gibi düşündürse de biberonu bırakınca pekçok çocuğun süt içmeyi bıraktığını duyduğumdan bu konuda kararsızım!

Defne ve Derin ilk doğduğu dönemden 1yaşına gelene kadar önce cam ardından plastik  Chicco biberon kullandık,sonraki dönemde ve halen  kullandıklarımız ise Avent Natural serisinden plastik olanlar.

İlk aylarda sterilizatör kullanarak ,halen de kaynatarak temiz tutmaya geyret etsekte malum plastikler cam olanlara göre  inanılmaz kötü kokuyor!

Ancak tehlikesi nedeniyle uzun zamandır cam kullanmak gibi bir şansımız yok malesef!

Anne sütü emmeyi çoktan bıraktıkları için ve halihazırda su ,meyve suyu vs.gibi içecekleri bardak ya da pipetle içebildikleri için açıkçası bazen neden olmasın diyorum bazen de akışına bırak diyorum!

Lakin bu konuda tecrübelere kulak vermeye çok ihtiyacım var çünkü doğru zamanlama konusunda oldukça kararsızım!
Biberonu bırakınca uykuya dalma kabusa dönüşür mü? ya da süt içmeyi reddederler mi ?

İşte bu konuda bana fikir verecek olanlara şimdiden minettarım :)


23 Aralık 2013

"Çocuk İstismarı Konusunda Yapabileceklerimiz" *ortak yayın!

Online Anne 'den Melike ve Pınar'ın Çocuk istismarı konusunda çocuklarımıza öğretebileceklerimize dair bilgileri içeren hazırdıkları özel bir kitapçığa dair ortak yayın  yazısıdır!

 Çocuk İstismarını Önleme Konusunda Çocuk Güvenliği Aktivite Kitabı ;

Çocuk istismarı her ülkede önlemler alınmasını gerektiren bir sorun olarak karşımızda. Bu konuda çalışan uzmanlar fiziksel istismarın çok daha yoğun olduğunu, çocuklarımızın yarısının fiziksel istismar yaşayarak büyüdüğünü, istismarın yanısıra çok yaygın bir ihmal konusunun olduğunu vurgulamaktalar. Her 3 kız çocuktan 1’inin cinsel istismara uğradığı ve bu verilere çocuk gelinlerin dahil edilmediği bir ülkemiz var.
(http://www.radikal.com.tr/turkiye/turkiyede_her_bes_cocuktan_biri_cinsel_istismara_ugruyor-1161744).)
Buna karşılık Türkiye’de çocuk istismarının önlenmesine ilişkin sesler her geçen gün biraz daha artıyor. Bu sadece Türkiye’nin sorunu değil; yurtdışında da bu konuda farkındalığın artmasına yönelik çalışan pek çok organizasyon var. Bundan bir süre önce yurtdışında yaşayan iki Türk anne, çocuklarının devam ettiği devlet okulunun yönlendirmesi ile, çocuklarının ve kendilerinin çocuk istismarını önleme konusunda bilgilendirilmesini içeren bir programa dahil oldular.

Bu programın (www.thechildcenter.org) çok yararlı olduğunu düşündükleri için bu süreci detaylı olarak bloglarına (www.onlineanne.com) taşıdılar. Ailelerin ve çocukların istismar konusunda bilmesi gerekenler konusunda çok aydınlatıcı buldukları bu programın gelir seviyesinden bağımsız Türkiye’deki her çocuğun da hakkı olduğunu düşünüyorlar. Türkiye’de böyle bir programın, en azından bahsedilen çocuk aktivitelerinin yararlı olacağını düşünen öğretmenlerden, annelerden, hatta kurumlardan kaynaklara ulaşmak isteyen mailer aldılar. Bahsettikleri programdaki tüm bilgiler İngilizce ve Almanca olduğu için de bu bilgileri ellerinden geldiği kadar Türkçe bir içerik altında toplamaya çalıştılar. Böylece çocuklar ve ebeveynler için çocuk istismarı hakkında çocuklarımıza öğretmemiz gerekenleri içeren Türkçe bilgilendirici aktivite kitabını herkesin kullanımına açtılar. Bu kitapçığın amacı, Türkiye’de büyük eksikliği bulunan bir alanda, bütçesi olan, geniş kapsamlı, devlet destekli, kurumsal bir proje ile somut adımlar atılana kadar, ebeveynlerin kendi çocukları için kullanabilecekleri bilgilendirici bir Türkçe konuşma malzemesi yaratmak. Kullandıkları referanslar kitapçığın en arkasında yer almakta. Bu kitapçığı buradan

(http://www.onlineanne.com/2013/12/09/ola-ile-onbes-dakika-cocuk-istismari-guvenlik-aktiviteleri/)

indirebilirsiniz.
 



"Bu kitap nereden çıktı" konulu yazıların linklerini de aşağıda bulabilirsiniz. Bu iki anne ulaşabildikleri herkesten “Bu kitapçığı beğenirseniz yayın”, “Beğenmezseniz bize neden beğenmediğinizi bildirin” ricasında bulunuyorlar. Ayrıca benzer bir projeyi daha küçük bir yaş grubu için uygulamaya koyan Kırmızı Biber Derneği’ni de

(http://www.kirmizibiberdernegi.org/ketenhelvaprojesi.htm)


destekleme çağrısı yapmaktalar. Bu kitapçığı çocuğunuzun algısına, yaşına, ihtiyaçlarına uygun olarak, zamanı geldiğini düşündüğünüzde, ister tek tek sayfalar halinde; isterseniz bir seferde bir 15 dakikanızı ayırarak kullanabilirsiniz. Bu konuyu sadece cinsel taciz boyutunda değil, çocukların kendi haklarını ve hakları ellerinden alınırsa yapabileceklerini öğrenmesi olarak düşünmek mümkün. Ve bunu aileler de, öğretmenler de çocuklara öğretebilir. Elde olan bu kaynağı kendi filtrelerinden geçirerek çocuklarının gelişim düzeyine ve ihtiyacına göre kullanmak ailelerin insiyatifine kalmış. Ulaşabildiğiniz aileleri de bu kaynaktan haberdar etme kararı da sizlere… Yararlı görürseniz paylaşmanız, ama yararlı görmezseniz de “beğenmedik çünkü…” diye bir ses vermeniz dileğiyle…

Bu konudaki yazılar: Çocuk İstismarı Konusunda Çocuklara Öğretilmesi Gerekenler

(http://www.onlineanne.com/2012/11/18/cocuk-istismari-konusunda-cocuklara-ogretilmesi-gerekenler/) Çocuk İstismarını Önleme Konusunda Yapabileceklerimiz
(http://www.onlineanne.com/2013/12/09/cocuk-istismarini-onleme-konusunda-yapabileceklerimiz/) OLA ile Onbeş Dakika: Çocuk İstismarı Güvenlik Aktiviteleri (http://www.onlineanne.com/2013/12/09/ola-ile-onbes-dakika-cocuk-istismari-guvenlik-aktiviteleri/) Çocuk Güvenliği Aktivite Kitabı hakkında sık sorulan sorular (http://www.onlineanne.com/2013/12/12/cocuk-guvenligi-aktivite-kitabi-hakkinda-sik-sorulan-sorular/)


21 Aralık 2013

İkiz Anneleri Anlatıyor 11 - Esin Eralaybey Kezan

İkiz gebelik ve doğum hikayelerinde bugün ,benim gibi iki kız annesi olan sevgili Esin paylaşıyor yaşadıklarını!!!

İzmir'de yaşayan , Doğa ve Mira'nın annesi , yepyeni bir ikiz hikayesi ile karşınızda!!!





1)ikiz bebek beklediğini ilk öğrendiğinde neler hissettin? Ailenle ve sevdiklerinle bu haberi nasıl paylaştın?

Çocuk sahibi olmaya karar verdikten sonra 1 yılık bir deneme sürecinin ardında hala bir netice alamayınca eşimin ve özelikle de benim “acaba olmayacak mı?” stresi daha da artmıştı. Aslında görünürde bir problem yoktu ama” o acabalar” durumu daha da zora sokmaya başlamıştı . Bizde doktorumuzla görüşüp daha fazla uğraşmak yerine, tüp bebek denemesi yapmak istediğimizi belirttik ve sonuç bingo!! ilk deneme sonunda ikizlerime hamile olduğumu öğrendik . Planlı olduğu için sürpriz olmadı ama çok heyecan vericiydi “ o 2 keseciği görmek!” . Hayatım boyunca öyle bir mutluluk yaşamadım...



2)İkiz gebeliği hem psikolojik hem de fiziksel açıdan oldukça zor, senin gebelik dönemin nasıl geçti? Herhangi bir sorun yaşadın mı?

Hamilelik sürecim iyi başladı, mide bulantım hiç olmadı, hatta migrenim- troid hormonlarım bile normal seyrinde gitti .

Çok pozitif bir hamilelik geçirdim her açıdan fakat çalıştığım için 25. Haftadan sonra işe gidip gelmekte, masa başında 9 saat oturarak çalışmakta zorlandım.Bu sebeple doktorumla görüştükten sonra aldığım heyet raporu ile evde istirahat dönemim başladı.

Ta ki 33.hafta nın son gününe kadar yine her şey normal gidiyordu. 14 Eylül sabahı kalktım ve bir tuhaflık hissettim, hemen doktorumu aradım.

Doktorum hemen kontrol için çağırdı, muayene sırasında rahimde 2cm. açılma olduğu tespit edildi ve o gün öğlen doğuma gittim.



3)Kaçıncı haftada, ne şekilde dünyaya geldiler? Planlı mı yoksa sürpriz bir doğum mu oldu? Bebeklerin doğum kilolarını paylaşmak ister misin?

Minik (prematüre) kızlarım 33.haftanın son günü, sezeryanla dünyaya geldiler ...
Saat 16:50- ve 16:52 de 45cm uzunluğunda ve 2300 / 2100 kg ağırlığında aramıza katıldılar!

Sadece Doğa 15 günlük bir yoğun bakım süreci geçirdi. Akciğer gelişimi henüz tamamlanmadığı için bu durum zorunluydu. Aslında bundan sonrasındaki kısım yani evdeki bakım süreci daha zorluydu. Prematüre süreci, yoğun bakımdan eve taburcu edildiğinde de özel bir bakım gerektiriyor. Bağışıklık sistemleri zayıf olduğu için uzun süre izole yaşadık, hijyen en çok dikkat ettiğimiz noktalardan biriydi. Emzirme saatlerimi, kaç cc aldıklarına kadar ayrı ayrı not aldık .. zor zamanlardı ama çok şükür geride kaldı..



