Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

30 Mart 2013

Defne Ongun'dan Yepyeni Çocuk Kitapları


Defne Ongun Müminoğlu'nu miniklere ücretsiz okuma saatlerinden ve düzenlediği eğitici aktivitelerden tanıyanlarınız vardır muhtemelen .

Sosyal medyadaki adıyla "0 km bızdıklar" .

Şimdilerde kendisinin " Burcu ve Berk ile "isimli iki kardeşin yaşamından örneklerle 6 farklı konuyu basit bir dille anlatan 6 ayrı kitabı kitapçılarda yeni sahiplerini bekliyor!

Haftanın son gününde Artemis Yayınevi'nin Moda'daki 9 kedi ve 2 köpekli ofisinde bu yeni çocuk serisinin tanıtımına katılmak benim için büyük keyifti.


Sadece kendisi değil kitapta emeği geçen tüm ekip son derece güleryüzlü ,enerjik ve bir o kadar da hayvansever aynı zamanda :)
Kahvelerimizi içerken her bir kitabı yazma sebebini ve konusunda hangi uzmanlardan nasıl destek aldığını anlattı.Biz de bu arada elimize geçen kitaplara gözattık.Çizimler,renkler,anlatım şekli hepsi gerçekten çok başarılı!
Uzman Psikolojik Danışman Feriha Dildar,Çocuk Doktoru Perihan Özren ve çocuk beslenme uzmanı Prof.Dr.Muazzez Garipağaoğlu'ndan destek almış,kitapların çizimleri ise Esra İlter Demirbilek'e ait.






28 Mart 2013

Benim Bebeklerim,Benim Küçüklüğüm...

Bu resmini koyduğum bebekler benim 80'li yıllarda severek, zevkle oynadığım hepsi birbirinden değerli bebeklerimden bugünleri görebilen beş tanesi...
 
 

Mart ayı demek özlem demek!

Eşimin her yıl mart ayında mutlaka gitmesi gereken biri yurtiçi diğeri yurtdışı iki ayrı fuar seyahati var.

Önce Çin/Hong Kong ardından İzmir ...

İstisnasız her yıl aynı tarihler ve yaklaşık 20-25gün süren oldukça uzun bir ayrılık ...

İşte bu nedenle biz de mart ayı genel olarak özlemekle geçer!

Ama bu yıl, çok kanıksadığımız bu seyahat ayı öncekilerden daha bir uzun geldi daha bir zor geçti...

Sebebi malum babasının yokluğunu artık farkeden iki küçük hanımla gün saymak elbette kolay değil!Geçen yıl beşiklerinde yatan henüz 2aylık bebekler olduklarından sanırım herşey daha kolaymış :)

Bu sene ordan oraya koşuşturan ,kafamı çevirdiğim an yeni bir aksiyon yaratan,her kapı çaldığında "baba" diye sayıklayan iki çocuğun sorumluluğu daha bir ağır geldi!

Neyseki burada herhangi bir tatsızlık olmadı ,babamız sağlıkla gitti ve döndü.Şimdi ise İzmir'de.

Tüm yıl boyunca kısa süreli sık seyahatleri olsa da ben kızların artık herşeyi anladıkları bu dönemdeki özellikle Uzakdoğu seyahatinin sonucunu çok merak ediyordum.

Eşim oldukça uzun bir uçak yolculuğunun ardından sabah 6 'da eve geldiğinde uyuyan küçük prenseslerden önce Derin uyandı.

Babasını gördüğünde hafif utangaç edasıyla bir tebessüm belirdi yüzünde :) ama hemen atlamadı babasının kucağına ,kafasını sakladı mesafeyi korudu!

Anladık ki Derin hn.babasına küsmüş,ardından her yeni objeye merakla baktıklarından eşim bir heyecanla kızlara aldıklarını çıkarmaya başladı valizden.

"Bak sana bunu aldım" derken Derin'in eline bir çift spor ayakkabıyı uzattı,hiç bakmadan babasına resmen fırlattı ayakkabının tekini adeta bu kadar zaman yoktun bunu almak için mi bizi bıraktın der gibiydi önce güldük ama sonra tavrı hakikaten çok dokunaklı geldi.


Kısa bir süre sonra tabiki atladı kucağına babasının sarıldılar ,öpüştüler,koklaştılar...

Valizi deşip hediyelere daldı.






