Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

29 Temmuz 2013

100.yazım 1.yıl Hediye Çekilişi için :)

Bu  benim tam 100.yazım ,sizlerle 100.paylaşımım  :)
Hem de bugün benim blogumun 1.yılı 

Ve işte bunun için sizlere bir hediye vermek istedim.Aşağıda gördüğünüz hediyelerde 
 yakında sizin evlerinizde sehpalarınızı ,bahçe masalarınızı süsleyecek doğaltaş bardak altlıkları ...
İster dekoratif amaçlı kullanın, ister günlük yaşamınızda bardaklarınızın altına koyun!!!  








Facebook sayfamı beğenen ( https://www.facebook.com/IkizKizlariminSusluDunyasi )

ve
Blogumun İzleyicisi olan ( sol taraftaki İZLEYİCİLER kısmını tıklayarak ,takibe alın)

10  kişiye çekilişle  4adet 10x10 ölçülerinde doğaltaş bardak altlığı hediye ediyorum.
Bunların dışında çekilişi  bloglarında, twitter ve instagramda paylaşanlara +1 çekiliş hakkı daha var! Unutmayın ne kadar çok paylaşırsanız şansınız o kadar çok!!!
İlk hediye çekilişim için şartları yerine getirdiğinizde lütfen bu yazının altına  mail adresinizle birlikte  yorum bırakmayı unutmayın ki; hediyeleriniz size kolayca ulaşsın!
Son katılım :14.08.2013









Bu blog, bugün 1 yaşında!

Tam 1yıl önce yayınlamıştım ilk yazımı bu sayfalarda ,  "Yazmaya Nasıl Karar Verdim ?" diye başlamıştım paylaşmaya ...
O günden bugüne binlerce kez okunmuş paylaşımlarım,yorumlarıyla renk katmış ,varlığını hissettirmiş bir sürü güzel insan,benim Defne ve Derin'le değişen dünyama...


Bu inanılmaz dünyanın içine girince farkettim ki blog yazıp başkalarına hayatının kapısını açınca aslında diğer blogları da daha fazla okuyup daha fazla takip ediyorsun.

Bloggerannelerbloggerbabalar buluşmalarına katıldım, yepyeni arkadaşlar edindim.
Annelikle yeni dostlar kazandım, kimi zaman çok güldük kimi zaman birbirimizin dertlerine üzüldük!

İnanın kendi tecrübelerimi ,aldıklarımı,yaşadıklarımı kelimelere dökerken bu kadar büyük bir paylaşım olabileceğini hiç tahmin etmezdim.

Okuduğunuz için ,varolduğunuz için tekrar teşekkürler !!!



28 Temmuz 2013

Çocuk Doktorumuz Ayla Haytan Önal

Neden şimdiye kadar yazmadım bilmiyorum ama geçen ay doğum yapan bir arkadaşım iyi bir  çocuk doktoru aradığını ,bizim kime gittiğimizi sorunca yazmadığımı farkettim.

Aslında iki bebekli olunca aşı,diş,hastalık vs oldukça sık görüşüyoruz ama nedense atlamışım.

Ayla hn,Kadıköy Acıbadem Hastanesi'nde Defne ve Derin doğduğunda ilk muayenelerini yapan,taburcu eden ve ilk günden beri düzenli olarak kızlarımı takip eden Uzman Çocuk Doktoru.

Genelde tüm arkadaşlarım doğum yaptıkları aynı hastanedeki çocuk doktoruyla devam ettiğinden ben de aynı şekilde devam etmeyi ama  taburcu olduğumda memnun değilsem yollarımızı ayırır başkasıyla devam ederiz diye düşünmüştüm!Doğum yapmadan da çocuk doktoru seçmek bana zaten biraz tuhaf geliyor ,hani ortada çocuk yokken neye göre değerlendireceksin değil mi?