4)Doğum sonrası "lohusalık dönemi" nasıl geçti ?Gebelikte aldığın kiloları verebildin mi?

Lohusalık dönemim aslında o an pek anlamasam da zorlu geçti. 2 kişiyken 4, hatta annelerle birlikte 6 kişi oluvermiştik.. ilk zamanalar pazar günleri arada 2-3 saat eşimle kaçıp nefes alıyorduk ama sonra kızlar büyüdükçe onu da yapamaz olduk.. Lohusa sendromu bitmiş olsa da  bir süre sonra ben artık eski ben olmadığımı biliyordum !!

Gebelikte 14kg aldım ve 2 ay sonra 10kg  vermiştim bile.. Sanırım uykusuzluk, Doğanın yanımda olmayışının verdiği üzüntü ve emzirmemin etkisi oldu.. 
Ayrıca metabolizmam hızlı sanırım..



5)Bebeklerin beslenme protokolü nasıldı? Anne sütü ,devam sütü takviyesi ???

Emzirme saatlerimi, kaç cc aldıklarını,kaçta uyuyup uyandıklarına  kadar hepsini ayrı ayrı not alıyordum,anne sütü verebilmek çok önemliydi benim için! 5,5 ay süresince hem emzirdim hem de devam sütü ile takviye ederek geçti!
6. ayda ise  bunların yanısıra ek gıdalara başladık ..



6)Bebeklerin ne kadar süre senin odanda yattılar? Kendi odalarına ne zmn geçtiler ? ikisi aynı odada mı ayrı odada mı yatıyorlar?

Yatak odam iki bebek yatağını da alabilecek genişlikte olmadığından doğdukları günden 6.aya kadar kendi odalarında yattılar. Başucumdaki kameraden onları takip ediyordum, uyandıklarını görünce ben onların yanlarına gittim emzirmek için.

6.aydan sonra birbirlerini uyandırmaya başladıklarından daha sık uyananı yatak odama almak zorunda kaldım ama  18.aydan sonra yine odalarında, kendi yataklarında yatmaya başladılar.



7)Sana göre "İkiz annesi" olmanın ,en özel ve en zor yanları nelerdir? İkiz annesi olduğun için kendini farklı hissettiren hadiseler yaşadın mı?

ikiz annesi olmak, hem fiziksel hem de psikolojik olarak 2 hatta 3 kat güçlü olmayı gerektiriyor. Benim en zorlandığım nokta ilk zamanlardı diyebilirim prematüre bebekler olduğu için düzgün beslenmeleri için müthiş planlı olmam gerekliydi, neyse ki o dönemi çabuk ve alnımızın akıyla atlattık :)
Sonrasında  alışılıyor bu tempoya ve tabiki pratiklik kazanılıyor ..

En özel an diye bir şey söylemem mümkün değil.. Zorlu da olsa onların varlığı çok özel benim için..



8)İkiz annesini en zorlayan mevzuda yani iki evladına da her anlamda eşit davranabilmek için kendince izlediğin bir yöntem var mı?Vicdan terazisi denen his sence gerçek mi?

Bu duygu beni ilk doğduklarında öldürüyordu diyebilirim. Biri kucağımda uyusa diğeri uyuyamadı diye üzülürdüm .. "O an"ın  tadını çıkaramazdım pek.. sonra alıştım bu duruma ve o an hangisi kucağımdaysa onunla geçirdiğim anı sonuna kadar yaşamaya çalıştım.. Herkese de onu tavsiye ederim yoksa aklınızı yitirebilirsiniz!!!
Büyüdükçe azalıyor bu durum sanırım şimdi daha huzurluyum elimden geldiğince onlara yetmeye çalışıyorum.



9)Ailende bebeklerin bakımına yardımcı olan kimse varmı ? Yardımcı çalıştırma konusunda ne düşünüyorsun?

En büyük şansım ailem.. 
Sadece 8 ay kızlarımın yanında kalabildim,sonra işime dönmem gerekiyordu, en başından  beri annem ve kayınvalidem destek oldular .. 
ilk 2 ay kayınvalidem ve annem dönüşümlü kaldılar onlar olmasa muhtemelen çok daha zor olurdu herşey.. işe başladığımdan beri yine birer hafta arayla dönüşümlü olarak onlar bakıyorlar. Yardımcı çalıştırmayı çocuk bakımı için değil ama ev işlerine destek olmak olarak düşündüm hep, tabii ailem yanımda olduğu için bu böyle..


10)İkizlerden sonra, sen özel yaşamına nasıl devam ediyorsun?

Halen "özel"  yaşamımın pek olduğu söylenemez!
 Full time çalıştığım için geriye kalan zamanda çok az ve değerli olduğu için öncelik halen kızlarımda.. 
Yeni yeni , 1-2 saat kuaföre gitmeye , arkadaşlarımla kahve içmeye yada eşimle yemeğe çıkmaya başladım..
ikizlerle yaşamın en zor kısmı zaten birine muhtaç olma duygusu. Markete gimek için bile birine ihtiyacın olması bazen çok sinir bozucu olablir.

iş hayatından tamamen çıktın mı? Çalışıyor musun? Sosyal yaşamın neresindesin? Yoksa senin için halen duş almak ve kahve içmek büyük bir lüks mü?

Doğum izniyle birlikte toplamda 8 ay çalışmadım, sonra kaldığım yerden işe devam ..

Dediğim gibi sosyal yaşamın henüz çok başındayım :)



11)İkizlerle yaşama tam olarak alıştın mı? Gürültülü bir sabaha uyanmaya, kalabalık bir masaya oturmaya ve birden fazla çantayla dışarı çıkmaya hatta araba yolculuğuna ,tatile ,her türlü seyahate adapte olabildin mi?


Gürültü, aksiyon artık hayatımızın bir parçası, alışmamak mümkün değil :))

Artık 27 aylık sayılırlar şimdilerde kızlarla iletişim kurmak daha kolay ve keyifli ...
Artık sohbet edebiliyoruz kızlarımla..

Seyahat konusunda ise hiç sıkıntı yaşamadım ,ben ve eşim gezmeyi çok sevdiğimizden, onlar da arabada seyehat etmeyi seven çocuklar oldular hep ..

Eşim benim en büyük desteğim, sağ kolum ,dışarı çıkmamız gerektiği zamanlar ben kızları hazırlarken o diğer ihtiyaçlarını hazırlar,en fazla 1 saat içinde evden çıkmış oluruz.. bu anlamda uyumlu ve pratik bir çiftiz ..



12)İkizler için bebek arabası marka ve modeli tercihin nedir?İkiz arabası mı iki ayrı puset mi?

Bizim arabamız ufak olduğu için bagaja hangi araba sığıyorsa onu aldık açıkçası   Castello ikiz puset aldık ve hiç pişman  olmadık. Ayrıca Chicco CT 06 Puset Jaspe tekli pusetleri de var şimdilerde..




13)İkiz sahibi olduğunu duyanların genellikle biraz şaşkın biraz da acıyan ifadeleri için ne düşünüyorsun?

Benim hep etrafımda hayranlıkla bakan gözler oldu , belki bendeki pozitif yansımanın da etkisi olmuş olabilir bu duruma ...



14) "Tek çocuk hiç çocuk" cümlesi senin için ne ifade ediyor?

Kesinlikle katılıyorum!

İlk annelik deneyimini İkiz bebekle taçlandıran bir anne olarak, tek çocuk bakımı sanırım benim için çok kolay olurdu!!!

lütfen kimse darılmasın ama bunu anlamak için burada ne desem boş, bizi sadece BİZ anlarız!!!



Sağlık ve sevgi dileklerimle herkesin yeni yılını kutluyorum…

19 Aralık 2013

2013 İBS Anne -Bebek Fuarı'nda Yılın Annesi ...

Geçen yıl Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı'nda gerçekleşen fuarı da ziyaret etmiş ve yine burada paylaşmıştım!
Bu yıl tam da Mom-z buluşmasının olduğu çarşamba sabahı yağan kardan 2gün  sonra,13aralık cuma günü fuarı ziyaret ettik.Hakikaten geçen yıldan çok farklıydı öncelikle mekan çok daha konforluydu!
Geçen  yıl bebek arabasıyla gelenler için büyük işkence iken bu sene hem çok geniş bir alana konumlanmıştı hem de Anne-bebek fuarına gelecek bebekli ziyaretçiler düşülmüştü!

Açıkçası geçen yıla oranla markalar firmalar daha bir özenle hazırlanmıştı bazılarının nasıl hazırlandığını zaten dostlarımızdan haber almıştık.
Playdate Turkey ,Doğumistan ,Avent ,Tavsiye Evi ,Anneysen ve daha birçoğu ...

El emeği göz nuru ürünler satan ,girişimci annelerin standları da vardı ; hatta evimatölye 'den aldığım renkli keçeden yapılan elbiselerine uyumlu  saç bantlarını ikizlerin yaşgününde kullandım.

Sosyal Sorumluluk projeleri kapsamında fuarda yeralan tamamen gönüllülük esasına göre faaliyetlerini sürdüren Koruyucu Aile Derneği'nin standını ziyaret ettim.


Anneysen,standını ziyaret eden annelerin ruhunu okşamak adına fuarın en güzel sürprizini hazırlamıştı!
"yılın annesi" olarak  resim çektirdikten sonra hemen standta resmi basıp  buzdolabı magnetinin içine koyarak  küçük ama çok hoş bir hediyeyle uğurladı bizi Pınar ve Aylin!



 Doğumistan Doula Esra ve arkadaşlarının yeni oluşumlarının adı ;nefes ve yoga çalışmaları ,hamile masajları ve doula hizmeti almak için güvenle başvuralabilecek güleryüzlü bir adres!






Playdate Türkiye buluşmalarının evsahibesi sevgili Kokosh Anne Meltem ,Hürriyet Aile ile birlikteydi bu yıl ,her güne özel pekçok farklı etkinlikleri vardı çocuklar için!

Ayrıca aynı alanda Blogcu Anne Elif , "Annelik Her Zaman Toz Pembe Değil"  adlı kitabını imzalıyordu.


Yine yazmadan geçemeyeceğim profesyonel mermer fuarlarında her yıl katılımcı ya da ziyaretçi olarak bulunduğumdan ,bu fuarın henüz tam anlamıyla amacına ulaşması için sanırım birkaç sene daha geçmesi gerek çünkü ailelerin çocuklarıyla birlikte keyifle vakit geçirebilmesi adına restoran menüsünden tutunda bebek bakım odasına kadar pekçok şeyin revize edilmesi gerekir diye düşünüyorum!
Firmaların fuara sadece stand kurup ürün tanıtımı amaçlı  için değil aynı zamanda  direk kullanıcıya sunma ve yorumları değerlendirme amaçlı da katılma fikri oluşmadıkça perakende zihniyetinden öteye gideceğini sanmam!

