Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

29 Kasım 2013

İkiz Anneleri Anlatıyor 7 - Özge Kopuz

Ben Özge'nin ikiz bebek beklediğinin haberini doktor kontrolü sonrasında "beni de klübe alın" diye attığı bir mesajla öğrenmiştim :)
 
Gerçekten pozitif  enerjisi ve fiziki görüntüsüyle 3 çocuk annesi olduğuna inanmak zor ama gerçek!
 
İşte Mira ,Yade ve Asım'ın annesi Özge Kopuz 'un ikiz hamilelik süreci ve sonrasındaki hikayesi...
 
 
 
1) İkiz bebek beklediğini ilk öğrendiğinde neler hissettin?Ailenle ve sevdiklerinle bu haberi nasıl paylaştın?

Benimki planlı ikiz:)
Yani Tüp bebek olduğu için ve zaten iki embriyo yerleştirdikleri için muhtemelen ikiz olmasını bekliyorduk,ondan çok şaşırmadık.
Ama ikiz olduğunu duyan tüm yakınımdakiler '' Ayyy napıcaksın? Çok zor olmıyacak mı? 3 çocuk Allah kolaylık versin. Bu iyi günlerin'' şeklinde cümlelerle moralimi yerlebir yapmaya çalıştı:)
 
2)İkiz gebeliği hem psikolojik hem de fiziksel açıdan oldukça zor,senin gebelik dönemin nasıl geçti?Herhangi bir sorun yaşadın mı?

-Çok iyi bir dönem sayılmazdı. Erken dönemde bir kanama geçirdim. 4 gün hastanede yattım. Doktorum kurtulmalarına mucize diyor halen. Sonrasında hep riskli gebeliğin psikolojisini yaşayarak geçti. Sonlara doğru ise vücudumdaki  ödem nedeniyle  ellerim ve ayaklarım çok şişti. Hatta sol elimi hala kullanamıyorum.

3)Kaçıncı haftada, ne şekilde dünyaya geldiler?Planlı mı yoksa sürpriz bir doğum mu oldu?
Bebeklerin doğum kilosunu paylaşmak ister misin?

39. haftada sezeryan ile dünyaya geldiler.Planlıydı!
Yade 3.000kg ,Asım 2.950kg


4)Doğum sonrası "lohusalık dönemi" nasıl geçti ?Gebelikte aldığın kiloları verebildin mi?

İlk bir hafta kabustu ama aslında kabus olan ikizler değil büyük kızımdı.O'nun ikizlere  alışması ,bizim de  duruma alışmamız zor oldu. Lohusa bunalımı yaşamadım ama kıyısından döndüm diyebilirim. 30 kilo aldım ve 4. ayın sonunda 30 kiloyu verdim. Yine 36 bedenim:)


5)Bebeklerin beslenme protokolü nasıldı?Anne sütü ,devam sütü takviyesi ???

ilk zamanlar anne sütü yetmediği için bir -iki mama takviyesi yaptık . sonra imdadıma benimle aynı zamanlarda doğum yapan arkadaşlarım girdi. Süt annesi oldular ve uzun bir süre sadece anne sütü ile gittik. Bizimkiler obur bebekler, daha 3 aylıkken bir öğünde 180ml içiyorlardı. Böyle olunca da çok zorlandım. Ben emzirmedim sağarak verdim hep. Şuanda 6 aylıklar ve sütüm oldukça azaldı,ek gıdaya başladık. Ek gıda,mama,anne sütü şeklinde devam ediyoruz halen.
 
6)Bebeklerin ne kadar süre senin odanda yattılar?Kendi odalarına ne zmn geçtiler ?
ikisi aynı odada mı ayrı odada mı yatıyorlar?

İlk bir hafta benim odamdaydılar fakat büyük kızımın daha 22 aylık olması ve 22 aydır bizim odamızda eşim ile benim aramda yatarken başka odaya geçmesi  huyunu değiştirdi. Böyle olunca da Pedagog ikizleri ayırmayı önerdi . Böylece ikizler başka odada kalmaya başladı.Şimdi ikizler bir odada,Mira bir odada kalıyor.
 
7)Sana göre "İkiz annesi" olmanın ,en özel ve en zor yanları nelerdir? İkiz annesi olduğun için kendini farklı hissettiren hadiseler yaşadın mı?

Ben bu soruya cevap veremem sanırım çünkü benikiz anneliğini  hiç anlayamadım .İlk kızım da çok küçük olduğundan benimki çok daha zor oldu.
Ama ikizlere hamile kalmadan önce, hep kendi kendime düşünürdüm '' Bu ikiz annelerinin kendilerini bu kadar farklı sanmaları neden ''diye. Bunu açıklamak zor ama evet, benim içinde ikiz annesi olmak çok daha özel,güzel ve zor bir duygu.

 
8)İkiz annesini en zorlayan mevzuda yani iki evladına da her anlamda eşit davranabilmek için kendince izlediğin bir yöntem var mı?Vicdan terazisi denen his sence gerçek mi?

Yok! Ve ben sürekli bir vicdan azabı ile başbaşayım sanırım bu sebeple eriyorum günden güne.
 
9)Ailende bebeklerin bakımına yardımcı olan kimse varmı ? Yardımcı çalıştırma konusunda ne düşünüyorsun?

Annem ilk 2,5 ay benimleydi. Daha sonraki dönemde yanımızda aile fertlerinden kimse olmadı!
Yardımcı olayına hiç bir zaman karşı olmadım. İlk kızımda da vardı. Hiç yalnız bırakmadım ama hep oldu hayatımda .