Operasyon devam ederken aileme bebeklerin sağlık durumu ile ilgili bilgi vermişti ben odaya geldikten sonra kendisiyle tanıştım ilk muayene ile ilgili bana da ayrıca bilgi verdi.

İkiz bebeklerdeki beslenme protokolünü anlattı,mama kullanmaya başlamamız gerekiyor dediğinde kafamda nasıl bir tabu haline gelmişse bu mama mevzusu yüzümü buruşturup ama ben hemen verilmesini istemiyorum ,emzirmek istiyorum dedim.
Tamam ama henüz senin sütün iki bebek için yeterli değil ,hatta istersen sağalım ne kadar çıktığını sen de kendi gözlerinle gör ,için rahat etsin dediğinde aklıma yattı bu fikir!
Devasa bir süt sağma makinası  getirdiler ,hemşirelerin de yardımıyla toplamda çıkan 8ml süt benim için şok edici olsa da doktorumuz buna hiç şaşırmadı.
Artılarını,eksilerini anlatarak mama verilmesini benim de onayımı alarak başlattı.
Dolayısıyla doğumdan önce duyduğum pekçok yerde okuduğum ;şu hastanede hemen mama vermişler ,bebeği anneden kaçırmışlar,hiç sormamışlar hemşireler rahat etsin diyeymiş falan şeklindeki söylentilerin de kişiden kişiye değiştiğini ve çoğunun da  şehir efsanesi olduğunu düşündüm.

İşte bizim frekansımız bu hoş tavrıyla tuttu diyebilirim.
Hastasıyla inatlaşmayan,anneye anne gibi yaklaşan ,bebeği okşayarak muayene eden,her soruyu samimiyetle açıklayan hatta kimi zaman kendi yaşamından kendi kızından örnekler veren ,güleryüzlü,ilgili,elinde defteri sürekli not alan çocuk doktorumuzla, o ilk muayeneden bugüne tam 19aydır birlikte ilerliyoruz.

İlk zamanlarda Derin'in tırnağını keserken hafif derisine dokunmuş ve kanadığı için kesemiyorum diye dert yandığımda bir sonrakinde ben hallederim sen ver makasını bana deyip  kızların tırnaklarını keserek beni oldukça şaşırtmıştı.

Tüm rutin aylık kontrollerdeki sabrı,geçirdiğimiz ağır ateşli hastalıklardaki net ve  doğru teşhisleri,bugüne kadar hiç antibiyotik kullanmamış olmamız konusundaki hassasiyeti,aşı yaparken kutularını da odasına isteyerek kontrol etmesi bugüne kadar benim özellikle hoşuma giden tavırlarıdır.

Defne ve Derin'i sürekli takip ettiği için çocukların geçirdiği hastalıkları ,hassasiyetlerini bilmesi benim için oldukça önemliydi.

Altıncı hastalıkta ne  olduğunu anlamadan antibiyotik kullanmaya başlayan ya da en basit öksürükte minnacık bebeğe şuruplar dayayan,D vitamini ve demir kullanımı önemsiz gören ,el -ayak hastalığına isilik teşhisi koyan çocuk doktorlarını duyunca ister istemez çocuklarım adına şanslı olduğumuzu düşünüyorum.

Benim gibi çocuğun cildinde kızarıklık olunca alerji olabilir mi diye resim çekip mesaj atan hastalarına sabırla cevap yazar :))

İşte böyle sabırlı ,güleryüzlü,genç ama oldukça tecrübeli herşeyden öte  eşi jinekolog, kendisi anne olan  bir çocuk doktoru!



Ayrıca Defne ve Derin'in  ilk yaşgünü partisine de  kendi kızıyla birlikte gelerek bizi yalnız bırakmayanlardandı!

Ateşölçer hazinesi!