17 Aralık 2013

Çocuklar İçin Ağız Bakım Rehberi

 
 
Çocuğunuzun sağlıklı ve temiz dişlere sahip olmasındaki ilk rol, size düşüyor. Ona fırçalama ve yeme alışkanlıklarını en iyi siz kazandırabilirsiniz. Bu konuda eksikleriniz olduğunu düşünüyorsanız, bugünkü yazımızı size rehberlik edebilir.

Ağzı yeterince büyüdüğünde çocuğunuz nihayet 20 küçük dişe ve daha sonra 32 büyük dişe sahip olacak. Bütün çocuklar farklıdır ve bu nedenle ilk küçük dişin çıkması en erken 3 aydan başlayarak 12 aya kadar sürebilir ve bu ilk çıkanlar çoğunlukla alt orta dişlerdir. 6 yaş civarında çocuğunuzun hayatı boyunca kullanacağı ilk kalıcı dişi çıkacaktır.


Küçük dişler büyük işlere yarar

70 yıldan fazla dayanacak kadar sağlam büyük dişlerin aksine farklı görevlerine uygun olarak küçük dişlerin daha ince diş mineleri ve daha küçük kökleri vardır. Küçük dişler çiğnemeye yardımcı olmanın yanında, konuşma yeteneğini geliştirmek, çene ve yüz gelişimini desteklemek gibi birçok farklı işe de yarar. Daha da önemlisi diş etinin içinde çıkmayı bekleyen büyük dişlerin yerini tutarlar. Küçük dişler düştüğünde ortaya çıkan boşluk büyük dişlerin düzgün çıkmasını sağlayarak sağlıklı bir yetişkin gülümsemesi yaratmaya yardımcı olur.




Fırçalama ritüeli

İki yaş ve altı çocuklar için özel üretilmiş dış fırçası ve macunu kullanımı, diş fırçalamaya alışkın olmayan çocukların rahat etmesini sağlar, küçük dişlerin sağlıklı gelişimini destekler. Küçük ağızlarda rahatça kullanılmak üzere tasarlanmış küçük uçlu ve yumuşak kıllı fırça tercih edebilirsiniz.

Sağlıklı yemek

Bebekler büyüdükçe tatları daha iyi ayırt etmeye başlar ve birçoğumuz gibi tatlı yiyeceklere yönelir. Oysaki bu tatlı besinlerde bulunan şeker, çocuğunuzun ağzındaki doğal bakterilerle reaksiyona girer ve dişlere saldırarak çürüklere yol açan zararlı asitler üretir. Eğer küçük dişler çürük yüzünden erken yitirilirse, çocuğunuzun büyük dişlerinin gelişimini etkileyebilir.

Dişçiyi ziyaret

Çocuğunuzun ilk dişinin çıktığı andan itibaren dişçiye gitmeye başlamalı ve dişçiniz aksini söylemedikçe her 6 ayda bir tekrar uğramalısınız. Dişçiyi düzenli olarak ziyaret etmek çocuğunuzun diş bakımında önemli bir rol oynar çünkü bu ziyaretler çocuğun bu yeni ve bazen de garip ortama alışmasını ve yıllar boyu sürecek iyi alışkınlıklar edinmesini sağlar.

3-5 yaş için

Çocuğunuz küçük dişlerinin tamamını çıkarmıştır. Sabah ve akşam tam 2 dakika fırçalama yapması önemli. Bu yaşlarda çocuğunuzun dişlerini sizin fırçalamanız gerekse de, fırçayı kendilerinin tutmaya başlamaları iyi olacaktır. Yaşına uygun bir diş fırçasının üzerine bir bezelye kadar çocuk diş macunu sürün.

6 yaş ve üzeri

Yaklaşık 6 yaşından itibaren çocuğunuzun ağzında küçük, büyük dişler ve boşluklar olacak. Bu sıralarda ilk yeni dişler diş etinin için den çıkmaya ve küçük dişleri sallandırmaya başlar. Sonra küçük dişler tamamen dışarı itilir ve geriye büyük dişlerin dolduracağı boşluklar kalır. Yeni çıkan büyük dişlerin minesi tamamen olgunlaşmamıştır ve bu yüzden çürüğe karşı savunmasızdır. Bu aşama gençlik yıllarına kadar sürecektir. Küçük dişlerini kaybetmek her çocuk için büyümenin önemli bir parçasıdır ve büyük dişlerin hayat boyu dayanması gerektiği için ağız sağlığında kritik bir dönemdir. 7 yaş civarında çocuğunuz diş fırçalama sorumluluğunu kendisi taşımaya hazır olmalıdır. Yine de dişini doğru fırçaladığını kontrol etmeniz önemlidir.

4 adımda diş bakımı

1. Çocuğunuzun yaşına uygun bir fırça ve macunla günde iki defa dişini fırçaladığından emin olun.
2. Nazik ve dairesel hareketlerle dişin bütün yüzeylerini temizlemesini sağlayın.
3. Çocuğunuzun dişlerinin günde dört defadan fazla şekerli yiyecek ve içeceklere maruz kalmamasına dikkat edin.
4. Çocuğunuzu düzenli olarak altı ayda bir kontrol için dişçiye götürün.

Bir kaç tavsiye

-Çocuğunuza gece boyunca içebileceği bir süt ya da meyve suyu şişesi bırakmayın, çünkü ağzında şişeyle uyumak dişlerine zarar verebilir.
-Çocuğunuza hipopotam ya da aslan taklidi yapmayı öğretin ki dişini fırçalamak için ağzını kocaman açsın.
-Eğer çocuğunuz yerinde durmuyorsa dişlerini fırçalamak için kucağınıza oturtun. Büyüyünce arkasında durmak da işe yarayabilir.
-Dişlerini kaybetmek ve ağzılarında boşluklar oluşması bazen çocukları üzebilir, o yüzden diş perisiyle bu durumu eğlenceli hale getirin.
-Meyve suyuna 10’da bir su karıştırarak dişlerine değecek asit oranını azaltın.
-Her 3 ayda bir ve her hastalıktan sonra diş fırçası değiştirmek fırçalamanın her defasında mümkün olduğunca etkili olmasını sağlar ve mikrop taşınmasını azaltır.

 
 


Bir boomads advertorial içeriğidir.

16 Aralık 2013

İkiz Anneleri Anlatıyor 10 - Sinem Toksoy

İkiz bekleyen annelere, gebelik ve doğum sonrasındaki dönem  hakkında fikir vermesi için o günleri geride bırakmış ikiz annelerinin hikayelerini paylaşmaya devam ediyorum!

Bu kez , gebelik sürecinde yaşadıklarını ve  ikizlerin sürpriz doğumu sonrasında hissettiklerini tüm içtenliğiyle anlatan iki minik adam Atlas ve Aras'ın anneleri sevgili Sinem karşınızda;





1) İkiz bebek beklediğini ilk öğrendiğinde neler hissettin?Ailenle ve sevdiklerinle bu haberi nasıl paylaştın?

Çok şaşırdık!
Çünkü böyle bir ihtimal aklımıza hiç gelmemişti. O ilk andaki şoku atlattıktan sonra endişeli bir 3 ay geçirdik.Doktorum ikiz gebeliğin zorluklarına beni hazırlamış ve dikkat etmem gerekenleri sıralamıştı. Ailemize ve sevdiklerimize haberi vermek için biraz ketum davrandık aslında. 3 ayın sonunda paylaştık. Ailede ilk olduğu için büyük bir şaşkınlık yarattı. 'Papazı buldunuz' diyen bile oldu :)


2)İkiz gebeliği hem psikolojik hem de fiziksel açıdan oldukça zor,senin gebelik dönemin nasıl geçti?Herhangi bir sorun yaşadın mı?

Ben psikolojik açıdan çok güzel bir gebelik geçirdim. Ancak fiziksel kısmı için aynı şeyi söylemem mümkün değil!Gebeliğim boyunca 2 kez kum döktüm, böbreğim büyüdü ve zaten varolan bel fıtığım sebebiyle sırt ve bel ağrılarım çok fazla oldu. Ama gebeliğim boyunca çok pozitif ve hareketli olmaya gayret ettim.


3)Kaçıncı haftada, ne şekilde dünyaya geldiler?Planlı mı yoksa sürpriz bir doğum mu oldu? Bebeklerin doğum kilolarını paylaşmak ister misin?

Gelmeleri tamamen sürpriz oldu. Bayram haftasıydı ve o hafta NST'ye bağlanmam gerekiyordu. Takip edildiğim klinik tatil sebebiyle kapalı olduğu için doktorum beni doğum yapacağım Ataşehir Şifa Hastanesine yönlendirmişti. NST sonucunda sancılarımın çok düzenli ve sık olması sebebiyle hastaneye yatmam gerektiği söylendi. 3 gün doğumu durdurmaya çalıştılar ancak minik erkeklerim gelmeye kararlıydılar. 34. haftada Atlas 2.268, Aras 2.252 olarak ailemize katıldı.



4)Doğum sonrası "lohusalık dönemi" nasıl geçti ?Gebelikte aldığın kiloları verebildin mi?

İkiz annelerinin lohusalık dönemini yaşayabildiklerini pek sanmıyorum. En azından benim için öyleydi. Bir anda kucağına 2 bebek birden veriyorlar ve sen sudan çıkmış balığa dönüyorsun. Etrafında her ne kadar senin için, hayatı kolaylaştırmaya çalışan aile büyüklerin olsa da alışma sürecini atlatana kadar dinlenmek o kadar kolay olmuyor. Gebelik kilolarına gelince, hayatımın en doğru beslendiğim dönemidir hamileliğim. O yüzden sadece 13 kilo ile tamamladım ve 10. günün sonunda 16 kilo vermiştim.



5)Bebeklerin beslenme protokolü nasıldı?Anne sütü ,devam sütü takviyesi ???

Belki delilik gibi görenler olabilir ama tekrar çocuk yapmak istememin en büyük sebebi emzirebilmek. Sütüm yeterli olamadı. Formül + anne sütü seklinde devam ettik.



6)Bebeklerin ne kadar süre senin odanda yattılar?Kendi odalarına ne zmn geçtiler ?
ikisi aynı odada mı ayrı odada mı yatıyorlar?