10)İkizlerden sonra,sen özel yaşamına nasıl devam ediyorsun?
 işhayatından tamamen çıktın mı? Çalışıyor musun? Sosyal yaşamın neresindesin?
Yoksa senin için halen duş almak ve kahve içmek büyük bir lüks mü?

Ben pozitif enerjisi çok yüksek biriyim ve bununla besleniyorum. Hep dediğim birşey var ; ben mutluysam,çocuklarımda mutlu olur,eşim de.
Bu bir pozitif döngü bence bu yüzden hem kendime hem de eşime  zaman ayırmaya çalışıyorum. Tabii ki çocuklardan sonra eskisi gibi değil hiç bir şey. Uzun zamandır tatile bile gitmedik ama 10 günde bir bile olsa mutlaka eşim ile baş başa bir yemeğe çıkıyoruz.
İş hayatı konusunda ise şanslı bir insanım. Çünkü kendi işim ve işim ile evim çok yakın. bu yüzden çalışmayı hiç bırakmadım. Hiç bir zamanda bırakmayı düşünmüyorum.

11)İkizlerle yaşama tam olarak alıştın mı? Gürültülü bir sabaha uyanmaya,kalabalık bir masaya oturmaya ve birden fazla çantayla dışarı çıkmaya hatta araba yolculuğuna ,tatile ,her türlü seyahate adapte olabildin mi?

Daha çok küçükler bu yüzden şimdiye kadar çok beraber dışarı çıkmayı tercih etmedik. Belki de bu yüzden 3 çocuk ile dışarı çıkmak şu an çok zor geliyor bana.
 
 
12)İkizler için bebek arabası marka ve modeli tercihin nedir?İkiz arabası mı iki ayrı puset mi?

Ayrı puset benim tercihim ve her zaman maclearen :)
 
13)İkiz sahibi olduğunu duyanların genellikle biraz şaşkın biraz da acıyan ifadeleri için ne düşünüyorsun?

Haklılar:))

14) "Tek çocuk hiç çocuk" cümlesi senin için ne ifade ediyor?
 
Kesinlikle katılıyorum. Tek çocuk sahibiyken ettiğim tüm şikayetler sadece şımarıklıkmış,anladım!
Tek çocuk o kadar zevkli ve kolaymış ki; şimdi biliyorum çocuktan çocuğa fark var diyecekler ama emin olun ilk kızım Mira da hiç kolay bir çocuk değildi .Bugün 28aylık ve halen gece 2 kere uyanır,yemek yemez.... ona rağmen diyebilirim ki; tek çocuk hiç çocuktur!
 Ama bunu anlamak için sanırım tek üstüne ikiz doğurmaları şart :))


 

28 Kasım 2013

Emziksiz ilk 48saat kabusu!

Başlıkta okuduğunuz üzere bu bir kabus hikayesi ama sadece 48saat süren ve finalde ekranda "mutlu son" yazısını göreceğiniz cinsten!

Eminim bazı anne babalar da keşke bizim bebeğimiz de emzik alsaydı diyordur ama inanın bana emziği alan çocuk mu daha iyi almayan mı ben bilemedim ...

Defne ve Derin ,prematüre olmamalarına karşın,çene kaslarının gelişmesi ve emme reflekslerinin hızlanması  için henüz hastaneden çıkmadan emzik vermemiz tavsiye edildi.
Aldığımız emzikler yarım damak tabir edilen eski modellerdendi ama  malesef beğenmediler!Sonrasında Avent ortodontik emziklerden aldık ve o gün bugündür tam 23aydır her ikisi de sadece uykuya dalmak için kullandılar.
Defne ve Derin'in ilk emzikleri işte bunlardı.

Buarada onlar alıştıkça biz rahatladık derken derken bir baktık ki;zaman hızla ilerleyip büyüdükçe olayın rengi değişti.
Emzik ,yani  nam-ı diğer memeyi  artık uyku saati dışında da talep etmeye başladılar.Hatta uykudan kalktıktan sonra ben  hemen ağızlardan almak istediğimde isyan ediyorlardı ve birşey söyleyeceklerse dişleriyle tutarak konuşuyorlardı.
Üstelik yere düşüyor,pisleniyor  ,heryere sürülüyor falan ama  benim için en kötüsü de ikiz oldukları için kimi zaman farklı renkteki emzikleri birbirlerinin ağızlarından kapmalarıydı .

Diş ve damak yapısını bozma ihtimali yüksek olduğundan ve artık ikinci yaşlarına sayılı günler kalmışken açıkçası bırakmaları gerektiğinin farkındaydım ama nasıl yapmam gerektiği konusunda henüz bir fikrim yoktu!
Lakin tek bildiğim 2yaşını doldurduklarında ağızlarında emzik görmek istemiyordum!

Geçtiğimiz pazar akşamı ,eşim 4günlük şehirdışı seyahatinde olduğundan ben de bu iki uslu(!) kızımla evde yalnız kalamayacağımdan Defne ve Derin'le birlikte anneme yerleştik!

Annem ve babamdan güç alarak  pazar günü akşamüstü emziği bıraktırma kararı aldım!