Henüz bebekler doğmadan yakın bir arkadaşım oğlu ateşlendiğinde çok huysuzlaştığını ve kulaktan ateşinin ölçmesine izin vermediğini anlatmıştı.
Ben de chicco alından ateşölçer görür görmez arkadaşımın söylediklerini düşünerek daha kızlar doğmadan satın almıştım.Açıldıktan sonra bir-iki dakika bekleyerek  bulunduğu ortamın sıcaklığını gösterdiği takdirde daha  doğru sonucu göstereceğine dair sağlama yapıyor,sonrasında karanlıkta bile olsa  mavi led ışığıyla bebeğin tam şakağına tutulunca çıkardığı sinyal  ile ölçümü bitiriyor.
Lakin kızlar ufakken (0-6ay)özellikle aşı oldukları akşamlarda led göstergesini alınlarına tutarak uyurken ya da uyanıkken rahatlıkla ölçebiliyordum ateşlerini ancak Defne altıncı hastalığa yakalanana kadar!
Altıncı hastalık neredeyse bütün hadisesi yüksek ateş olan oldukça  beter bir hastalık !


Çünkü  doktorumuz cilde temas etmediği için en az 0,5 derece az ölçtüğünü söyleyince ,evdeki eski sistem ama en azından sonucu  garanti olan civalı ateşölçere kaldık!
Tahmin edersiniz ki koltukaltından da ölçmek ayrı bir dert ,yok kaydı,yok düştü vs...
Evde biri son sistem biri eski sistem iki ayrı ateşölçere ek olarak bir de chicco soğuk buhar cihazıyla hediye verilen dijital ateşölçeri de denedik!


Dijital olanla ağız ya da makat tavsiye ediliyor ama inanın bana çocuk ateşler içinde yanerken hepsi birbirinden zor!

Geçen ay geçirdiğimiz el-ayak hastalığında da aynen altıncı hastalıkta olduğu gibi önce ateş yükseliyor yaklaşık 1-2 gün hiç döküntüsüz ve farklı bir belirti vermeden oldukça yüksek ateş devam ediyor.Hemen ardından ateş düşmeye başlayınca ise vücut adeta o yüksek ateşin kalıntısını üstünden atar gibi kırmızı suçiçeğine benzer döküntüler döküyor.

Her ikisinde de benzer hastalıklarda olduğu gibi ateşin kontrolü çok önemli olduğundan ve geçen ay her ikisinin de aynı anda geçirdiği altıncı hastalık sonrasında hemen Braun kulaktan ateşölçer aldık.
Hastanelerde de kulaktan ölçülene göre tedavi belirlediklerinden daha çok içime sindi.


Üstelik alından ölçen derecenin hem her zaman doğru sonuç vermemesi hem de ölçerken çocukların hareketsiz durmaması,sesinden ya da led  ışığından rahatsız olması sebebiyle belki de ilk almam gereken  buydu aslında ama bilemedim!

Fiyatı diğerlerine göre biraz daha yüksek ama benim daha önce aldığımın işe yaramadığını düşününce aslında daha ekonomik :))

Dört ayrı modeli iki ayrı çocukta yüksek ateşte denemiş bir anne olarak  nacizane tavsiyem benim gibi yapıp en başta alınması gerekeni en son almayın sıkıntı çekmeyin !

27 Temmuz 2013

Devam Sütüne Elveda!


İkiz bebek beklediğim için  sütüm yetmezse devam maması ile takviye etmemiz gerektiğini az çok tahmin ediyordum.
Tahmin ettiğim gibi oldu yeni doğduklarında her ikisini de doyurmak henüz  azıcık gelen anne sütüyle mümkün  olamadı!Hatta ben mama verilmesini istemiyorum dediğimde ilk günden beri kızlarımın doktoru olan Ayla Haytan Önal,hemen makinayla sağalım yeterli mi yetersiz mi sen gör!En azından kafanda şüphe kalmasın,için rahat etsin demişti!Aklıma yattı!
Neyse makina geldi,hemşireler yardımcı oldu  ve gerçekten sağıp baktığımda iki bebeğin toplamda 8ml süt ile doymasının  imkansız olduğunu kendi gözlerimle görmüş oldum!
Bu vesileyle Defne ve Derin henüz hastaneden çıkmadan Pre-Aptamil içerek devam sütüyle tanışmış oldular ama en azından karınları doydu!