İlk 1 ay bizim odamızda aynı park yatağı paylaştılar. Odalarına geçirmiştik ki ; ikisi birden 45 günlükken bir operasyon geçirmek zorunda kaldılar ve bir süre daha odamızda yattılar. Şuanda ikisi aynı odada karşılıklı yataklarında yatıyorlar.


7)Sana göre "İkiz annesi" olmanın ,en özel ve en zor yanları nelerdir? İkiz annesi olduğun için kendini farklı hissettiren hadiseler yaşadın mı?

Bebek sahibi olmak, kendi canınından bir can dünyaya gelmesi kadar kutsal, özel başka birşey var mıdır bilmiyorum ,hatta düşünemiyorum.
İkiz annesi olarak bu duyguları 2 ile çarpıyorsun. Sana sarılan 4 minik kol ,gözlerinin içine bakan iki çift göz... Muhteşem !
Ama her zaman terazin eşit olmalı. Yemeklerini hazırlarken bile kendimi laboratuar çalışanı gibi hissediıyorum ki manevi boyutu bambaşka. Birini kucağıma aldığımda diğerinin bakışları bile vicdan azabından uyku kaçırmaya yetiyor.



8)İkiz annesini en zorlayan mevzuda yani iki evladına da her anlamda eşit davranabilmek için kendince izlediğin bir yöntem var mı?Vicdan terazisi denen his sence gerçek mi?

Sonuna kadar gerçek!
 İkisine de eşit davranabilmek için bedenin ve kalbin tamamen ikiye bölünüyor. Gün içinde Aras'la markete gittiysem alışverişimizi tamamlamadan döndüğüm oluyor. Kalan kısmını da Atlas'la tamamlıyoruz. İkisine eşit davranabilmek, ikisini de o gün dışarı çıkartmış olabilmek için böyle delilikler bile yaptığım oluyor.




9)Ailende bebeklerin bakımına yardımcı olan kimse varmı ? Yardımcı çalıştırma konusunda ne düşünüyorsun?

Ailem her zaman en büyük destekçim. İlk 3 ay bir yardımcımız yoktu. O dönemde annem ve kayınvalidem dönüşümlü olarak benim yanımdaydı ve çok şanslıyım ki; bana sonsuz destek olan bir eşim var. 3 ayın sonunda hem ev işlerine hem bebeklere yetişmenin imkansızlığıyla yardımcı çalıştırmaya karar verdik. Yardımcımız ilk 6 ay boyunca sadece ev işlerini üstlendi. Sonra yavas yavas çocukların düzenini de öğrettim kendisine.Artık evin düzeninin yanı sıra yetişemediğim,bir  nefese ihtiyaç duyduğum anlarda en büyük destekçilerimden biri de yardımcımız oldu. Sabah 09:00'dan akşam 17:00'ye kadar bizimle. Annenin ruhsal olarak iyi olması için yardımcının şart olduğunu düşünüyorum. Mutlu anne eşittir mutlu bebekler!




10)İkizlerden sonra,sen özel yaşamına nasıl devam ediyorsun?
işhayatından tamamen çıktın mı? Çalışıyor musun? Sosyal yaşamın neresindesin?
Yoksa senin için halen duş almak ve kahve içmek büyük bir lüks mü?

İş hayatıma hamileliğim öncesinde ara vermiştim ama yakın zaman içinde dönmek gibi planlarım var. Sosyal hayatımıza da kaldığımız yerden devam etmeye başladık 1. yılın sonunda. Ayda 1-2 kez eşimle mutlaka başbaşa çıkmaya gayret ediyoruz. Haftsonları gündüz mutlaka her şartta dördümüz beraber dışardayız.



11)İkizlerle yaşama tam olarak alıştın mı? Gürültülü bir sabaha uyanmaya,kalabalık bir masaya oturmaya ve birden fazla çantayla dışarı çıkmaya hatta araba yolculuğuna ,tatile ,her türlü seyahate adapte olabildin mi?

İlk aylar hayat hiç kolay olmadı çünkü Aras ve Atlas gerçekten çok zor bebeklerdi.Ama bebeklerin rutinini oturttuktan sonra herşey çok daha kolay oldu. Bir yerden sonra zaten daha pratik olmaya başlıyorsun. 8. aylarının sonunda uçak yolculuğu ile tatilimizi bile yaptık. Şuanda hiçbirşeyden geri kaldığımızı düşünmüyorum.



12)İkizler için bebek arabası marka ve modeli tercihin nedir?İkiz arabası mı iki ayrı puset mi?

İlk 6 ay ayrı pusetler kullandık. şimdi Maclaren Twin Techno kullanıyoruz.



13)İkiz sahibi olduğunu duyanların genellikle biraz şaşkın biraz da acıyan ifadeleri için ne düşünüyorsun?

Bazen o kadar saçma sorular geliyor ki cevap bile vermek istemiyorum.
En favori sorum 'Zor olmuyor mu?' 
Bilmiyorum ki!
 Daha önce tek bir bebek büyütmedim. Benim için normali bu. :)
İkiz annesi olmak,sanılanın aksine  hayattan soyutlanacağın bir çıkmazın içine gireceğin anlamına gelmiyor!Hayatta her konuda sana köstek olmak isteyenler olduğu gibi anneliğini de eleştirenler, demotive edenler karşına çıkıyor. Ama hayatın en büyük mucizesi olan hamileliği karnında iki can büyüterek yaşıyorsun ve kollarına 2 melek birden veriyorlar. Bundan daha büyük bir mutluluk olduğuna inanmıyorum... Bu yüzden de  insanların olumsuz söylemlerini duymazdan gelip yoluma devam ediyorum :)



14) "Tek çocuk hiç çocuk" cümlesi senin için ne ifade ediyor?

Bunu ilk kez 1-2 ay önce Aras ile yanlız dışarı çıktığımda deneyimledim. Çocuksuz çıkmak gibi birşeydi benim için :)


14 Aralık 2013

"Koruyucu Aile" olmayı düşünürseniz...

 


İstanbul Koruyucu Aile Derneği'nin  15 Aralık Pazar günü saat 11.00-13.00 arasında , Şişli Belediyesi Merkez Binası -Gayrettepe 'deki Seminer Salonunda özel bir sunumu var.
İstanbul'da ulaşmayı başarabildikleri Koruyucu Aileleri ve duyurular neticesinde Koruyucu Aile olmak nedir, olanlar ne yapmış gibi kafasında soru işaretleri  olan potansiyel koruyucu aileleri de bu konuda bilgilendirmek istiyorlar.

Katılmak isteyenler olursa ,Psikolog Tansu Oskay'ın da bu sahipsiz çocukların aileye adaptasyon süreci ve onlara özel ebeveynlik tutumları ile ilgili özel bir  sunumu olacak!Bu sunum öncesi ve sonrası dernek kurucusu olan koruyucu anneler de bilgilendirmeler yapacaklar.

Tamamen gönüllülük esasına dayanılarak yapılan bu bilgilendirmelerin amacı ,daha fazla sayıda çocuğun yuvalardan ailelere sahiplendirilmesi ve tabiki topluma kazandırılması!

18 yaşını dolduranların ,yuvalardan ayrılmak zorunda kaldığı düşünülürse  belki de koruyucu aileler hayatlarındaki dönüm noktası  konumundalar işte o sebeple oldukça önem taşıyan bu konuda yolunuz düşerse ibs anne-bebek fuarındaki standlarını da ziyaret edebilirsiniz!

İletişim için tel No:0533 2101540

12 Aralık 2013

İkiz Anneleri Anlatıyor 9 - Senem Uysal


Karlı bir aralık gününde içinizi ısıtacak,hayata ve ikizlerine sımsıkı tutunmuş güçlü bir ikiz annesinin doğum hikayesi var blogda!

Lorin ve Efe'nin hepinizin bildiği nam-ı diğer muffinlerin annesi sevgili Senem gebelik dönemi ve doğum sonrasında yaşadıklarını paylaşıyor!!!







1) ikiz bebek beklediğini ilk öğrendiğinde neler hissettin?Ailenle ve sevdiklerinle bu haberi nasıl paylaştın?

Çok şaşırdım iki tarafta da ikiz olmasına rağmen aklımdan hiç geçirmemiştim… Hatta doktoruma şaka yapıyorsunuz deyip elini itmişliğim var :)
Ailelerimizle hemen bu haberi paylaştık ,herkes önce şok oldu ama sonrasında şokun yerini sevinç çığlıkları aldı.


2)İkiz gebeliği hem psikolojik hem de fiziksel açıdan oldukça zor,senin gebelik dönemin nasıl geçti?Herhangi bir sorun yaşadın mı?

Psikolojik olarak çok rahattım bir sıkıntım yoktu ama fizyolojik olarak geçirilebilecek en sorunlu gebeliklerden birini geçirdim diyebiliriz.Bulantı,kusma,böbrek tası,kaşıntılar,kasılmalar…

Nefes alamıyordum. Sadece göbeğim şişiyordu ve bebekleri taşımakta çok zorlanıyordum.Zaten 37. haftada vücudum dayanamadı ve yüz felci geçirdim.Aman okuyan gebe adaylarının gözü korkmasın yılların hocası doktorum bile 'son yıllarda hiç bu kadar bu kadar problemli bir gebelik görmemiştim' demişti. Ben tüm bu saydıklarımı birarada yaşamşken ,bir kez kusmadan doğuma giden arkadaşlarım var.


3)Kaçıncı haftada, ne şekilde dünyaya geldiler?Planlı mı yoksa sürpriz bir doğum mu oldu?Bebeklerin doğum kilolarını paylaşmak ister misin?

37. haftada geçirdiğim facial paralize ile bir hafta öne çekildi doğumum.Hayattaki en büyük arzularımdan biri normal doğumla ikiz dünyaya getirmekti ama zaten bu şansımı tamamen kaybetmiştim. Eğer bunu beceremezsem bari epidural olsun diyordum.Felç hamilelikle vücutta ilerlediği için ve trombositim çok düşük olduğu için epidural anestezi şansım da olmadı.Neticede en istemediğim şekilde genel anestezi ile bebeklerimi kucağıma aldım.

Lorin 3 kg ağırlığında ve 50cm boyunda ,Efe ise 2790kg ağırlığında 49cm boyunda dünyaya geldiler!



4)Doğum sonrası "lohusalık dönemi" nasıl geçti ?Gebelikte aldığın kiloları verebildin mi?

Bu tarz dönemsel kavramlara inanmıyorum ben. İnsanlara sendromları çeşitli kalıp ve zamanlarla sunup bileşkelendiriyorlar kendileriyle sonra bu dönemde yapılan her şeyin bir ismi hakkı oluyormuş gibi oluyor.Tıbben kabul edilse de benim için 'lohusalık sendromu ' mantıklı değil.Hiç lohusalık yaşama fırsatım olmadı zaten.Sezeryandan 2 gün sonra tamamen ayakta ve koşturuyordum çoğu zaman dikişim olduğunu unuturak!