Defne uyanıp babasını gördüğünde neler yaşandı işte onu hiç uzun uzun yazmaya gerek yok çünkü o sabah ig de paylaştığım bu resmi çekerken baba-kız uzun uzun sarıldılar, birbirlerine bakıp gülümseyip tekrar tekrar sarıldılar...


Anlayacağınız üzere oldukça uzun sürdü,hepimizin gözleri doldu orası ayrı ...
Bu hasretle geçen ayın sonunda İzmir seyahatinden dönen babalarını bakalım nasıl karşılayacaklar ?

Oyun Oynayın...

Hep denir ya çocuk işte her yerde oynayacak birşey mutlaka bulur diye ...

İşte çocuğun dünyayı tanıma aracı sadece "oyun"olduğundan aslında bu da her çocuk için son derece evrensel ve içgüdüselmiş meğer.


Nivokido'nun Paps Parenting kurucusu Psikolog Tansu Oskay'la "Oyun Oynamanın Önemi" üzerine yapılan söyleşiye katıldığımda bir kez daha farkettim ki oyun aslında ebeveyn ve çocuk arasındaki en güçlü bağ!

Öyle vurucu cümlelerle anlattı ki Tansu Oskay ben çok zevk alarak dinledim kendisini.


İşte en yalın ,en anlaşılır ,en çarpıcı tavsiyeleri;
*Oyun çocuk için adeta C Vitamini gibidir benzetmesini yaptı.Yani sağlıklı ,dinç ve mutlu çocuklar...
 
 
*Babanın yer aldığı aile oyunları en keyifli vakitlerdir ancak belli bir yaşa kadar oynabileceğinizi unutmayın ve bu zenginlikten kendinizi mahrum bırakmayın!

27 Mart 2013

Bebeklerde Diş Fırçalama!

Dünya Dişhekimleri Birliği tarafından "Dünya Ağız Sağlığı" günü kabul edilen bu günde aklıma ilk gelen bebeklerde diş fırçalama hadisesi oldu.

Türk Milleti olarak diş fırçalama ve ağız bakımı konusunda çok geride olduğumuz acı bir gerçek malesef.

Türkiye'deki ağız ve diş sağlığı ile ilgili alışkanlıkların istatiski verileri şu şekildeymiş;
 
*Batılı ülkelerle karşılaştırıldığında dişlerimizi fırçalamıyoruz.Diş macunu tüketimi kişi başı ,yılda 110gr.
*5-9yaş arasındaki çocuklarda ortalama 5.2 çürük/dolgulu/çekilmiş  bulunmaktadır.
*0-14 yaş grubunda ortalama 3.7 çürük /dolgulu/çekilmiş diş bulunmaktadır.
*65 yaş ve üzerinde bireylerdeki dişdizlik oranı yüzde 67.
*Erkeklerde ağız kanseri görülme sıklığı yüzde 6.3 oranındadır.
 
Defne merakla izliyor

22 Mart 2013

Defne ve Derin'in dünyası yenilendi!


Blog yazma fikri ,ikiz kızlarım Defne ve Derin için yarattığım süslü dünyayı paylaşma arzusuyla ortaya çıktı.

 
 
Aslında blog a yaşadıklarımızı ,günlerimizi ,anılarımızı ,aldıklarımızı yazarken hem tarihe not düşmüş oluyorum hem de onlara hatıra bırakmış oluyorum.

Aynı zamanda diğer blogger anneleri takip edip hem onlardan öğreniyorum hem paylaştıkça zevk alıyorum.

Madem öyle hem baharla birlikte biraz daha renk gelsin,tozpembe tonlarında ama şeker tadında olsun diyerek hepinizin tanıdığı
GeCe den yardım istedim.

Her detayıyla benim çok içime sindi,umarım yazıları okuyan ziyaretçilerin de hoşuna gider :)


İşte karşınızda yeni yüzüyle Defne ve Derin'in süslü dünyası !


21 Mart 2013

Annelikte Zor Zamanlar -Iraz Toros Suman


İnternet anneleri artık tüm online annelerin bildiği üzere etkinlikler ve eğitimler düzenliyor.

Ben 08mart cuma günü Bağdat Caddesinde Blogger Anneler-Blogger Babalar toplantısından çıkıp Kozyatağı'nda "Kadınlar Günü" sebebiyle düzenlenen etkinliğe katılmıştım.