Hatta hastaneden çıkıp eve geldiğimiz ilk gece,hastaneden verilen kavanoz içindeki sıvı formda,kullanıma hazır 100ml pre-aptamil emzirmeme rağmen yetmemişti her  ikisine de ne kabus yaşamıştık :))
Aslında toz formda kutuda  olandan hiçbir farkı yok  bunun ama nedense biz pazar günü hastaneden taburcu olduğumuz için diğerini almayı akıledemedik.Ama sonrasında hep kutuda satılanlar ile devam ettik

Pre ,zannedildiği gibi sadece prematüre doğan bebekler için değil aynı zamanda doğar doğmaz mama içmek zorunda olan bebekler için anne sütüne en yakın formda olan,doyuruculuğu diğerlerine göre biraz daha az olan mama çeşidi.
Doktorumuz ilk altı ay bunu kullanmamızı tavsiye etmişti hatta birara kızlar doymuyorlar dediğimde nişaşta,protein  vb.gibi daha tok tutan içerik oranlarının pre-aptamil de daha az olduğunu ama bunun özellikle sürekli mama alan bebekler için aslında daha iyi olduğunu söylemişti.
Sonrasında emzirmeye devam ederken süt artmış olsa da her ikisini de doyurmak benim için hiç mümkün olmadı!Hep mama takviyesi ile devam ettik.
İlk 8ay anne sütü ile birlikte sonrasında ise sadece mama ile beslendiler.Biberonla beslenen bebeklerin anneyi emmeyi hemen bıraktığını söylerler ancak Derin 6ay,Defne ise 8ay emmeye devam etti.
Devam mamasının anne sütünün yerini tutamayacağı tartışmasız ancak yenidoğan için inek sütüne göre hazmı daha kolay olduğu için bizim tercih sebebimiz oldu.
İlk altı ay Pre-aptamil,sonrasındaki 6ayda ise  sırasıyla 1,2,3 ve  kızlar 1yaşına girdiklerinde de 4numara kullandık.
Doktorumuz 1yaşına girdiklerinde inek sütünü sulandırarak başla ,bünyelerinin verdiği tepkiyi görelim dese de ben yoğurdu bile uzun süre mamadan mayaladığım için hemen geçemedim!

Lakin çocuğuna anne sütünden sonra hemen inek sütü ile devam edenler var ama ben yapamadım malesef.Hatta mama tavsiye eden doktorlar olduğu gibi inek sütünü de tavsiye edenler olduğunu biliyorum.
1,5yaşını doldurduklarında inek sütüne geçmeye karar vermiştim çünkü zaten valizi andıran bebek çantasında sürekli sıcak su,soğuk su ve mama taşımaktan da çok yorulmuştum.

Tatil vs derken geçen hafta cumartesi günü  inek sütüne su eklemeden verdim ve birkaç gün  pek hoşlanmayarak  içtiler :) 
Ancak Derin'in bünyesi daha güçlü olmasına rağmen,içeriğinden ötürü hem midesi bozuldu hem de  hiç olmadığı kadar kötü pişik oldu!Defne ise tam tersine kabız oldu!
Şaka gibi ama 1haftadır bununla uğraşıyoruz malesef !

Geç vermekle hata mı ettim yoksa ne zaman verirsem vereyim sonuç yine aynı mı olacaktı işte bunu hiç bilemiyorum!
Öyle veya böyle ,biz devam sütüne veda ettik!


26 Temmuz 2013

Hamilelik Güzeldir!!!




 
 
Malumunuz birisi hamilelik üzerine çok gereksiz cümleler sarfetti geçen gün!
 
Hiçbir anne o müthiş,tarifsiz,eşsiz günleri ne kadar zor olursa olsun unutmaz,unutamaz ama sağolsunlar hepimize birden tekrar o güzel günleri hatırlattılar!
 