Evet o gece her ikisi de  23ay boyunca hiç ağlamadıkları kadar  ağladılar çünkü bir türlü uykuya dalamadılar en sonunda hatırladığım saat 03.38 de onlar ağlamaktan ben de yorgunluktan uyuyakaldık!
İki ağlayan çocuğumun arasında birara adeta yüreğimi  mengenede sıkıyorlarmış gibi  nefes alamadığımı hissettim ama benimle birlikte annemle babamın da yandaki odada uyanık olduğunu bilerek  tüm gece dişimi sıktım neyseki gün doğdu!

Öğlen uykusu yine bir kabus şeklinde geçti,ilk 24saati tamamladığımızda ikinci gecenin korkusu sarmıştı hepimizi hatta annem birara çok mu erken oldu ,acaba mı falan derken ikinci gece ilkine kıyasla biraz daha hafif şiddette geçti!Salı sabahı o kadar uykusuzdum ki;hiç  gücüm kalmadı inşallah kolaylıkla öğlen uykuya dalarlar ben de biraz olsun dinlerim diyordum ama hiç tahmin ettiğim gibi olmadı!
En son çare olarak arabadan  eve bebek pusetlerini çıkarttım ve onlarda sallayarak uyuttum!
Kendi kendime Allah'ım ben nasıl bir çılgınlık yaptım derken salı ve çarşamba gecesi  hiç emzik lafı etmeden ve çok ağlamadan  uykuya daldılar üstüne hem onlar hem de ben deliksiz uyuduk!!!

Evet!Bu iş böylece bitti aynen yazının başında da söylediğim gibi kabusu andıran 48saat sonrasında finalde "MUTLU SON " a ulaştık!

26 Kasım 2013

Playdate Turkey 4.Buluşmasından Kareler..

Playdate Turkey 4.buluşmasında 21Kasım perşembe gününe MiniAktivite'de rengarenk başladık!Bostancı Minibüs Caddesi'nin yakınında ,çocuklar için keyifli atölye çalışmaları düzenleyen bir mekan burası ve biz ilk kez katıldık.

Çocuklara hemen atölye önlükleri takıldı  ve hepbirlikte masaya oturdular.Hem su bazlı boyalarla hem de renkli küçük objelerle önlerinde bulunan bembeyaz tuvale yansıttıkları hayal güçleri ve hatta keşifleri gerçekten görülmeye değerdi.Defne ve Derin inanılmaz keyif aldılar daha önce su bazlı boyayla oynamış olsalar da yine de ilk etapta bir şaşkınlık yaşamadılar diyemem :)

Aktivite süresince o boyalı elleriyle bana sarılmasınlar diye hem köşe bucak hem de bir yandan resimlerini çekmeye çalıştım!

Merak edenler ya da kaçıranlar için işte kareler;
 
 
 
 
 



 
 
Boyalarla yaptıkları aktivitenin ardından çocuklar, eğitmenleri eşliğinde hep birlikte şarkılar söyleyip paraşüt oyunu  oynadılar. Lezzetli ikramların tadına baktıktan sonra tuvale yaptıkları resimler, üzerlerine isimleri yazılarak kendilerine hediye edildi. Böylece minik elleriyle yaptıkları ilk eserler o günü anımsatacak sevimli birer anıya dönüştü.





Playdate Turkey etkinliğe katılan anneleri de unutmadı. Son günlerde en çok satılanlar listesinde bulunan "Bir Kadının Hikayesi" kitabının yazarı Gökçe Dölek, annelere imzalı kitabını hediye etti.

Playdate Turkey Hakkında: Farklı mekanlarda farklı temalı etkinlikler düzenleyen Playdate Turkey ile aynı yaş grubundaki çocuklar sosyalleşirken ebeveynler de keyifli vakit geçiriyor. Etkinliklerden eposta aracılığıyla haberdar olmak için web sitesi www.playdateturkey.com'a ücretsiz üye olmak yeterli.

Fotoğraflar: Aslıhan Tokat


Sosyal medyada Playdate Turkey:

www.Facebook.com/PlaydateTurkey
Twitter: @PlaydateTurkey
Instagram: @PlaydateTurkey

25 Kasım 2013

Doğana Doğumda Kadın Hakları Bildirgesi


DOĞANA, Doğumda kadın hakları için çalışan bir dernek. Aralarında doktorlar, ebeler, doulalar, doğum eğitmenleri, yoga eğitmenleri ve anneler var. Anne ve bebeğe saygılı, olumlu doğum deneyimleri için çalışıyor. Vizyonları, tüm kadınların hamilelik, doğum ve lohusalık dönemlerinde, saygılı, aile odaklı ve kanıta dayalı bakıma ulaşabilecek bir Türkiye.

DOĞANA anneye ve bebeğe saygılı doğum deneyimleri konusunda farkındalık yaratmak için kendi yayınladıkları bildirgenin 8 maddesine örnek teşkil eden 8 kadının 8 doğum hikayesini içeren bir kitapçık yayınladı.



DOĞANA yayınladığı bu kitapçık ile hem doğum yapacak kadınlara ilham vermeyi hem de Doğumda Kadın Hakları Bildirisini kadınlara, ailelerine ve sağlık çalışanlarına duyurmayı amaçlıyor. Kitapçıkta yer alan olumlu doğum hikayelerinin hepsi ülkemizde son birkaç sene içerisinde yaşanmış. Hem doğal hem de müdahaleli veya sezaryen doğum örneklerinin yer aldığı kitapçık doğumda kadın haklarını gerçek hikayelerle açıklıyor.

19 Kasım 2013

Yardımcı dediğin başa bela!