Genel olarak pozitif ve yapıcı biriyimdir. Beni bu süreçte en çok sarsan olay rahatsızlığım nedeniyle steroid kullanmam oldu. Bunun sütten bebeklere geçmiş olma ihtimali ile bizi oldukça yıprattılar.Netice itibariyle uzun süren araştırmalar sonucunda geçmediğine karar verdiler ama hayatımın hiç bir döneminde bebeklerin test sürecinde oldugu kadar üzüldüğümü hatırlamıyorum.… Gebelikte aldığım kiloları 1. haftanın sonunda kullandığım kortizona rağmen tamamen vermiştim.



5)Bebeklerin beslenme protokolü nasıldı?Anne sütü ,devam sütü takviyesi ???

İlk 4 ay neredeyse hiç mama almadılar günde bazen 30-60 cc arası mama takviyesi alıyorlardı. Sütümü genelde sağarak vermek zorunda kaldm çünkü Lorin tüm sütü tüketiyordu :)


4-12 ay arası anne sütü+mama takviyesi aldılar. Sağma işini büyük bir ciddiyet ve disiplinle yaptım şimdiye kadar ve çok emek harcadım.Yakın zamanda özgürlüğümü ilan etmeyi planlıyorum :) Bir de yeri gelmişken bu süt mevzusunu insanların gözlerine soka soka yapmaya çalısan kadınlardan hiç haz etmiyorum. Çok yakın arkadaşlarımın bebeklerine süt veremedikleri için ne kadar üzüldüklerini biliyorum. Bu sebeple "ay şekerim ben onyüzbinmilyon ay emzirdim" diyerek böbürlenen grubun yanında hızla uzaklaşıyorum. Bir annenin içini sızlatmanın başka bir anneye faydası olacağını düşünmüyorum!


6)Bebeklerin ne kadar süre senin odanda yattılar?Kendi odalarına ne zmn geçtiler ?

Anneliğimin bu kısmı çok esnek..Onlar için kendi odalarında yatma sıkıntısı yok.Ama ben bir arada yatmayı seviyorum.Çoğu zaman beraber yatıyoruz.Hatta gece özleyip yataklarından alıp yanıma yatırdığım oluyor.Bu kalabalığı çok seviyorum. Tadını çıkartıyorum.

ikisi aynı odada mı ayrı odada mı yatıyorlar?
Aynı odada yatırmıyorum.


7)Sana göre "İkiz annesi" olmanın ,en özel ve en zor yanları nelerdir? İkiz annesi olduğun için kendini farklı hissettiren hadiseler yaşadın mı?
İkiz anneliği … Kutsanmanın et ile kemik ile vukuu bulmuş hali bence. Kucak kucak mutluluk,aşk…

Nereye dönsen karşılaştığın sana içi parlayarak bakan bir çift göz. Onların iletişimini izlemenin hazzı paha biçilmez. Bir oyunun içinde gibisin çoğu zaman kalabalık ve güzel bir oyunun.

En zorlandığım kısmı cok anneci olmaları.İkisi kucagımda hastanede 5 kat inip çıktığımı biliyorum kimseye gitmedikleri için… Birini uyuturken diğerinin arkamdan ağlaması, Allahım iki kol daha ver bana duaları.. Bir de aralarında ki dengeyi kurabilmek.Birini öperken diğeriyle gözgöze geldiğimde suratında muhtaç bir bakış oluyor ya,işte çağan ırmak o sahneyi görse film yapar :)) Yetememe, yetişememe,dengesizlik hissi en zor kısmı… Annelik bir ipin üzerinde yürümek gibi. Denge, sabır ve dikkat bizi sonuca ulaştırabilecek herşey…


8)İkiz annesini en zorlayan mevzuda yani iki evladına da her anlamda eşit davranabilmek için kendince izlediğin bir yöntem var mı?Vicdan terazisi denen his sence gerçek mi?

Bu konu beni çok zorluyor.Ne yaparsam yapayım yine de o dengeyi 30 yaslarına da gelseler tutturamadığımı düşünüceğimi biliyorum.


9)Ailende bebeklerin bakımına yardımcı olan kimse varmı ? Yardımcı çalıştırma konusunda ne düşünüyorsun?
İkiz bebeklere tek başına bakmanın sağlıksız bir ruh haline yol actığını düşünüyorum. Buna tamamen tek başıma ikizlerime baktığım dönemde bebeklerimin mutsuz olduğunu görerek kadar verdim. İkisine ayrı ayrı özel vakit ayırmalı,beslenmeleri için zaman yaratmalı,anneliğinin dışında ki kadın kimliğini unutmamalısın. Tüm bunlar için bir destek şart. Yardımcım var evet. Ama bu bir mucize demek değil. Hatta cogu zaman daha büyük bir problem.Yemeklerimizi kendim yapıyorum,çocuklarımı kendim uyutuyorum,asla yalnız bırakmıyorum.Bu güne kadar bir kez bile "sen bakar mısın ben 2 saat uyuyayım" demedim. Yatılı olmasına rağmen gece cok acil bir durum olmadığı sürece kaldırmıyorum. Gün içinde rutin işlerim için bana destek olmasını bekliyorum. Mesela şuan bu soruları yanıtlarken yardımcımın bebekleri oyalıyor olması gibi.. Ama iki yaşlarına bastıkları andan itibaren evdeki herkesi postalama sözümü her gün yineliyorum. Senin de bir ikiz annesi olarak bunun ne kadar ferahlatıcı bir durum olduğunu anlayacağını biliyorum. Eşim çok yardımcı bana. Kaka hariç her durumda pratik çözümleri vardır kendisinin :) Ve varlığı beni çok rahatlatlatıyor!


Keşke ailemden biriyle bakabilsem ama malesef… Bebeklerimi bırakabileceğim eşimden sonraki diğer iki isim küçük kardeşim Sevgi ve yakın arkadaşım Serpil… Buna rağmen kendimi klonlatabilsem klonlatırım. Çocuklarım konusunda biraz fazla kontrol düşkünüyüm sanırım… :)


10)İkizlerden sonra,sen özel yaşamına nasıl devam ediyorsun? İşhayatından tamamen çıktın mı? Çalışıyor musun? Sosyal yaşamın neresindesin?

Zamanımı bölmüyorum ve tamamen çocuklarıma odaklanarak yaşıyorum. Kendi şirketlerimiz var arada yardım istediklerinde bile çocuklarımın vaktinden çalıyor gibi hissediyorum. Çalısan bir annenin çocuğu olarak zorunlu haller dışında asla ama asla aktif olarak çalışmayı düşünmüyorum. Bu güne kadar bir yurtdışı seyahati ve en yakın arkadaşımın düğünü dışında hiç ayrı vakit geçirmedik. Ben ve eşim olmayacaksak , anneanne, babaanne,teyzeleri,yardımcımız,dedeleri hatta arkadaşlarımdan birileri mutlaka yanlarında oluyor. Bunun dışında eşimle başbaşa zaman geçirmeye zaman ayırsak da süt ve uyku saatlerine denk getirdiğim organizasyonlar dışında onlarsız çıkmaktan hoşlanmıyorum. Bu sadece köpeğim varken de böyleydi onu da bırakıp bir avmye gitmek yerine sahile gidip onunla yürüyüş yapmayı tercih ediyordum. Hayattan böyle keyif alıyorum. Bugüne kadar hiç bir başarım ,ikisini tek başıma yedirip uyuttuğum zamanki kadar gurur verici olmadı :)

Yoksa senin için halen duş almak ve kahve içmek büyük bir lüks mü?
Eşimi işe geç yollayıp duş aldığımı biliyorum :)



11)İkizlerle yaşama tam olarak alıştın mı? Gürültülü bir sabaha uyanmaya,kalabalık bir masaya oturmaya ve birden fazla çantayla dışarı çıkmaya hatta araba yolculuğuna ,tatile ,her türlü seyahate adapte olabildin mi?

Hayatın bana getirdiklerini olduğu gibi kabul eden bir insanım. Annemin yetiştirme tarzı buydu. Ciddi bir disiplinle başımıza gelebilecek iyi,kötü,yorucu herşeye hazırlıklı olarak büyütüldük.Araba yolculuğu hariç kalanına çok çabuk alıştım. Arabadan nefret ediyorlar. Ve ben cok panik oluyorum.Çünkü biri kusuyor,diğeri katılıyor.Azmediyorum ama çoğunlukla umutsuzum bu konuda. Belki 1-2 sonra daha rahat ederiz diyorum . Ayrıca ben bile İstanbul'un korkunc trafiğine tahammül edemezken kuzular ne yapsın. Onları bu konuda anlyor ve hak veriyorum.





12)İkizler için bebek arabası marka ve modeli tercihin nedir?İkiz arabası mı iki ayrı puset mi?

Başından beri bugaboo donkey istiyordum ve çok memnun kaldım ilk günden itibaren,şimdi bir de maclaren twin tecno kullanıyoruz. Ama bugaboo'nun performans ve konforuna yetişmesi imkansız. Tek özelliği pratik olması.


13)İkiz sahibi olduğunu duyanların genellikle biraz şaşkın biraz da acıyan ifadeleri için ne düşünüyorsun?

Hayatta mutsuz asla da mutlu olamayacak insanlar olduklarını düşünüyorum. İkiz anneliği tanrının bu dünyada bize cennet kokusunu tattırması bence.Yorucu evet ama baş döndürücü bir mutluluk. En sevmediğim söz "bunlar daha iyi günlerin" … Her günümü bir öncekinden çok hissederek,iletişim kurarak geçiririken nası sağlıksız bir düşünce yapısıdır bunu söyleten bilemiyorum. Anneler birbirlerini korkutmayı çok seviyorlar ne yazık ki...

14) "Tek çocuk hiç çocuk" cümlesi senin için ne ifade ediyor?

Hiç cocuk değil ama bir ikiz anneliğiyle mukayese kabul etmez :)
 Anneliğin her hali çok özel,çok yorucu düşündürücü,özveri isteyen bir sorumluluk.
 Bizimkisi x2 hepsi bu, çok da abartmamalı. İkiz annesi oldugu için kendine tolerans gösterilmesini bekleyenler var ki çok gülüyorum. Kimse kimseden üstün eksik değil.Kimimizin işi daha zor ama allah dağına göre kar verirmiş :) Mesela beni hamilelik süreci korkutmasa bir ikiz bebek daha çok isterdim kısmet :)



     Teşekkürler ve sevgiler.