Doğuma girmeden 1saat önce çekilen bu resimlerdeki 16kiloyla  nasıl da mutluydum :)
Bir kadının kilo almaktan mutlu olduğu tek dönem ne de olsa değil mi?
Göğsümü ve göbeğimi gere gere gururla sokaklarda dolaştığım o günleri unutmam mümkün değil!Önce göbeğime sonra yüzüme bakıp tebessüm edenleri şimdi daha iyi anlıyorum.
İçinde adeta bir  inci tanesi saklayan istiridyeler gibi hamile anneler ,içindeki mucizeye inanan onu sevgisiyle büyüten ...
Kim neden utansın ki bu özelliğinden ,sakınsın ya da saklansın?
Estetik değilmiş!
Estetik hem duyusal hem duygusal bir değerdir yani herşeyden öte bakanın gözlerindedir!!!
Ve bence gebelik bir kadının yaşayıp yaşayabileceği en özel ,en büyülü dönemdir!
 
Hamilelik bir hastalık değildir lakin şuaralar hamile olanlar bu dönemin tadını çıkarın,keyfine varın!
 
Resimlerime dönüp bakmamı hatırladığım gibi bir de  o dönemde hastaneden verilen gebelik boyunca her güne ait gelişim ve değişimleri yazan benim de üstüne doktor kontrollerine göre kısa notlar aldığım hamilelik günlüğünü buldum dün!
2yıl önce 25.07.2011 tarihi tam 109.günümmüş ve bebeklerimizin her ikisinin de kız olduğunu öğrendiğimiz gün :))
 
Hiçbir hamile çocuğunun cinsiyetine göre çirkinleşmez ayrıca ,ayakları elleri şişse de, haddinden fazla kilo alsa da  herbiri ayrı güzeldir bu da böyle biline :) 
 
 Tüm hamilelere sevgilerimle ...
  


3.Köprüye Neden Karşıyım?

Ben bir anneyim. Anne olmak sadece doğurmak değildir.  Anne olmak geleceği yetiştirmektir. Bir çocuk gelecek için yatırımdır. Çocuklarımızın sağlıklı olması en büyük servetimizdir. Bunun için de sağlıklı yiyecekler, kirlenmemiş, yok edilmemiş bir doğaya ve temiz suya ihtiyacımız var.

Ben İstanbul’da yaşayan bir anneyim. Kış geldiğinde şehrin üstüne inen kirli hava pusunun altında nefes almaya çalışıyoruz. Ben çocuğumun temiz havayı içine çekmesini, toprağın kokusunu duymasını istiyorum, çünkü bunu ona borçluyum. Kızılderililerinin dediğine inanıyorum, “biz dünyayı çocuklarımızdan ödünç aldık”. Dünyayı daha iyi bir şekilde onlara geri vermeliyiz.

 
 Yaşadığımız şehirde doğa rant hırsı ile uzun yıllardır fazlasıyla tahrip edildi. Şimdi bir de yıllardır konuşulan 3. Köprü’nün yapımına başlandı.

· Eğer 3. Köprü yapılırsa; trafik için çözüm olmayacak, ancak çevreyollarının kenarları yeni sitelerle doldurulacak.

· Eğer 3.köprü yapılırsa, zamanla ormanların içindeki su havzaları ortadan kalkacak ve susuzluk sorunu ile yüzleşmek zorunda kalacağız.

·  Eğer 3. Köprü yapılırsa, suların kirlenmesi çevrenin daha da sağlıksız olmasına neden olacak. 

· Eğer 3. Köprü yapılırsa, sadece İstanbul değil, Kocaeli ve Çatalca yörelerindeki verimli topraklar da beton yığınlarıyla kaplanacak.

· Eğer 3. Köprü yapılırsa, İstanbul’un giderek azalan yeşil alanları hızla iyice küçülecek, sıcaklık dayanılır olmaktan çıkacak.