Doğumdan beri uzunca bir  zamandır yazayım diyordum bu yardımcı meselesini ama hep başka birşeyler konu oldu yazılara.
Demekki bu uzun ve karmaşık hikaye  tam da yardımcısız kaldığımın 20.gününe kısmetmiş :)

Nerden başlasam Nasıl anlatsam bilemiyorum...

Muhtemelen  ikiz yerine tek bebek bekliyor olsaydım evimin iki sokak yakınında sadece yürüme mesafesinde oturan anneme emanet edip hayatıma devam edeceğimden böylesine yardımcı dertlerimiz de hiç olmazdı.
Ama doktorumuz,gebelik sürecindeki kontrollerden birinde annemi gayet dinç ve hevesli görünce  "Allah dağına göre kar verirmiş" demişti ki;gerçekten ikiz bebeklere kaliteli bir hayat sunabilmek için sadece maddi değil manevi anlamda da  çok güçlü olmanız gerekli!
Bu sebeple hep söylüyorum annem en büyük şansım!!!

Yatılı bir yardımcı fikri pekçok kişiye çok sıcak gelmese de,hatta kuzenimin eşi komplo teorileri üreterek bizi bundan yıldırmaya çalışsa da iki yakın arkadaşımın evinde 3yıl gibi uzun zamandır kalan ve son derece memnun oldukları iki yardımcıyı görünce, eşimle biz de yatılı birini almaya karar verdik!
Defne ve Derin'in doğumuna 3gün kala birini aldık ve o günden beri hep evimizde biri oldu!
"Biri" diyorum dikkat ederseniz çünkü kimi zaman o kadar hızlı değiştirdim ki ;ben bile isimlerini unuttum neredeyse...

Hiç tanımadığınız birini evimizde yatırma fikrine ilk günlerde çok çabuk alışamamış olsakta eninde sonunda evdeki angarya işlerin sürekli ve hızlı bir şekilde yapılıyor olması bizi cezbettiğini itiraf etmeliyim!Yardımcıya ne gerek var ki ben çocuklarıma tek başıma bakarım evimin işini yapar üstüne 2tencere de yemek kaynatırım diyenlere saygım var ancak bana göre gereksiz yorgunluğu başka birine yüklemek ve tüm pozitif enerjiyi çocuklarıma ya da kendime harcamam daha makbul!

Fakat çok önemli bir nokta var ki;en başından beri benim bu kişi için yüklediğim sıfat "çocuklarıma bakıcı " değil hep "bana ve ev işlerine yardımcı "şeklinde  oldu.Allah anneme hatta babama da uzun ve sağlıklı  ömürler verdiği sürece de bu hep böyle olacak!

Çalışan ya da annesinin,yakınının bakması mümkün olmayanlar için hep Allah bana gelenlerden daha iyileriyle karşılaştırsın o anneleri diye dua ediyorum çünkü en değerli varlığını bir yabancıya emanet etmek zorunda kalanların da işi oldukça zor,biliyorum!

İnsanlar kimi zaman evlerine gelen gündelikçilerin  bile kaprislerine tahammül edemezken varın siz düşünün bunların dertlerini...Ama iki bebekli bir evin kalabalığını ve paniğini düşünecek olursanız bazen artıları eksilerinden fazla oluyor!

İlk yardımcıyı aman yaşı genç olmasın aklı bir karış havada olur tavsiyeleri ile 40yaşlarında almıştım.Kadın bize geldiğinde heralde 65kilo falandı.Neyse dilediğin gibi ye iç burası senin de evin dedik ama nerden bilebilirdim ki 3ayda 10kilo alacak kadar kapasitesi olduğunu.
Malum bebekleri tebrik etmek için gelenlerin hep  eli kolu dolu ,bu da ciğerciye düşen kedi misali ne gelse yiyor derken derken  bir gün çok kilo aldın dediğimde aksine zayıfladım dedi ben de koydum önüne baskülü :)

Nitekim bizim evdeki macerası hırsızlıkla son bulduğunda  ben tüm doğum kilolarımı kendisine devretmiş olarak yolculadım!

Ardından başka biri geldi aman ne kadar kolaylıkmış her işi biliyor falan derken memleketinde engelli ölüm döşeğinde bir çocuğu olduğunu öğrendik,O da öylece gitti!

Akabinde daha genç birini buldum ve uzun süre yaklaşık 9ay kadar refaha erdik lakin O da  tam kızlar ayaklanıp yürümeye başladığında ,ek gıdanın hediyesi olan dağ gibi çamaşırlar yığılmaya başladığında yoruluyorum diyerek ayrıldı.


Bir sonrakinde yine bir kıtlıktan çıkan yalancının macerasına bizzat tanık olduk !
Bir insan nasıl olurda tek başına bir koca petek balı yer bitirir uzun süre eşimle birbirimize sorduk durduk nasıl 5günde bitebilir e hadi yedin bari enerji olsun yok hep yorgun hep yorgun...
Çocuklara aldığım muzlar hızlıca tükenince eşiniz yedi dedi,bulgur pilavı lapa olduğunda suyunu anneniz koydu,bişey kırılınca ben  görmedim!Özetle anladım ki her olumsuz durumda topu başkasına atacak!
Peki oldu o zmn dedim sen yoluna ben yoluma...