11 Aralık 2013

Birlikte "bebeklerde alerji" konusunun detaylarına iniyoruz

 
Bir çok okuyucumun konuyla ilgili gelen soruları üzerine ‘bebeklerde alerji’ konusuna eğilmeye karar verdim. Alerji, değişen yaşam koşullarıyla birlikte son dönemlerde dünya çapında giderek artan bir durum. İstatistikler sizi korkutmasın ama günümüzde yaklaşık her 10 kişiden 3-4’ünün yaşamlarının bir döneminde alerjiden etkilendiği biliniyor.

Peki, alerji nedir? Alerji; bağışıklık sisteminin birçok insanı rahatsız etmeyen bazı maddelere karşı normalden farklı olarak verdiği tepkilerdir. Alerjisi bulunan kişilerin bağışıklık sistemi vücuda giren maddeyi zararlı olarak algılıyor, ve zararlı olmayan maddeye tepki vermeye başlıyor. Bu durum, döküntü, kızarıklık, kaşıntı, hapşırık gibi rahatsız edici belirtilere ve bazen şok gibi çok tehlikeli olabilen durumlara da neden olabiliyor.

Bebeklik ve çocukluk döneminde en sık rastlanan alerji tipi besin alerjisi. Besin alerjisinin de çeşitli türleri var. Bebeklerde en sık rastlanan besin alerji tipi ise inek sütü alerjisi.

Anneler dikkat; anne, baba veya kardeşlerinde alerji olan bebeklerde alerji gelişme riskinin daha yüksek olduğu biliniyor. Ailesinde alerji olan 10 bebekten 6-7’si büyük ölçüde alerji riski taşıyor.

İnek sütü alerjisi olan bebeklerin doktorları izin verene kadar inek sütü veya keçi gibi diğer hayvanların sütlerini içeren hiçbir gıda tüketmemeleri gerekiyor. Bu konuda çok hassas olmak şart, bu nedenle bebeklerini emziren annelerin süt ve peynir, yoğurt  gibi süt ürünlerini tüketmemeleri, doktorlarının önerdiği gibi beslenmeleri kritik önem taşıyor.

Bebekler, inek sütü içeren bir besin aldıklarında gaz sancısı, kusma, ishal veya kabızlık, dışkıda kan gibi sindirim şikayetleri; kızarıklık, kaşıntı, döküntü gibi cilt şikayetleri ; hapşırık, burun akıntısı, hışıltılı solunum ve nefes darlığı gibi solunum sıkıntıları yaşayabiliyor. Bu can sıkıcı belirtiler,  bebeklerde aşırı ağlama, huzursuzluk, yüz, gözler ve dudaklarda şişmeye ve bebeğin kilo alamamasına da sebep olabiliyor.

Bu belirtiler ile karşılaşan annelerin, bir an önce vakit kaybetmeden doktorlarına danışmaları gerekiyor.

Anneler çok iyi bilirler, ülkemizde uzun zamandır inek sütü alerjisi konusunda annelerin güvenerek bilgi edinebilecekleri bir kaynağın eksikliği duyuluyordu.

Artık inek sütü alerjisi başta olmak üzere besin alerjisi ile ilgili daha fazla bilgi edinmek, bebeğinizin alerji riski taşıyıp taşımadığını öğrenmek için www.bebekvealerji.com websitesini ziyaret edebilirsiniz.

Vakit kaybetmeden siteyi inceleyin, problem yaşayan diğer annelerin hikayelerini dinleyin ve uzman videoları yardımıyla giderek artan alerji problemi hakkında kendinizi bilinçlendirin.

http://www.bebekvealerji.com/AlerjiNedir.aspx
http://www.bebekvealerji.com/OzamanNeYapalim.aspx
http://www.bebekvealerji.com/HekimlerNeDiyor.aspx
http://www.bebekvealerji.com/Default.aspx?prm=ailelernediyor
http://www.bebekvealerji.com/AlerjiTesti.aspx


Bir boomads advertorial içeriğidir.

9 Aralık 2013

#BlogFırtınası -8.gün

Sezen Aksu - Gidemem 
Bazen daha fazladır her şey
Bir eşikten atlar insan
Yüzüne bakmak istemez yaşamın
O kadar azalmıştır anlam

O zaman hemen git radyoyu aç
Bir şarkı tut
Ya da bir kitap oku mutlaka
İyi geliyor
Ya da balkona çık bağır bağırabildiğin kadar
Zehir dışarı akmadan yürek yıkanmıyor

Ama fazla da üzülme, hayat bitiyor bir gün
Ayrılıktan kaçılmıyor
Hem çok zor hem de çok kısa bir macera ömür
Ömür imtihanla geçiyor

Ben bu yüzden hiç kimseden gidemem, gitmem
Unutamam acı tatlı ne varsa hazinemdir
Acının insana kattığı değeri bilirim, küsemem
Acıdan geçmeyen şarkılar biraz eksiktir

Bir şiirden, bir sözden
Bir melodiden, bir filmden
Geçirip güzelleştirmeden can dayanmıyor
Yıldızların o ışıklı fırçası azıcık değmeden
Bu şahane hüzün tablosu tamamlanmıyor


Bana seni anlatan,hayatı yorumlayan ,ilham olan bir değil bin tane de şarkı söyle deseler ben yine herbirini Sezen Aksu'dan seçerim!

En oynak şarkılarındaki göndermeleri ,mesajları seviyorum ,sanırım herkesin aklından geçenleri kelimelere dökebilme halini seviyorum Sezen'in...


Ama özellikle bu şarkısındaki bir eşikten atlama hali benim için çok manidar!
Hayat hepimiz için zaten bitmek bilmeyen bir sınav ama bazen farklı sınıyor insanı hayat!
Ben bu şarkıyı ne zaman duysam hep sevdiklerimi kaybetme korkusu gelir aklıma nedense  bir duygu seli kabarır içimde aniden

Sanki diğer taraftan çağırılıpta gitmek istemeyen birinin yalvarışını hissederim bu sözlerde... Neden bilmiyorum ama bir yandan da silkeler beni hafiften hani küskünlükler ,darılmalar,kavgalar boşa bak ömür geçiyor diye.


Kimbilir her dinleyen bambaşka birilerini hatırlar ,bambaşka diyarlara dalar mutlaka ama acıdan geçmeyen şarkılar eksiktir diyor ya hani ,işte bence acıdan geçmeyen insanlarda eksiktir biraz!

Hastalıklar ,kayıplar ,kaybedişler azaltmış gibi görünsede insanı aslında hep ekliyor tahammülü,sabrı,azmetmeyi ,kabullenmeyi ve en önemlisi herşeye rağmen her sabah aldığı taze nefese yeniden şükretmeyi öğretiyor!

Pek hüzünlü oldu biliyorum ama bu şarkı sadece sözümü  hep hüzün yüklüyor bana!

#BlogFırtınası - 7.gün

Blog fırtınası kaldığı yerden devam;
En sevdiğiniz mevsimi anlatın denince ben kuşkusuz sonbahar derim!


Çünkü Eylül doğumlu biri olarak ne çok sıcak severim ne de çok soğuk!!!

Malum uçlarda yaşayan  insanları sevmediğim gibi uçlarda olan mevsimleri de sevmem ben !!!

Ben hep bahar olsun isterim yaz günü klima önünde oturup sıcaktan şikayet ederim ama kış gelince de ellerim burnum bir türlü ısınmadığından yakınırım!!!

Sonbaharda akşamüstü saatlerinde hafif rüzgarlar saçlarımın arasından eserken dumanı üstünde çayımı yudumlamanın tadına varırım hem de denize girebilmenin keyfini sürerim!

Üstelik sokak lezzetlerinden haşlanmış mısırla kestaneyi de birarada tadabileceğimiz tek mevsim de yine sonbahardır!
 
Kahveden sarıya lezzetli dingin bir turuncu renktedir üstelik sonbahar biraz hüzün biraz mutluluk taşır!

Dengelidir; tıpkı terazi burcu gibi ısıttığı kadar üşütür zamanı gelince!

Anne kucağı gibi şefkatlidir;kolaydan zora adım adım alıştırır bedeni de ruhu da...

Eskiler  İstanbul'da tayyör mevsimi (bahsedilen sonbahardır ) olmaz dermiş;aslında son dönemde pek haksız sayılmazlar mevsimler birbirine karıştı  gerçekten!

Ama yine de benim gönlüm hep sonbaharda :)

 

6 Aralık 2013

İkiz Anneleri Anlatıyor 8 - Özge Küçük Turan

Güleryüzlü ,pozitif enerjisini yüksek başka bir ikiz annesi var bu hafta karşınızda!

Cem ve Cemre'nin annesi Özge, tüm samimiyetiyle gebelik dönemini ve doğum sonrasını paylaşıyor...
 

1-) İkiz bebek beklediğini ilk öğrendiğinde neler hissettin?Ailenle ve sevdiklerinle bu haberi nasıl paylaştın?

Bebeğin cinsiyetini öğreneceğimiz günkü kontrole eşim,annem ve aynı zamanda yakın arkadaşım olan eşimin kuzeniyle gittik.Muayene odasında onlar da vardı yani.Doktorum aynı zamanda ailemizin birçok ferdinin de doktoru olan ve benim çok çok sevdiğim,güvendiğim,saygı duyduğum Prof.Dr.Levent M.Şentürk’tü.Gebeliğimin ikiz olduğunu söylediği ilk anda gözlerim doldu.Eşimin eli elimde ,sımsıkı tutmuşuz.
Tek tek önce  eşimle,annemle ve eşimin kuzeniyle göz göze geliyorum.Onlar  mutluluktan ağlıyorlar ama benim hissettiğim en yoğun duygu o esnada sadece kaygı!
Ne sevindim ne üzüldüm diyebilirim.Ben nasıl yaparım diye düşündüm.Açıkçası biraz el bebek gül bebek büyütülmüş,hayatında makarnayı bile evlendiğinde yapan ben; iki çocuğun sorumluluğunu nasıl alacaktım???
Üstelik iş hayatım da vardı.Kafamda hep bunlar dolaşıyordu.Doktorum bunu  anlamış olacak ki; beni görüşme odasına aldı.Bir psikolog gibi evet bundan sonraki hayatımın zor olacağını ama bütün mutlulukların ikiyle çarpılacağını örneklerle anlattı.Hem iş hayatımın iki kez bölünmeyeceğini izah etti.O konuşmadan sonra rahatladım.Kolay değil.Hiç beklemediğim bir durumdu çünkü.Sonrasında telefonla merakla bekleyenlere haber verdik:)) Herkes çok şaşırdı.
 