Üstelik Psikolog Aycan Bulut tüm katılımcıların anne olması sebebiyle tahmin edeceğiniz üzere konu yine döndü dolaştı yemek yemeyen ve uyumayan çocuklara geldi :)

Kadınların anne olma hali ve anne olduktan sonra neler yaşadığına dair başlayan sohbet yine çocuklarla devam etti.Ama her uzman konuştuğunda benim kendi adıma aldığım güzel mesajlar var aslında...

En çok hoşuma giden ikisi şu şekildeydi;

Evladınıza gösterdiğiniz ilginin iyisi kötüsü olmaz ilgi ilgidir yeter ki siz göstermesini bilin!

Sizden bir dakika bile ayrılmak istemiyorsa size yeterince doymamıştır ki ayrılsın!






Bir sonraki gün uzun zamandır dinlemek istediğim Psikolog Iraz Toros Suman vardı ekranın karşısında evet online seminer katılımcısıydım ve evden kendisini dinlemek kesinlikle çok konforluydu.Şayet gidemiyorsanız tavsiye ederim! Annelikte herkesin yaşadığı zor zamanlar olmuştur mutlaka ve herkes kendince bir çıkış yolu arar hani işte ben bu sorunun yanıtına biraz olsun yardımcı olabilmesi adına katıldım.


15 Mart 2013

Kardeş canındır,Kardeş kanındır,Kardeş şarttır!

Evet!
Kimine göre şarttır ya da  hiç gerekli değildir!
Olsa da olur olmasa da olur hani !
Kimisi çok ister olmaz ,kimisi hiç  istemez olur!
Çünkü modern dünyanın akışında maddi manevi çok ağır yükleri de yanında getiren evlat sahibi olma ve iyi yetiştirme meselesi kişiden kişiye ,durumdan duruma fazlaca değişkendir!

Belki kızım var ,oğlum olsun diyerek belki oğlum var bir de kızım olsa diyerek ikinci çocuğu isterler çoğu zaman ama bence evladın yani sevginin cinsiyeti olmaz!

Bana göre tek çocuğu olanların ,ikinci evladı istemelerinin yegane sebebi aslında yine öncesinde sahip oldukları  ilk çocuklarının  varlığı olmalıdır.

Ama bunun yanında şu fani hayatta kardeşini hiç bilmeyen ,tanımayan ,her ne kadar aynı kanı taşısa da kardeşinden nefret eden bile olabilir...
Aklım pek almasa da belki haklı nedenleri vardır,hiç bilemiyorum...

Benim için durum farklı ,benden 6yaş küçük erkek kardeşim canım'dır ,kanım'dır ...
Ailemin benim için aslında bu hayattaki en büyük hediyesidir!

Yaşam hızla akıp giderken acıyı ve tatlıyı kardeşiyle aynı lezzette hissedenler  ne demek istediğimi belki çok daha iyi anlayabilirler!

Şayet Defne ve Derin ,ikiz bebekler olarak dünyaya gelmemiş olsalardı da ben de  ikinci kez evlat sahibi olmayı isterdim!

İkiz bebek yetiştirmek her ne kadar zor ve zahmetli  olsa da şimdilerde  onları birlikte oynarken ya da birbirlerine gülerken hatta birbirlerine biberonlarını uzatırken gördüğümde öyle mutlu oluyorum ki bunu kelimelerle tarif etmek gerçekten çok güç...

İşte resimde görüldüğü üzere Derin kendi elleriyle yaptığı mamayı,Defne'ye yediriyor!

Bu kareyi henüz kızlarım 13aylıkken yakayan ve paylaşan bir anne olarak fikrim; KARDEŞ ŞART!

Gözünü açar açmaz kardeşiyle tanışan ikiz kızlarım umarım hayatları boyunca hep yanyana yürüsünler ,iyi günde birbirlerine sarılıp zor günde ise birbirlerine dayansınlar ...Yalnızlığı hiç tatmasınlar ...

8 Mart 2013

Mutlu ebeveyn ve çocuk ilişkisinde kurallar...

Yaklaşık 20gün önce sevgili Pınar Şimşek ve Aylin Çakır'ın kurduğu annelerin toplandığı sanal ortam  anneysen.com davetiyle  Psikolog Tolga Erdoğan'ın "Daha mutlu ebeveyn - çocuk ilişkisi için: Sınır Koyma, Kuralları Belirleme" hakkındaki tavsiyelerine kulak vermek için soluğu İstinye Park'ta aldım!