Bir yardımcının gidip diğerinin gelmesi esnasında 1hafta bile geçse eşimle bize aylar gibi geliyordu.
Hemen bulsakta gelenin adapte olması falan derken biz o kadar yorgun ve mutsuz oluyorduk ki;varsın kim olursa olsun da gelsin arkamızı toplasın diyorduk artık!Üstelik benim doğum sonrası dökülen saçlarımı toplamak bile oldukça önemli bir ev işi haline gelmişken!


Üstelik gece gündüz kızların herşeyiyle kendimiz ilgilenmemize rağmen gelenlerin ev işinden  yoruldum demesini hiç anlayamadım inanın bana!Aman yaşı fazla olmasın pratik ve hızlı olsun dedik  telefonda her yaşını sorduğum  50yim  ama 35 gösteriyorum diyor :))

Genç olsun ,kızlara abla gibi olsun evin içinde yadırgamasınlar dedik bu sefer de  akıllar bir karış havada :))

Herbirinde  vicdanım hep aklımı yendi ve merhametim baskın geldi!
Hediyeler aldım ,ailemden temiz ama giyilmeyen kıyafetleri topladım ,hastalandılar doktora götürdüm,ilaç aldım.
Çocuğum hastalandı dedi otobüs bileti alıp gönderdim,telefonumu kaybettim diyene hemen eski bir makina bulup verdim falan falan....
Her biri ayrı model bunların ;banyoya girip hamamda yıkanır gibi saatlerce çıkmayan mı dersiniz yoksa şişmanlığından arka koltukta iki otokoltuğunun arasına sıkışıp oradan hiç çıkamayan mı :))

Hem ben de hem de çevremde hikaye bunun gibi örneklerle  devam etmesine rağmen şunu farkettim ki yerli yabancı ayırt etmeksizin hepsi için geçerli bazı şeyler var;
  • zorluklar içinde evimden uzakta,gurbette çalışıyorum diyenlerin çoğu kendi keyfinde
  • eşimden ayrıldım,çocuklarım var diyenlerin ellerinden telefon düşmüyor çünkü niyet farklı
  • ben çocuk bakıcısıyım elimi ütüye sürmem diyenler bambaşka modeller
  • çocuğum hasta yalanı zaten merhametinden ayılıp bayılan biz Türkler için en şahane ve en pratik olanı!
  • düğünümüz var ,memleketten  yatılı misafirim geldi yalanı ise uzun izinler için söylenen bir başyapıt
  • sabah treni/otobüsü kaçırdım yalanı ise spontan gelişen durumlar için pratik ve ideal!
Özetle;kızların okula başlayacağı günü iple çekiyorum çünkü zannedilenin aksine yardımcı dediğin rahatlıktan çok başa bela!

Ayrıca çok soruldu o yüzden eklemek istedim ;yatılı çalıştıranların çok çok  iyi bildiği ama buraya yazamayacağım pek çok şey daha var ,Siz siz olun evinize yatılı özellikle yabancı bir yatılı çalışan alacak olursanız defalarca düşünün ve güvenliği elden bırakmayın zira yaptıklarına bazen akıl sır ermiyor!

17 Kasım 2013

Prematüre İkiz Annesi Anlatıyor 6- Gözde Akbay

 İkiz Annelerinin Hikayelerine kaldığımız yerden İrem ve Demir 'in annesi Gözde Akbay ile devam ediyorum!
Gözde hem yaşadıklarıyla hem de azmiyle bence örnek bir micro prematüre annesi!
İşte bu sebeple ; 17 Kasım Dünya Prematüre Günü'nde ikiz gebelik ve doğum sürecini bizimle paylaştı...


  
1)İkiz bebek beklediğini öğrendiğinde neler hissettin?
-Hamile olduğunu öğrenmek inanılmaz bir mutluluk,ikiz bebek beklediğini öğrenmek cidden çifte mutluluk.usg kontrolü sırasında Dr'um müjdeyi verdi, o anı ömrüm boyunca unutamam sanıyorum,çok çok mutlu olduk..Ama tabi bu mutluluğun ardından, zorlu hamilelik süreci ile ilgili endişelerim de hemen oluştu.
2)İkiz gebeliği hem psikolojik hem de fiziksel açıdan oldukça zor,senin gebelik dönemin nasıl geçti?Herhangi bir sorun yaşadın mı?
-Hamillelik sürecim iyi başladı,hiç midem bulanmadı,herhangi bir sorun yaşamadım.Süreç sıkıntısız ilerledi.Ta ki 24.haftaya kadar.24 +4'te ciddi bir bel ağrısı ile başladım güne.Dr kontrolüm sonrası rahimde açılma olduğu tespit edildi,kontrol altında olmam ve doğumu erteleyebilmek adına o gün acilen hastaneye yattım.Tüm engellemelere rağmen sabaha karşı 24 + 4'te doğum gerçekleşti ve Minik mucizelerim dünyayageldi.Bebeklerim micro prematüre olduğu için uzun bir yoğun bakım süreci geçirdik.
Oğlum 2 ay, kızım 3 ay yoğun bakımda kaldı.Kızım prematüre sorunları ile ilgili çeşitli ameliyatlar geçirdi.Prematüre süreci sadece yoğun bakım süresi ile sınırlı değil.Prematüre bebek demek,hele bizimkiler kadar haftası küçük ise, aylar,hatta yıllar süren özel bir süreç demek.Yoğun bakımdan eve taburcu edildiklerinde de özel bir bakım gerektiriyor.Bağışıklık sistemleri zayıf olduğu için uzun bir süre izole yaşadık, hijyen en çok dikkat ettiğimiz noktalardan biri.Çok şükür artık sağlıklı 2 bebek olma yolunda hızla ilerliyorlar.Tabi ki yaşıtlarına göre geriden geliyorlar.yaşıtlarını yakalamalarını hızlandırmak adına fizyoterapi görüyorlar.Hızla gelişme gösteriyorlar.Onlar hızla büyüdükçe, güzel gelişmelerini gördükçe ben daha da güçleniyorum.Onlar gibi güçlü 2 bebeğe sahip olduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum.
3)Sana göre "İkiz annesi" olmanın ,en özel ve en zor yanları nelerdir?
-Bence ikiz annesi olmak, fiziksel ve psikolojik olarak 2 kat güçlü olmayı gerektiriyor.İkiz annesi demek, hep vicdan muhasebesi yapmak demek,sürekli zaman planlaması yapmak demek,organize olmayı yaşam biçimi haline getirmek demek.Aynı anda büyüyen 2 bebegin sınırsız mutlulukları olduğu gibi, sorumlulukları,yorgunlukları ve sorunları da çarpı iki.Bu nedenle ikiz annesi olmak sağlam bir de duruş gerektiriyor.
4)Bakımı zor olsa da kimi zaman diğer annelerden farklı olduğunu hissediyor musun?
-Kesinlikle.Ben ikiz annelerinin özel insanlar olduğunu düşünüyorum.Herkese nasip olmayacak bir mutluluk! Tüm zorluklarına rağmen, kendimi şanslı ve özel hissediyorum.İkizlerim olduğu için de hergün şükrediyorum!

