Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

16 Temmuz 2014

Bu blog 'un artık yeni bir adresi daha var!


2sene önce kızlarımın adına açtığım blogger adresimde yazmaya başlamıştım.Bebek ve anne ihtiyaçları derken ,oyuncaklar ,biberonlar ,kitaplar ve hatta günlük yaşamımdan benim keyif aldığım pekçok paylaşımla yazdıkça yazdım bu sayfalara...

Bebekler ,çocuk gelişimi ,yiyecekleri ,uyku düzeni vs.herbirini ben de her anne gibi  yaşadıkça okudukça paylaşmaya çalıştım...En çok okunan yazılarım elbette kız bebeklerimin odası , doğum odası süsleri,doğumgünü kutlamalarının detayları ve ikizlere özgü ihtiyaçlar  oldu hep...

Evet ikiz annesi oldum, blog yazmaya başladım sizlerde beni ikizannesi Duygu olarak tanıdınız!
Uzun zamandır yapmak istediğim ama fırsat bulamadığım bir taşınma hadisesi vardıki sonunda tamamlandı!

Taşındık ancak adresimiz tam olarak değişmedi bir yenisi daha eklendi sadece !

Artık yazılarımı hem ikizannesiyim.com hem de  defnevederin.com adreslerinden okumaya devam edebilirsiniz!Bugüne kadar keyifle okuduğunuz yazıların daha güzel ve daha faydalı olanlarını paylaşabilmek ümidiyle ....

Sevgiler...



13 Haziran 2014

Defne Ongun'dan 3yeni çocuk kitabı daha!

Geçtiğimiz yıl,Burcu ve Berk isimli iki kardeşin hayatından kesitlerle 6 farklı konuda çocuk kitapları yazan arkadaşım sevgili  Defne Ongun Müminoğlu bu seriye 3yeni kitap daha ekledi...

İşte yeni kitaplar ;

SOSYAL YAŞAM
KORK-MU-YO-RUM
CİNSELLİK




SOSYAL YAŞAM – Toplu Yaşama Kuralları
Bu kitapta, seyahate çıkan iki kardeşin yaşadıklarından yola çıkarak, öncelikle kendimize, ailemize ve ardından çevremizdekilere saygı duymanın, etrafımızda bulunan kişilere ve çevreye karşı duyarlı olmanın ne kadar önemli olduğunu gözlemliyoruz. Üstelik kibar olunca çok beğeniliyoruz. Yani çok havalıyız, çok!

KORK-MU-YO-RUM – Korkularımızı Anlamak ve Yenmek
Bu hikâyede, Berk’in yaşadığı korkulardan yola çıkarak, Burcu’nun ve hatta o çok kuvvetli olduğuna inandıkları annelerinin de endişe duydukları konular ve korktukları şeyler olduğunu görüyoruz. Hatta korkmanın bazen gerekli olduğunu öğreniyoruz. Neden mi?

CİNSELLİK – Cinselliği Keşfediyoruz
Bu kitapta, Burcu ve Berk’in komşuları Dilek Teyze’nin köpeği Toro’nun yavruları oluyor. Berk Toro’nun yavruları oluyorsa Dost’un da mutlaka olması gerekir diye düşünüyor. Oysa ki Dost bir erkek, Toro ise dişi. Erkek ve dişi arasındaki fark ne? Bebekler nasıl oluyor? İşte karakterlerimiz bu hikâyede cinselliği bu şekilde keşfediyorlar.

Geçtiğimiz yıl ,Artemis Yayınlarından çıkan ilk 6kitabın  içerik bilgilerini ve tanıtımındaki  keyifli sohbetimizin resimlerine buradan tıklayıp bakabilirsiniz!




6 Haziran 2014

Babalar Günü Hediyesi için Darüşşafaka Bağışı!

Geçtiğimiz Anneler Günü'nde kendi anneme bağış yaparak ,"Darüşşafaka'lı bir öğrencinin gülümsemesini" hediye etmiş ve sertifikayı verdiğimde buna ne kadar sevindiğine  şahit olmuştum.

Şimdi yaklaşan babalar günü için yine aynı hediye sertifikalarını hazırlamışlar.Sizde  babanıza maddi değerinden ziyade manevi açıdan daha zengin bu özel hediyeyi vermek isterseniz gözatmanızı tavsiye ederim.