 
Böyle bir şehirde nasıl yaşayacağız? Çocuklarımızı büyütmek istediğimiz şehir bu olabilir mi?


25 Temmuz 2013

Çocukla Tatil - Güral Sapanca Wellness Park

 


 
 








 
 

Sapanca'yı genel olarak çok seviyorum ben,havasını içine çektiğimde yemyeşil ağaçlardan gelen o mis oksijeni ciğerlerimde hakikaten doyasıya hissedebildiğim zaman zaman göl manzarasıyla gözlerimi de dinlendiren aynı zamanda mevcut köy dokusunu hemen hemen her yerinde farkettiren güzel bir kaçış noktası...İstanbul'a 45dakikalık  mesafede olduğundan ve arabayla çok rahat ulaşabildiğimiz için  çocuklar doğduktan sonra bize yepyeni bir alternatif oldu burası.

Bu bölgede bilinen iki otel var birisi Richmond Nua diğeri  ise Güral Sapanca Wellness Park .

Çocukla Tatil - Ela Quality Resort Belek

 
 
 


 


 
 
Defne ve Derin'e hamileyken hem de kızlarımız altı ve dokuz aylık olduklarında toplam 3kez konakladığımız bu otelde geçtiğimiz günlerde tekrar konakladık!

Üstelik çok sevdiğimiz dostlarımız ve 4yaşındaki oğullarıyla birlikte tüm tatilimizi "Everland Q" isimli çocuk klübünde geçirerek!
 
Bu otelin çocuk dostu olduğunu zaten bildiğimiz için seçmiştik ama Defne ve Derin 1,5yaşında olduklarından ilk kez tam anlamıyla tüm aktivitelerinden faydalanabileceklerdi.Hakikaten öyle de oldu!Otelin genelinde önceki yıllara göre kalite anlamında biraz düşüş hissedilse de çocukların ihtiyaç duyabileceği herşey sizi odanızda hazır bekliyor!Park yatak,bornoz,şampuan,oyuncak,bebek bisküvisi vs gibi şeylerin yanısıra bebek küveti,lazımlık gibi bazı ayrıntılar da düşünülmüş!
 
Çocuk klübü inanılmaz güzel!Bu tesisi sadece çocuğu düşünürseniz gözü kapalı  tercih eden oldukça fazla aile vardı.Üstelik bu otelde konaklayan Türk ve Rusların oranı hemen hemen eşit!Bu sebeple Everland Q çalışanlarının dikkati  ve toplu aktivitelerin dili de buna göre şekilleniyor!
 

24 Temmuz 2013

Çocukla Tatil - Rixos Premium Belek

 



Haziran ve Temmuz aylarında toplam 10gece bu otelde konakladık.Eşim iş seyahatinde olduğundan bu tatilde ayrılmaz parçamız annem de bizimle birlikteydi.


Tabii Defne ve Derin'in içlerinden taşan enerjilerine tatil ortamında yetebilmek için değil annem ,eşim bir ordu gelse az kalır!Nedeni malum suya doğdukları günden beri bayılan hatta elini kolunu bir bardak su görse bile içine sokan iki bebekle her gün denize girmek ama çıkamamak!!!

Otele gelince genel görüntüsünden ve özelliklerden öte ben blog umda paylaşmak için daha çok bebek /çocuk ilgili kısımlarının resmini çektim ;


Otel oldukça geniş bir arazi üzerinde ve tam ortasında oldukça büyük bir gölet mevcut.Denize ,havuza giderken malesef bu göleti aşmak için sürekli köprüden geçmek gerekiyor ki bebek arabasıyla ya da çocukla bir süre sonra sıkıcı olabiliyor.Ayrıca birbirine bağlı iki ayrı bloktan oluşuyor.Şayet çocuklu iseniz ana restorana kolaylıkla ulaşabileceğiniz kısımda kalmanız tercih sebebi olabilir ancak oradaki odalar da hemen akşam partilerinin yapıldığı alana baktığından geç saatlere kadar süren gürültüden rahatsız olabilirsiniz.Ancak diğer blok biraz daha uzakta kaldığından daha sakin gibi ...