5) Ailende bebeklerin bakımına yardımcı olan kimse varmı ? Her iki evladına eşit davranabilmek için kendince izlediğin bir yöntem var mı?
-Annem ve babam sürekli destekçimiz.Annem olmasa ilk aylar nasıl geçerdi bilmiyorum.Etrafta her ne kadar bakıcı,yardımcı gibi unsurlar olursa olsun Aile desteksiz,ikiz bakımı çok çok zor. Açıkçası her ikisine de eşit davranıyor muyum,kendi içimde halen soru işareti olarak hissettiğim ve hep vicdan muhasebesi yaptığım bir konu.Her ne kadar bakımlarıyla eşit olarak ilgilenmeye çalışsam da eşit vakit ayıramadığım durumlar oluyor.ikisi arasında anne olarak ayrım yapmak zaten imkansız, elimden geldiğince de bunu onlara hissettirmeye çalışıyorum.

15 Kasım 2013

Kitap Bağışları için son 3 gün!!!


"Kitap Bağışla Bize,Okusun Tüm Türkiye"

Evde atmaya ya da kimselere vermeye kıyamadığınız kitaplarınız varsa gerçekten karanlıklara bir ışık yaksın isterseniz bu 5 Migros'tan birindeki standlara kitaplarınızı bağışlayabilirsiniz!!!

1-17 Kasım tarihleri arasında Beylikdüzü,Anadoluhisarı,Cevahir,İstinye ve Caddebostan Migros'lardaki "Herkese Kitap Vakfı" standları hergün  12.00-20.00 saatleri arasında bağışlayacağınız kitapları kabul etmek için açık bulunuyor.

 





11 Kasım 2013

Çocuk Bedenime Dokunma!

10Kasım'da Tüyap Kitap Fuarı'nda Çocuk Bedenime Dokunma İnsiyatifi "Çocuk İstismarı" temalı bir pantomim gösterisi sundular.



Çocuk istismarına karşı dikkat çekmek isteyen bu topluluğun bir sonraki aktivitesi Çocuklar için Maraton koşarak tekrar dikkatleri aynı konu üzerinde yoğunlaştırmak!

Facebook sayfalarındaki bilgi paylaşımı aynen şu şekilde;

 

8 Kasım 2013

Dayımız artık asker...

 

Dayıyla aşk başkadır!
 
Evet!
 
Defne ve Derin için dayı demek ;
 
 eğlence,
güven,
oyun,
hediye,
sevgi,
şımarma,
keyif ,
mutluluk,
şans,
....
ne mutlu onlara ki bu liste böyle uzar gider...
ama vatani görev nedeniyle kısa bir süre mola veriyoruz!!!
 
Dayımız şimdi asker ,biz dün akşam vedalaştık  ve O, bu sabah Hatay'daki birliğine teslim oldu!
 
Henüz gün saymayı bilmediklerinden anneleri onların da yerine Nisan sonuna kadar  günleri,haftaları,ayları özlemle sayacak!
 
Şafak saymanın da teknolojik yanı vardır kesin diyerek  iphone da şafaksayar uygulaması bile buldum ama çok başarılı çalıştığını söyleyemem :)
 
Resimde her ne kadar gülerek poz vermiş olsam da  ayrılık anı buraya yazmakla anlatamayacağım kadar zor oldu benim için adeta yutkunamadım ,boğazımda koca bir yumruyla döndüm eve.

Ama sayılı gün çabuk geçer derler ya hani, işte biz de bugünden itibaren sağlıkla dönüp geleceği günü bekliyor olacağız!!!


 
 

7 Kasım 2013

Refika'nın Mutfağı'ndan Enfes Kareler...

5 Kasım Salı günü hepinizin Blogcu Anne adıyla tanıdığı sevgili Elif Doğan'ın davetiyle blogger anneler olarak  Refika'nın Mutfağı'nda ,enfes bulgur lezzetlerini tattık!