“Eğitimde fırsat eşitliği” misyonu doğrultusunda, küçük yaşta babasını veya annesini kaybetmiş binlerce çocuğumuza bir yandan çağının en iyi eğitim olanağını tanıyan diğer yandan onlar için "şefkatli bir yuva" olan Darüşşafaka, 151 yıldır her babanın gurur duyacağı evlatlar yetiştiriyor.

Bugün Darüşşafaka'da Türkiye'nin 65 ilinden sınavla seçilmiş, babası veya annesi vefat etmiş, maddi durumu yetersiz, yetenekli 1000'e yakın öğrenci, tam burslu, yatılı, İngilizce eğitimle geleceğe hazırlanıyor. Öğrencilerinin akademik gelişmeleri kadar sosyal, kültürel ve ruhsal gelişimlerini de önemseyen Darüşşafaka 10 yaşında ailelerinden emanet aldığı çocukları, 19 yaşında yaşam boyu öğrenen, evrensel değerleri benimsemiş, özgüvenli, topluma karşı sorumluluklarının bilincinde lider bireyler olarak uğurluyor. Darüşşafakalılar da, elde ettikleri başarılarla, 151 yıldır ailelerine ve Darüşşafaka bağışçılarına gurur ve mutluluklar yaşatıyor.

Babanıza, bir çocuğun yaşamının değişmesine destek olarak bir gülümseme armağan etmek ve en güzel Babalar Günü hediyesini sunmak isterseniz, Darüşşafaka’nın bağış sertifikalarından edinebilirsiniz. Bireysel ve kurumsal bağışçılar için iki farklı versiyonu hazırlanan sertifikalardan temin etmek için www.darussafaka.org adresinden sipariş verebilir, 444 1863 numaralı telefondan Darüşşafaka Cemiyeti ile irtibata geçebilirsiniz.



4 Haziran 2014

Organik Ürün tercihleriniz için O-Bebek

Son dönemde ,özellikle anne olduktan sonra benim için "organik" algısı çok değişti.Eskiden bu sadece bir tercih iken ,çocuk sahibi olduktan sonra organik ürün kullanımı tercih olmaktan çıkıp alışkanlık haline geldi.
Sadece ve  sadece tükettiğimiz yiyecekler için değil artık günlük hayatımızda kullandığımız pekçok ürün içeriğinin de de organik olmasına özen gösteriyoruz.

Elbette  güneş kreminden tutun da giydiğimiz bir elbiseden, kullandığımız bir temizlik maddesine kadar artık hemen hemen herşeyde organik ürünler  sunan  birden fazla  marka bulmak mümkün!
Bu noktada ,tüm organik ihtiyaçlarınızı tek bir internet sitesinden,değişik markaların ürünlerini bir sepette toplayarak  zahmetsizce temin etmek isterseniz o-bebek.com a tıklamanız yeterli!

 Sağlıklı beslenmeye inanan ,çevreye duyarlı  Özlem Çıkrıkçı'nın çorbada tuzum bulunsun diyerek hayata geçirdiği  o-bebek.com'un sloganı ;
  "Sadece bebeklere değil,herkese organik!"







26 Mayıs 2014

Soma'nın ardından...

En son anneler günü öncesinde ,ticari kumpaslardan uzak bağış içeren  bir hediye önerisi için yazmıştım.
Sonrasında  öyle kara kara haberler gelmeye başladıki hani bırakın bloga iki kelam yazı yazmayı ,ağız tadıyla yemek yemeye gülerek uyanmaya hasret kaldık hepbirlikte.

Soma hepimizin yüreğini kavurdu adeta...
Olayın ertesi sabahı, tokat gibi yüzümüze çarpınca acı gerçekler  hepimiz kendi vicdanımızla hesaplaşmaya oturduk!Uzun süre ben Soma ile ilgili yazıları okumadım,okuyamadım ama şimdi içimdekileri karalamak istedim.Kimin neyi ne kadar umursadığından ziyade gidenler gitti,asla geri dönmeyecekler ama ihmaller ve yaşanan utanç bize kaldı orası kesin!
Yazacak çok şey var elbette ama en kısa ,en yalın haliyle ifade etmek gerekirse belki de tedbirsizliğin ölümü davet etmesi en acısı bu olayda...
Gidenlere kaza kurbanı yerine şehit denmesini anlayamamış olsam da yapılan maddi ve manevi yardımlarla umarım babasız kalanların ,eşlerini kaybedenlerin umarım bir nebze de olsa yaraları sarılır,acıları küllenir...