2-)İkiz gebeliği hem psikolojik hem de fiziksel açıdan oldukça zor,senin gebelik dönemin nasıl geçti?Herhangi bir sorun yaşadın mı?
 
2 - 4. aylar arası aşırı olmamakla birlikte yoğun olarak sabahları bulantılarım oluyordu.Tam işe gitmek için hazırlanıyorsun bir türlü çıkamıyorsun evden.Eşim hep yanımdaydı geçecek aşkım diyerek sürekli teselli ediyordu.
Sonrasındaki dönem  daha keyifliydi.İkiz olduğu için iki haftada bir olan kontrolleri iple çekiyorduk doktora gidene kadar bir stres ya birşey olduysa falan diye.Çıkışta ise ultrason çıktısını ezberlemekle geçti çoğu zamanımız.Fiziksel olarak en büyük sıkıntım sıcaklardı ,evimizde klima olmadığından hamileliğimin son zamanlarının yaza gelmesi beni zorladı.
 Normalde sıcağı seven biriyim ama geceleri uyuyamaz,ya cam kenarında ya balkonda sabahlardım.Ayak bileklerim adeta balon gibiydi şişkinliğinden ayak bilek kemiklerimi 6.aydan sonra bir daha göremedim zaten!
Doktorum sık sık yürümemi önermişti.Eşim akşamları işten gelince birlikte yürüyüş yapıyorduk.(bu arada bebekler 6.ayını doldurduğunda özel sektördeki işimden istifa ederek ayrılmıştım.)
Zaten bebeklerin alışverişi için alışveriş merkezlerini gezmek başlı başına keyifli bir spordu benim için.Psikolojik boyutuna gelecek olursak hiç nazlı bir gebe değildim.Hatta doktorum, benim kadar sıkıntısız pozitif bir hastası olduğu ve söylediklerini harfiyen uyguladığım için doğumdan sonra bana ve aileme teşekkür etti.
Eşime de sormak lazım tabi naz durumlarını.
Doğum öncesi ve sonrası durup dururken canı birşeyler çeken,burnuna kokular gelen ben,hamileliğim boyunca hiç birşey aşermedim:) Duygusal olarak hamilelikteki en büyük sıkıntım ise sürekli bebeklerin hayalini kurup duygulanıp ağlardım.Bazen bilgisayardan  ninni açar dinleyip dinleyip ağlardım.
 
3-)Kaçıncı haftada, ne şekilde dünyaya geldiler?Planlı mı yoksa sürpriz bir doğum mu oldu? Bebeklerin doğum kilolarını paylaşmak ister misin?
 
Sezaryen doğumdan başka bir alternatifi hiç düşünmedim açıkçası ,bu doktorumla ortak kararımızdı. Cem ve Cemre planlı bir şekilde 37+4. haftada dünyaya geldiler!
Cem:3.350kg , Cemre:2.750 kg olarak sağlıklı birşekilde dünyaya geldi.
 
 
4-)Doğum sonrası "lohusalık dönemi" nasıl geçti ?Gebelikte aldığın kiloları verebildin mi?
 
Doğumdan sonra ,bebekleri ilk kucağıma verdiklerinde net göremiyordum.Herşey flu gibiydi adeta.Tek hissettiğim sıcaklıklarıydı.Gözümden yaşlar süzülerek sıcacıklar deyip duruyordum.Hastanede iki gece kaldık.İlk gün hafif sancılı ve yarı baygın ikinci gün ise biraz daha zor geçti.
Bütün gün gaz sancısı çektim,Levent bey ayrılacağımız gün odaya geldi benim ve eşimin aile bireylerini bir araya toplayıp ufak bir brifing verdi.Bende olabilecek duygusal tepkimeleri anlattı.İkiz olduğu için lohusalık sürecimin zorlu geçebileceğini anlayış göstermeleri gerektiğini izah etti.Eve gidince ağlama nöbeti olabilceğini söyledi.O kadar iyi biliyordu ki,hastaneden çıktığımızda arabada ben,bebekler, eşim ve annesi vardı.Arabada gayet normal konuşurken ben birden ağlamaya başladım hıçkıra hıçkıra delicesine.Filmlerde olur ya burası neresi ben kimim sahneleri.Bir anda yüzleştim gerçeklerle.Anne olmuştum artık, bundan sonra iki tane minicik yürekle birlikte atacaktı kalbim.
Ben bile şaşırıyordum kendime ama engel olamıyordum akıyordu yaşlar gözümden
O günden sonra bir daha da ağlamamışımdır lohusalık sürecimde.Ufak tefek sıkıntılarım, kaprislerim olmuştur belki ama korktuğum kadar tahammülsüz olarak devam etmedi süreç.Fiziksel olarakta 4-5.günde rahatlamaya başlamıştım.
55 kiloyla hamile kalıp , toplam 19 kg alarak 74 kg ile doğuma girdim.Şu anda 59 kiloyum.Tek sıkıntım spor yapmadığım için göbeğimde kalan fazlalık!
 
 
5-)Bebeklerin beslenme protokolü nasıldı?Anne sütü ,devam sütü takviyesi ???
Anne sütü ağırlıklı devam sütü takviyesiyle gittik hep.Ek gıdaya geçtikten sonra sabah kahvaltılarını ve gece beslenmelerini devam sütüyle sağlıyordum.Şuan 15 aylıklar ve hala anne sütü alıyorlar.

2 Aralık 2013

#BlogFırtınası - 2.Gün

#blogfırtınası 2.gün ;herhangi bir kitabın herhangi bir sayfasını açın ve bir satır seçin o satırla yazmaya başlayın gerisi sizden

Bu dünyadaki görevinin bitip bitmediğini anlaman için işte bir kriter:
Yaşıyorsan bitmemiştir!

Evet halen yaşıyorsan uyandığın her yeni günde ,aldığın taze nefeslere şükretmek için halen şansın var demektir!

Bazen çok sayıda aksiliklerin üst üste geldiği benim de yorgunluktan şikayet edip sızlandığım ,bişeyleri yetiştiremediğim zamanı yetiremediğim dönemlerde hep annem bana bin beter ama nasıl oluyorsa  güncel örnekler anlatıp kendime gelmemi sağlar !

Hep aman sağlık olsun gerisi boşver ,geç olsun güç olmasın der durur.Aslında haksız sayılmaz çaresiz hastalıklarla uğraşanların dertlerini bir an durup düşünmek ve hatta mümkün olsa o an orda durmak gerek !

Ama biliyorum  koşturmacadan, zamansızlıktan yakınan sadece ben değilim birçok kişi aynı dertten muzdarip hele ki İstanbul gibi kocaman ,bol uğraşıklı ve kalabalık şehrin üyeleri sürekli birşeylerden şikayet etmekte ve en önemlisi bu kaostan herkes mutsuz!

Peki vazgeçip gidiyor muyuz?
Hayır ,demekki ne kadar stresinden ,trafiğinden ,kalabalığından şikayet etsekte vazgeçemiyoruz!İnsanın doğduğu değil doyduğu yer memketidir derler ya hani ;işte ben burda doğdum gitmem diyenler kadar sonradan gelenlerin de memleketi burası ....

Madem öyle kimse gitmiyor ,herkes burada mutluyum dese de mutsuz olmaya mahkum!

Kalabalık apartmanlarda yaşayıp birbirimize günaydın demeden,10kişilik  asansörlerde tebessüm bile etmeden,trafikte kural kaide tanımadan ,işimize gelince sevgi-saygı dememize rağmen küçücük hayvanlara bile son derece tahammülsüz yaşıyoruz...

Gürültü kirliliğinden bahsederken aslında görüntü kirliliği de yaratıyoruz modern dünyanın tüketici varlıkları olarak ,hazır alıyoruz ,hemen tüketiyoruz.

Dostlarımızı sevdiğimizi söylüyoruz ama görüşemiyoruz.Mesafeler bizi yakınlaştıracağına daha da uzaklaştırıyor galiba gün geçtikçe ...Herkesin elinde cep telefonu birbiriyle konuşmaktan kaçar halde yalnızlıktan şikayetçi ama gitgide daha da yalnızlaşıyor adeta!

Evet eskiden olduğu  gibi parklarda bahçelerde en önemlisi evimizin yanındaki boş alanlarda koşturmuyor şimdilerde  bizim çocuklarımız...
Hatta sosyalleşsin yeni arkadaşlar edinsinler diye oyun gruplarına götürüyoruz doğal ortamlarda kendi arkadaşlarını bile seçme şansları olmadan gruplar içinde büyüyorlar!!!




Bazen düşünüyorum acaba;küçücük kasabalarda güne sımsıcak gülümsemelerle  koşturmacasız başlayan , gününü yürüyerek motor sesinden uzakta,evinde yaptığı ekmek elinde komşusunun kapısını çalan ,kümesinden yumurta toplayan bizim gibi mavi  bidonlardan su içmeyen ,cep telefonundan internete girmeyen,camın kenarında denizi ya da koyunları seyrederek geçiren ,düğün ve cenaze olunca yardıma koşan insanlar bizden daha mı huzurlular acaba diye...



Başlangıçtaki alıntı Richard Bach 'a ait "MAVİ TÜY "isimli kitabın 117.sayfasındandır




1 Aralık 2013

#BlogFırtınası -1.Gün

Az önce yani 1Aralık gecesinin bitmesine 1saat kala Twitter daki #blogfırtınası etiketi gözüme takıldı ve yazıları okuya okuya kendimi daha önce hiç farketmediğim tamamenatıyorum.com isimli blog da buldum.

Blog fırtınası nasıl esecek merak edenler için detaylar mevcut amacı ne derseniz Aralık ayı bitene kadar her gün  yeni bir ipucuyla yepyeni bir yazı yazmaya teşvik etmek :)

Ama ödevini yapamayanlar bu fırtınadan kopmuyor kaldığı yerden devam edebiliyor!

Umarım yarı yolda kalmadan tamamlar bitiririm alnımın akıyla diyerek son dakikalarında ben de giriştim!


Bir varmış Bir yokmuş diye başlayacaksam blog yazısına öncelikle ne yapıyordum da blog yazmaya başladım diye bişeyler karalıyabilirim diye düşündüm.

Anne olana kadar ,inanılmaz yoğun  bir iş hayatının içinde kimi zaman ofiste masa başında kimi zamanda dağda mermer ocaklarında gezerek tamamlıyorum günleri...

Çoğu zaman tek bir bayanın bile olmadığı şantiyelere yabancı müşterilerimizle gidip şaşkın bakışları içinde ayağıma yağmur çizmelerimi giyer mermer blokların arasında dolaşırdım.