Kuzguncuk'ta tarihi Simotas binasında boğaz manzarası eşliğinde Elif'in kayınvalidesi Nursen Doğan'ın bizzat elleriyle bizler için hazırladığı bulgurun binbir çeşit halini de görmüş olduk!

Salatasını ,içli köftesini muhtemelen hepiniz tahmin edersiniz ancak bulgurdan yapılan tatlıyı ben şahsen ilk kez duydum ve denedim :)


 

 

 

 

6 Kasım 2013

Joker yiyeceklerimiz ;Yoğurt ve Zeytin

Defne ve Derin 5,5aylık olduklarında ek gıda serüvenimize elma suyuyla başlamıştık!
Anne sütü ve devam sütü dışında ilk kez verdiğimizde videoya çekmiştim hatta yüz ifadelerini :)

Defne o gün bugündür ne kadar değişik lezzet varsa hep denemeye açık oldu Derin ise  hep daha temkinli...
Defne daha çok  tatlı tadları sever ; elma,armut,ayva tüm meyveleri gözü kapalı yer.
Derin ise daha tuzlu tadları tercih eder oldu ;galeta,çubuk kraker ,haşlanmış mısır kendininkini yer bitirir hatta fazlası için savaşır!

İştah konusunda şanslı bir anneydim sanırım beslenmeleri ile ilgili uzun mesailer harcamış olsam da bugüne dek genelde diş çıkarma ve hastalık dönemleri dışında ciddi bir duraklama yaşamadım.

Elma suyunun ardından aldıkları ikinci ek gıda herkesin tahmin ettiği gibi yoğurt oldu.

İlk etapta inek sütü vermediğim için 6-12.ay aralığında formül mamadan yoğurt mayalamıştım.Hatta biraz daha sulu bir yoğurt olduğundan makina iyi çalışmıyor diye de şüphelenmiştim.

Formül mamadan da yoğurt mu mayalanır derseniz ,evet oluyor ama biraz daha sıvı formda!
Bu tamamen tercih meselesi dileyen direk inek ya da keçi sütünden yoğurtla başlayabilir dileyen süt yerine mama kullanarak mayalanan biraz daha sulu olan bu yoğurtla...

12.aydan itibaren günlük sütten ve mümkün oldukça doğal mayadan mayalamak suretiyle hep evde kendi yaptığımız yoğurttan vermeye gayret ettim.
Yoğurda bugüne kadar ne meyve ne de başka bir şey eklemedim çünkü doğal  haliyle bu lezzete alışmalarının kesinlikle çok daha sağlıklı olduğu kanaatindeyim.

En büyük şansım her ikisinin de yoğurdu çok sevmiş olması ,benim için yoğurt diğer tüm yeni gıdalara alışılma sürecinde adeta "joker" oldu diyebilirim.

Ispanak,kabak,mantı,mücver ,dolma vs... aklınıza gelebilecek her ne varsa yoğurtla kolaylıkla yediler.


Yoğurt mayalamak için halen Arzum Bebbe yoğurt makinası kullanıyorum ,ilk dönemlerde 125ml 'lik herbiri üzerinde numaralar yeralan  plastik kapakları bulunan cam kaplar oldukça pratik ve kullanışlıydı.
Hem evde Defne ve Derin  ne kadar yemiş onu takip etmem kolay oluyordu hem de dışarı çıkarken yanıma alabiliyordum.

Ancak 125ml az gelmeye başlayınca içinde yeralan büyük turuncu  plastik içinde mayalamaya başladık ki;maalesef plastik oluşu nedeniyle sıcak sütten bir süre sonra deforme oldu ve yüzeyinde çatlaklar oluştu.
Teknik servisten yenisini temin etmiş olsam da plastik yerine geniş kasesi cam olan farklı bir markayı tercih etmediğime halen pişmanım.




 Yemek serüveninde ikinci jokerim siyah zeytin oldu;tabiki Defne ve Derin'in de zaman zaman  bazı yiyecekleri sevmelerine rağmen yemek istememeleri sonra tekrar yemeye başlamaları gibi tuhaf hadiseleri de yaşadım ama siyah zeytinden hiç vazgeçmediler!

Fora Kids üretimi çekirdeksiz yeşil zeytini ilk olarak Yeşim'in blogunda görmüş ve almıştım kızlar yeşil zeytini çok sevmediler ama bu vesileyle  aynı markanın Fora party dilimli tuzsuz zeytinini keşfetmiş oldum!

Örneğin 6.aydan itibaren sorunsuz yedikleri yumurtayı bir anda yemeyi bıraktıklarında evirip çevirip değişik formatlarda yedirmeye uğraşırken beni yine zeytin kurtarmıştı o açıdan kendisine sonsuz saygım var :))

Yumurtalı ekmek üstüne,omlet içine ya da kahvaltıda peynirin yanına ,simitin içine kısacası yakışacağı herşeyin yanına ekliyorum,severek yiyorlar uzun zamandır .

Şayet sizin de çocuğunuzun yemeyi reddettiği ya da sevmediği yiyecekler varsa yanına mutlaka sevdiği bir joker gıda bulmayı deneyin derim!





5 Kasım 2013

Çocukları Baskı ile Beslemeyin!!!

 
 

Anneysen.com sitesinin Sma işbirliğiyle Prof.Dr.Benal Büyükgebiz uzmanlığında bebek beslenmesinde ilk yılların önemini konu alan projeyi "İlk Yılların Hikayesi" başlığı ile yazmıştım.