Ülkemizde tüm yeraltı ve yerüstü kaynakları devletin malıdır.Ancak devletin bu kaynakların tümünü kendi imkanlarıyla çıkarıp değerlendirmek gibi bir gücü malesef yok çünkü sadece maddi değil manevi olarakta inanılmaz bir güç gerektiriyor.
"Taşeron" tabir edilen kendi maddi ve manevi imkanlarıyla bu işin altından kalkabilecek  firmalara ,bu kaynaklar uzun süreliğine kiranalanıyor ve karşılığında hem kaynakların ülke zenginliğine kazandırılması hem de ekstra pekçok vergi elde edilmesi sayesinde farklı  kazançlar sağlanıyor.

Soma kazasında pekçok benzetme yapıldı;viraja girerken ayağınızı gazdan kesmezseniz ,binayı yaparken demirden çalarsanız  ya da ormanda kibrit çakıp arkanızı dönerseniz vb.....
Evet aslında bu benzetmelerle söylenmek istenen kazanın tesadüf değil neyazıkki göz göre göre geldiğiydi...

2007yılından beri açık maden sahalarında mermer üretimi yapan  bir firmanın ortağı olarak ,facia sonrasında gelen haberleri izledikçe iş güvenliği ve işçi sağlığının bu kadar hiçe sayılmasını benim aklım almadı.Herkesin televizyon programlarında çıkıp söylediği gibi; firmalar kendilerini denetleyen kurumlara ödeme yaparak bu denetimin devamlılığını sağlarlar!
Bu durumda patrondan maaş alan firmalar nasıl olur da hataları yüzlerine söyleyebilirler ya da deftere bu eksiliklikleri işleyebilirler ???

Evet! Doğrudur!Son çıkan yasa ile iş güvenliği ve işçi sağlığı için bağımsız çalışan bünyesinde yetkili maden mühendisi ve doktor bulunduran firmalardan denetim konusunda hizmet alınması zorunludur!
Üstelik bu yetkililerin atamasını firma yetkisi fiilen e-devlet şifresi ile girip sistemde onaylamalıdır!
Vardiya amiri olarak çalışan maden mühendislerinin yanısıra bu firmadan gelen maden mühendisi ve doktor sürekli işçilerin güvenliği ve sağlığını kontrol etmekle yükümlüdür.Üstelik gizlice baskın yapar gibi gelmesine de gerek yok çünkü zaten uyarısını yaptığında dikkate almazsanız defterinize bunu işler!

Ancak burada gözden kaçan, belki de bilinmeyen en önemli nokta siz firma yetkilileri olarak  bu denetimlerdeki uyarıları dikkate almak niyetindeyseniz bu işletme sahibi için süper bir otokontrol sistemidir!Çalışanların da bu sisteme dahil olup zaten en basit örnek olarak baretimi takmıyorum,güvenlik önlemlerine uymuyorum demek gibi bir lüksü kalmaz!
Yok firma olarak niyetiniz zaten uyarıları dikkate almak ,gerekli maddi ya da manevi düzenlemeleri yapmak değilse  bu noktada  kimsenin kimseyi suçlamasına gerek yok çünkü göz göre göre böylesine bir facia yaşandıktan sonra teknik nezaretçi defteri neden yazılmamış ,yok denetimi yapan firmanın uyarılarına uyulmamış çünkü işin bedelini patrondan alıyor denmesi bence boş ....

Meslek sınıfı "çok tehlikeli" şeklinde ifade edilirken zaten devletin müfettiş gönderip  sizi denetlemesini beklemek ne saçma bir mantıktır ilk günden beri halen aklımın almadığı nokta bu!!!Vicdan en büyük denetçi değil midir zaten ,ordan kazanılan paraya kan damlamışsa ne önemi var düşük maliyetin ya da daha çok üretim yapmanın...

Teknik nezaretçi ataması yapılmaksızın açık ya da kapalı herhangi bir maden ocağında üretim yapmak  zaten mümkün değil ,bağlı bulunulan Valilik çalışmayı durdurma yetkisine sahip!
Ayrıca her vardiyada maden  mühendisi çalıştırmak zorunlu evet ancak siz onların aldığı eğitime istinaden söylemlerine kulak asmayıp bildiğiniz yöntemlerle kazma kürek sallamak gayesindeyseniz ,maaşlarını ödersiniz ve ssk bildirgelerinde maden mühendisi çalıştırır vaziyette gözükürsünüz !Peki sonuç mu orasını tahmin etmek zor değil elbette ...