 Şantiyelerden  yaz sıcağında kimi zaman dilim dışarda kimi zamansa üstüm başım çamur içinde döndüğüm çok olmuştur ama ben son 10yılımı verdiğim kendi tercihimle seçtiğim bu işi çok sevdiğim için tüm yorgunluğumu bir sonraki seyahate kadar çoktan unutmuş olurdum.



Neredeyse bir takvim yılı içinde gitmem gereken tüm yurtiçi ve  yurtdışı fuarlar çoktan belliyken tatil yapmak için kendime hiç izin veremezdim çünkü hep zamanla yarışıyordum.İnsanın mesaili bir işi olduğunda bazı sosyal hakları vardır hani ama kendi işinse hiçbir koşulda kendine izin vermeye gönlün razı olmaz!

İşkolik olduğunu hissetmeden tuhaf bir aşkla yaparsın derken derken bir bakarsın evet iş güç almış yürümüş ama sen 3sene boyunca 1hafta tatil bile yapamamışsın e ne anladım ben böyle işten lakin ömür geçiyor bitiyor hepimiz sayılı günleri tüketiyoruz sonuçta!

Pişman mıyım?

Elbette Hayır!

Lakin bu tempo böyle hızlı gidemezdi ama yine bir bahane gerekliydi mola vermeye!

2011 yılında anne oldum hem de iki bebek sahibi olunca işte orda dur dedim kendime  :)

Kısa bir mola diyerek hem blog okumaya hem de blog yazmaya başladım!
İyi ki de yaptım!
Evlatlarımla şenlenen, renklenen,seslenen hayatım  sakinleşti şöyle bir duruldu hoş iki bebeğin apayrı bir hızı ve etkisi var yeni yaşamımda ama olsun!

Belki de iş hayatının hızından sonra sanal dünya beni daha sakinleştirdi diyebilirim!

Yepyeni dostlar edindim üstelik ticari ilişkimin olmadığı ,sadece sanal alemde yazılarıyla değil  gerçek hayatta da kocaman yürekleriyle varolan yepyeni insanlar tanıdım!

Paylaştıkça birilerinin hayatlarına dokunduğumu bilmek bana inanılmaz tarifsiz bir haz verdi.
Yazmış olmak için yaz  ya da belli bir amaç için her için yazıyorsan bence blog yazmak ciddi bir mesai işi!

yarına kadar merakta kalınız :)
sevgiler

29 Kasım 2013

İkiz Anneleri Anlatıyor 7 - Özge Kopuz

Ben Özge'nin ikiz bebek beklediğinin haberini doktor kontrolü sonrasında "beni de klübe alın" diye attığı bir mesajla öğrenmiştim :)
 
Gerçekten pozitif  enerjisi ve fiziki görüntüsüyle 3 çocuk annesi olduğuna inanmak zor ama gerçek!
 
İşte Mira ,Yade ve Asım'ın annesi Özge Kopuz 'un ikiz hamilelik süreci ve sonrasındaki hikayesi...
 
 
 
1) İkiz bebek beklediğini ilk öğrendiğinde neler hissettin?Ailenle ve sevdiklerinle bu haberi nasıl paylaştın?

Benimki planlı ikiz:)
Yani Tüp bebek olduğu için ve zaten iki embriyo yerleştirdikleri için muhtemelen ikiz olmasını bekliyorduk,ondan çok şaşırmadık.
Ama ikiz olduğunu duyan tüm yakınımdakiler '' Ayyy napıcaksın? Çok zor olmıyacak mı? 3 çocuk Allah kolaylık versin. Bu iyi günlerin'' şeklinde cümlelerle moralimi yerlebir yapmaya çalıştı:)
 
2)İkiz gebeliği hem psikolojik hem de fiziksel açıdan oldukça zor,senin gebelik dönemin nasıl geçti?Herhangi bir sorun yaşadın mı?

-Çok iyi bir dönem sayılmazdı. Erken dönemde bir kanama geçirdim. 4 gün hastanede yattım. Doktorum kurtulmalarına mucize diyor halen. Sonrasında hep riskli gebeliğin psikolojisini yaşayarak geçti. Sonlara doğru ise vücudumdaki  ödem nedeniyle  ellerim ve ayaklarım çok şişti. Hatta sol elimi hala kullanamıyorum.

3)Kaçıncı haftada, ne şekilde dünyaya geldiler?Planlı mı yoksa sürpriz bir doğum mu oldu?
Bebeklerin doğum kilosunu paylaşmak ister misin?

39. haftada sezeryan ile dünyaya geldiler.Planlıydı!
Yade 3.000kg ,Asım 2.950kg


4)Doğum sonrası "lohusalık dönemi" nasıl geçti ?Gebelikte aldığın kiloları verebildin mi?

İlk bir hafta kabustu ama aslında kabus olan ikizler değil büyük kızımdı.O'nun ikizlere  alışması ,bizim de  duruma alışmamız zor oldu. Lohusa bunalımı yaşamadım ama kıyısından döndüm diyebilirim. 30 kilo aldım ve 4. ayın sonunda 30 kiloyu verdim. Yine 36 bedenim:)


5)Bebeklerin beslenme protokolü nasıldı?Anne sütü ,devam sütü takviyesi ???

ilk zamanlar anne sütü yetmediği için bir -iki mama takviyesi yaptık . sonra imdadıma benimle aynı zamanlarda doğum yapan arkadaşlarım girdi. Süt annesi oldular ve uzun bir süre sadece anne sütü ile gittik. Bizimkiler obur bebekler, daha 3 aylıkken bir öğünde 180ml içiyorlardı. Böyle olunca da çok zorlandım. Ben emzirmedim sağarak verdim hep. Şuanda 6 aylıklar ve sütüm oldukça azaldı,ek gıdaya başladık. Ek gıda,mama,anne sütü şeklinde devam ediyoruz halen.
 
6)Bebeklerin ne kadar süre senin odanda yattılar?Kendi odalarına ne zmn geçtiler ?
ikisi aynı odada mı ayrı odada mı yatıyorlar?

İlk bir hafta benim odamdaydılar fakat büyük kızımın daha 22 aylık olması ve 22 aydır bizim odamızda eşim ile benim aramda yatarken başka odaya geçmesi  huyunu değiştirdi. Böyle olunca da Pedagog ikizleri ayırmayı önerdi . Böylece ikizler başka odada kalmaya başladı.Şimdi ikizler bir odada,Mira bir odada kalıyor.
 
7)Sana göre "İkiz annesi" olmanın ,en özel ve en zor yanları nelerdir? İkiz annesi olduğun için kendini farklı hissettiren hadiseler yaşadın mı?

Ben bu soruya cevap veremem sanırım çünkü benikiz anneliğini  hiç anlayamadım .İlk kızım da çok küçük olduğundan benimki çok daha zor oldu.
Ama ikizlere hamile kalmadan önce, hep kendi kendime düşünürdüm '' Bu ikiz annelerinin kendilerini bu kadar farklı sanmaları neden ''diye. Bunu açıklamak zor ama evet, benim içinde ikiz annesi olmak çok daha özel,güzel ve zor bir duygu.

 
8)İkiz annesini en zorlayan mevzuda yani iki evladına da her anlamda eşit davranabilmek için kendince izlediğin bir yöntem var mı?Vicdan terazisi denen his sence gerçek mi?

Yok! Ve ben sürekli bir vicdan azabı ile başbaşayım sanırım bu sebeple eriyorum günden güne.
 
9)Ailende bebeklerin bakımına yardımcı olan kimse varmı ? Yardımcı çalıştırma konusunda ne düşünüyorsun?

Annem ilk 2,5 ay benimleydi. Daha sonraki dönemde yanımızda aile fertlerinden kimse olmadı!
Yardımcı olayına hiç bir zaman karşı olmadım. İlk kızımda da vardı. Hiç yalnız bırakmadım ama hep oldu hayatımda .

10)İkizlerden sonra,sen özel yaşamına nasıl devam ediyorsun?
 işhayatından tamamen çıktın mı? Çalışıyor musun? Sosyal yaşamın neresindesin?
Yoksa senin için halen duş almak ve kahve içmek büyük bir lüks mü?

Ben pozitif enerjisi çok yüksek biriyim ve bununla besleniyorum. Hep dediğim birşey var ; ben mutluysam,çocuklarımda mutlu olur,eşim de.
Bu bir pozitif döngü bence bu yüzden hem kendime hem de eşime  zaman ayırmaya çalışıyorum. Tabii ki çocuklardan sonra eskisi gibi değil hiç bir şey. Uzun zamandır tatile bile gitmedik ama 10 günde bir bile olsa mutlaka eşim ile baş başa bir yemeğe çıkıyoruz.
İş hayatı konusunda ise şanslı bir insanım. Çünkü kendi işim ve işim ile evim çok yakın. bu yüzden çalışmayı hiç bırakmadım. Hiç bir zamanda bırakmayı düşünmüyorum.

11)İkizlerle yaşama tam olarak alıştın mı? Gürültülü bir sabaha uyanmaya,kalabalık bir masaya oturmaya ve birden fazla çantayla dışarı çıkmaya hatta araba yolculuğuna ,tatile ,her türlü seyahate adapte olabildin mi?

Daha çok küçükler bu yüzden şimdiye kadar çok beraber dışarı çıkmayı tercih etmedik. Belki de bu yüzden 3 çocuk ile dışarı çıkmak şu an çok zor geliyor bana.
 
 
12)İkizler için bebek arabası marka ve modeli tercihin nedir?İkiz arabası mı iki ayrı puset mi?

Ayrı puset benim tercihim ve her zaman maclearen :)
 
13)İkiz sahibi olduğunu duyanların genellikle biraz şaşkın biraz da acıyan ifadeleri için ne düşünüyorsun?

Haklılar:))

14) "Tek çocuk hiç çocuk" cümlesi senin için ne ifade ediyor?
 
Kesinlikle katılıyorum. Tek çocuk sahibiyken ettiğim tüm şikayetler sadece şımarıklıkmış,anladım!
Tek çocuk o kadar zevkli ve kolaymış ki; şimdi biliyorum çocuktan çocuğa fark var diyecekler ama emin olun ilk kızım Mira da hiç kolay bir çocuk değildi .Bugün 28aylık ve halen gece 2 kere uyanır,yemek yemez.... ona rağmen diyebilirim ki; tek çocuk hiç çocuktur!
 Ama bunu anlamak için sanırım tek üstüne ikiz doğurmaları şart :))


 

Special design for Defne ve Derin by GeCe