Aynı proje kapsamında 6ekim pazar günü "İlk Yıllarda Çocuk Beslenmesi" başlıklı adeta bir öncekinin devamı niteliğinde son derece önemli bir buluşma daha gerçekleşti!

Konu çocuklarda iştahsızlık olunca ,anneler son derece dikkatle Çocuk Gastroentereloji ve Beslenme Uzmanı Prof.Benal Büyükgebiz'in örnekli anlatımını dinledi.

İşte bu etkinlikten kısa notlar;


Baskı ile yemek yedirmeyin!

Her canlı acıkınca yer. Çocuğun acıkmasına fırsat verin.

Yemek konusunda çocuğa baskı yapmayın. Hem anne hem de mükemmelliyetçi kadınlarda çocuğa yemek baskısının daha fazla olduğu görülmektedir.

Her baskı (etki) tepki geliştirir. Etki ve tepki durumunda çocuk ve anne arasında güç dengesi mücadelesi yaşanır. Anne yedirmek çocuk ise yememek ister.

Beslenme ilişkisindeki hakim duygu eziyet olduğunda çocuk psikolojik travma yaşar. Çocuğun kilosu 100-200 gr. eksik olsun ancak çocuk o travmayı yaşamasın. Bu önemlidir.

Yemek yemenin psikolojik ve davranışsal boyutu da olduğu bilinmelidir.

Çocukla güç mücadelesine giren her anne önce kısa vadede sonra uzun vadede kaybeder.

Çocuğun ne yiyeceği, ne zaman yiyeceği, nerede yiyeceğine ortak karar vermek gerekir. Çocukla beraber yemek önemlidir. Anne yemiyorsa çocuk da yememelidir. Aksi halde çocuk bunu ceza gibi algılar.

Çocuk büyükse “hangisinden” yiyeceği sorulmalıdır.

Aşırı baskıcı annelerin çocuklarında iştahsızlık yaşanmaktadır. Empati yaparak çocuğun yerine geçin. O zaman iştahsızlık problemi azalır.

Çocuğu her zaman daha fazlası için zorlamayın. Artık yemeyeceğini ifade eden çocuğa “Son lokma kaldı”, “Tamam artık yedirmiyorum” demeyin. Sessizce yedirmeyi sonlandırın.

Çocuk yaygara çıkardığı için “ Tamam” demeyin. O zaman anne otorite kaybeder. Çocuk “bağırırsam geri adım atıyor”u algılamamalı.

Sevgi ile yemeği birbirinden ayırın. Yemek sonlandığında “Yiyemedin ama ben seni seviyorum” deyin.

“Yeter ki yesin” diye yemek yedirmeyin.

Çocuğun yediklerini tercih hakkı vardır, unutmayın!

Beslenme sorunları

Çocuklarda beslenme sorunlarını 5 ana grupta inceleyebiliriz.
 

2 Kasım 2013

Galata Neden Pembe Oldu?

 
 



Geçtiğimiz Ekim ayında çeşitli markalar ve dernekler , meme kanserinde erken teşhis için farkındalık yaratabilmek adına pekçok aktiviteler düzenlediler.
Etrafımda o kadar çok bu hastalıkla uğraşan kadın var ki ;etkisiz kalamamış ve daha önce yine bu sayfalarda  kendi kendimize kontrol için neler yapabileceğimizi ,meme kanseri belirtilerini ,tedavi sürecine dair yapılanları "Göğsünden Vurulan Kadınlar " başlığıyla  kısaca yazmıştım!


İşte Galata'yı pembeye boyama da tamamen aynı amaçla Memeder & General Electric (GE)  tarafından gerçekleştirilen bir aktiviteydi!Akılda kalan fikirleri ,toplumda dikkat çeken aksiyonları takdirle karşılıyorum!

Siz de bu önemli sosyal sorumluluk projesine  destek olmak isterseniz tweet atmanız yeterli!!!



https://www.facebook.com/memesagliginelinde





1 Kasım 2013

Playdate 3.Buluşmadan Kareler...

Playdate Turkey buluşmalarının mimarı sevgili Kokosh Anne Meltem,birincisi Rumelihisarı'nda ikincisi ise Beden Atölyesi'nde olmak üzere iki ayrı etkinlik düzenleyerek çocuklarıyla birlikte pekçok anneyi ağırlamıştı.Bu kez üçüncüsü düzenlenen Playdate Turkey buluşması için tarih 29Ekim'di!
 
 
 
 
 
 
Çocuklar ve ebeveynler için etkinlikler düzenleyen ilk platform olan ve Hürriyet Aile desteği ile yoluna devam eden Playdate Turkey, 3. etkinliğini Kids Music Class’ta gerçekleştirdi. Çocuklar güneşli bir sabahın keyfini Kids Music Class’ın açık hava oyun bahçesinde çıkardıktan sonra ebeveynleri ile birlikte yaş gruplarına göre müzik sınıflarına girdiler.

0-3 yaş grubu çocuklar ritim atölyesinde anneleri ile müzik eşliğinde dans edip, perküsyon müzik enstrümanları ile ritim tutarken 3-6 yaş grubu çocuklar keman, bateri ve piyano derslerinde kendi becerilerini keşfetme şansı buldular. Etiler Müzik Okulu’nun kurucusu Ahu Kahraman Yıldırım küçük bir piyano dinletisi verirken çocukların yüzündeki heyecan görülmeye değerdi.

Special design for Defne ve Derin by GeCe