Henüz çocuk sahibi olmadan önce modern dünyanın getirilerine göre almanız gereken ihtiyaç listesi hazır  şekilde önünüze geliyor bizlerde ona uyarak herşeyi eksiksiz tamamlıyoruz.
Bir de çocuk doğduktan sonraki kısım var ki;iyi bakma iyi yetiştirme kaygısı sarıyor insanın içini sormayın gitsin!

Eskilerin  doğru zannederek koyduğu  pek çok kuralın yeni dünya yaklaşımına göre yanlış kabul edilmesi,kaliteli insan yetiştirme kaygısını tetikliyor adeta ve insanın kafasını daha çok karıştırıyor!

Psikolog Tolga Erdoğan kurallar kimin için ne kadar gerekli diyerek aslında koruma içgüdüsüyle farketmeden kurallar koyduğumuzu vurgulayarak başladı bu samimi ve sıcak sohbete ...

Çocuklarımız özgür büyüsün ,hiç üzülmesin diyerek  çok fazla "HAYIR" diyememenin de ilerleyen dönemlerde çocuk hayır kelimesini duyduğunda neler hissedecek işte olayın bu  boyutunu da hatırlatıyor.Çok fazla kural koyarak çocuğa verilen mesajın aslında sen kendini idare edemezsin,sen bilemezsin,sen tecrübezsin şeklinde algılanması ya da özgürlüğünü yaşasın kendi kurallarını koysun derken ,ebeveynin kendine vakit ayıramaması ,öfke bununla birlikte tükenmişlik hissi sonrasında doğal olarak yıpranan ebeveyn-çocuk ilişkisi....

4 Mart 2013

İkiz bebekleri nasıl giydirmeli?

İki bebek ,herşeyden iki adet evet ama peki ya kıyafetleri aynı mı olmalı yoksa  farklı mı ?

Tabiki bu soru şayet ikizler aynı cinsiyette ise anlam teşkil ediyor .Bazı araştırmalara göre özellikle aynı (tek) yumurta ikizlerini bir örnek giydirmek , zaten birbirlerine tıpatıp benzedikleri için kişilik gelişimi için oldukça zararlı çünkü sürekli ayna karşısındaymış gibi algılayarak bir süre sonra kendini ikizinden ayırt edemez hale gelebiliyormuş!





Ben ,doğum öncesi alışverişimde aman haksızlık olmasın içgüdüsüne kapılmıştım eğer beğendiğim üründen iki adet yoksa kesinlikle almamayı tercih ediyordum.Bu içgüdüsel davranış bana doğumdan sonra daha farklı bir kolaylık sağladı ;şunu giydirelim dediğimde hep çifti olduğundan diğerine ne giydirmeliyim derdi hiç olmadı!Ortama göre kalınlığı ,rengi ,şekli vs herneyse karar verdiğim zaten diğerine de aynısı giydirileceğinden ben şahsen bu şekilde daha rahat ettim ve dışarı çıkma aşamalarında hep daha hızlı hareket ettiğimi düşünüyorum.

Üstelik benim kızlarım ayrı yumurta ikizi olduğundan birbirlerine tıpatıp değil farklı zamanlarda doğmuş iki kız kardeş kadar benziyorlar!
Resime bakıp çok benziyorlar diye düşünebilirsiniz bize göre çok farklı olmalarına rağmen halen ikisini birbirinden ayırt edemeyen akrabalarımız bile yok değil!

Ancak zaman ilerledikçe aynı modelin farklı renkleri şeklinde de alıp giydirmeye başladım!Üstelik herbirinin giydiği kıyafeti tümüyle uyumlu olsun istediğimden ben hep pembe-beyaz -ekru tonlarında giydirmeyi tercih ettim.
Şimdilerde biraz daha renkli kıyafetler seçmeye başladım çocukken giysinler zaten büyüyünce kadınlık psikolojisi ile siyahlara kahvelere daha sevecen yaklaşırlar diyerek :)


Bu soru halen her anneye göre farklı cevaplar barındırıyor elbette ama kısa bir süre önce bloga bununla ilgili bir anket koymuştum ,bu konuda ziyaret edenlerin de fikrini merak ederek;
İkiz bebeklerin bir örnek giydirilmesi karakterlerini etkiler mi?
İşte sonuçlar;

toplam 64 oy

28 kişiye göre evet! kesinlikle etkiler.
36 kişiye göre ise hayır! alakası yok.

Peki ya sizce hangisi?

 

Special design for Defne ve Derin by GeCe