Sadece 0-2 yaş aralığında olması halinde her iki bebeğe de ücret alınmıyor.Ancak gelecek yıldan itibaren yeni uygulama ile 2 çocuğunuz varsa aynı yaşta olsalar bile biri için gecelik ücretin %50'si tutarında ödeme yapmak gerekiyor,bilginize!!!


Hemen hemen her otelde olduğu gibi odalarda park yatak,çocuk için bornoz ,güneş koruyucusu ve şampuandan oluşan bir kit mevcut!

Ana restoranda çocuklar için ayrılmış özel bir oturma kısmı ve içinde çocuk büfesi mevcut...

Ayrıca ana havuzun hemen yan tarafında yeralan çocuk klübü (Rixy Club ) içindeki restoranda öğlen ana restorana geri dönmeden hem daha sade ve sossuz yiyecekler hem de taze meyve bulmak mümkün!Kavanoz meyve,paketli yoğurt,bebek bisküvisi vs...de var.

Çocuk havuzları yine bu klübün içinde iki ayrı kısımdan oluşuyor bebekler için 35cm ,çocuklar için 55cm derinliğinde ve içinde su kaydırakları bulunan bir havuz var.Ancak tüm otellerde ,görüntüsü son derece temiz olsa da bebek havuzlarının kesinlikle her an aynı temizlikte olmadığını düşünüyorum bu sebeple artık sadece denizi tercih ediyoruz.
Belek bulunduğu konum itibarıyla daha az nemli ama malesef denizi hep dalgalı!


Rixy Train isimli ingilizce şarkılar eşliğinde gezintiye çıkan müthiş bir eğlence aracı var bu tesiste :) Günde 5-6 kez otelin içinde yaklaşık 40dakikalık turlar yapıyor ,tek yolcusu çocuklar tabiki küçükler ancak ebeveynleri eşliğinde binebiliyor.Çocuklar bayılıyor kesinlikle!


Rixy Klüp içinde minyatür bir basket sahası,yeşil alan üzerinde salıncak ,kaydırak vs mevcut yalnız hepsinin üstü açık olduğundan belli saatler dışında kullanmak pek mümkün değil!İki ayrı aktivite odası var yaş gruplarına göre ayrılmış içinde çeşitli oyuncakların ve minik bir top havuzunun bulunduğu...Çalışanların çoğunluğunun rus olduğu Rixy Klüp'te öğleden sonra yaş grubuna göre genelde yüz boyama ,boncuk dizme vs gibi eğitmenler eşliğinde özel etkinlikler yapıyorlar.


Otelin belki de en büyük aktivitesi hemen yan tarafında yeralan su kaydıraklarının bulunduğu "Troyaqua" isimli otel misafirlerinin ücretsiz kullanabildiği,teknelerle ulaşımın sağlandığı dev eğlence alanı.Hemen yanında yunus gösterilerinin yapıldığı kişi başı 25eur ekstra ücretli "Dolphinarium" mevcut.

Her akşam 20.30 da tiyatroda çocuklar için özel gösteriler var ancak kızların uyku saatine denk geldiğinden biz hiçbirine katılamadık ama çocukların koşa koşa gittiğini düşününce muhtemelen güzeldir diyorum.



Benim için yazmadan geçemeyeceğim en önemli noktalardan biri ,tesisin içinde yaşayan kedilere hoşgörüyle yaklaşması ve misafirler rahatsız oluyor bahanesiyle onları uzaklaştırmadan doğa dengesini bozmadan bu koca tesisin içinde barınmalarına izin vermesidir.Ayrıca bir bölümde kırlangıç yuvaları var ki;yeni yavruların ilk uçuşlarını seyrederken Defne ve Derin çok keyif aldılar
.


 





        






Special design for Defne ve Derin by GeCe