Bu liste ,koyduğunuz uyarı levhalarının görünürlüğünden ,baret takılmasından ,vardiya saatlerine ,işçiye verdiğiniz yemek kalitesinden içtiği suya ,dağ başında açık bir maden ocağında ya da kapalı bir kömür ocağında çalışan işçiye sunduğunuz konfora kadar uzar gider...
Ama toplum olarak kurallara uymayı sevmeyen ,hatta varolanları deşmek için elimizden geleni ardımıza koymayan bir mantığa sahip olduğumuzdan gelişmiş toplumlarda varolan "otokontrol" ve "özeleştiri" sistemine resmen fikren alışık değiliz!Sahip olduğumuz eğitim ve kültür seviyesi işte bu noktada neyazıkki hata veriyor...

"Bize bişey olmaz" diyerek üretim yapan bir işletmenin,Türkiye tarihine attığı kapkara imzayı seyredip duruyoruz günlerdir...Suçluyu ararken düşünüyorum da  ,belki de bu şekilde çalışmaya mecbur bırakılanların zamanında isyan etmesi gerekirdi birşeylerin değişmesi o canların yok pahasına uçup gitmemesi için...
Yaşam odaları ,temiz hava girişleri,oksijen maskeleri,tehlike sinyali veren sensörler vs ....Gidenler için çok geç ancak sağ kalıp kara elması işlemeye devam edecekler için ,bu üretimi yapan firmaların öncelikle otokontrol mekanizmasına hazır olup olmadığı denetlenmeli!
Aksi takdirde neyi nasıl denetlerseniz denetleyin ister devlet ister özel sektör kanalıyla ,minareyi çalan kılıfını hazırlar!


9 Mayıs 2014

Bence en güzel "Anneler Günü" hediyesi...

Daha önceki Anneler Günü'nde de yazmıştım;Anneler Günü kutlaması vs. iyi hoş ama olayın ticari boyutu malesef beni hep çok  rahatsız etmiştir!
Özellikle o gün yaklaşırken insanın gözüne sokulan reklamlar bence son derece sevimsiz!Elbette hediye alan kişiler için fikir vermesi açısından büyük  kolaylık olabilir evet ama evladını ve annesini kaybedenler için somut hediyelerin hatta o günün bile ben üzücü olduğunu düşünüyorum!

Buarada ben de adet bulsun diye hediye alıyorum ancak özellikle anneler gününde aldığım hediyenin maddi değerinden öte manevi değerinin daha üstün olması adına bazen bir buket çiçek bazen bir kitap almaya özen gösteriyorum.Örneğin  geçen yıl afilli kitapdan bir albüm hazırlamıştım kızlarımın resimlerden oluşan!

Bu yıl için halen hediye almamışken ,2gün önce aldığım emailde Darüşşafaka Cemiyeti'nin bağış karşılığı hediye sertifikaları hazırladığını öğrendim.Özellikle  "Anneler Günü’nde, annenize Darüşşafakalı öğrencilerin GÜLÜMSEMESİNİ armağan edebilirsiniz!" ibaresi beni çok etkiledi!

Ben bundan daha güzel bir hediye olamaz diyerek hemen  bağışımı yapıp sertifikamı aldım!Sertifika üzerine de  çok hoşuma giden  o ibareyi aynen yazdırdım :) 

En az 50tl tutarında bağış yaparak siz de başarılı öğrencilerin gülümsemesini annenize hediye edebilirsiniz!



Darüşşafa'nın konuyla ilgili mailinden diğer ayrıntılar şu şekilde ;

Bilindiği üzere 151 yıldır annesi veya babası hayatta olmayan çocuklara kaliteli bir eğitim ve anne şefkatiyle iyi bir gelecek hazırlayan Darüşşafaka, annelere özel hediye seçenekleri hazırladı.

Siz de annenize, bir çocuğun kaliteli bir eğitim almasına destek olarak bir gülümseme armağan etmek ve annenize en güzel Anneler Günü hediyesini sunmak isterseniz, Darüşşafaka’nın sizler için özel hazırlamış olduğu “Bağış Sertifikaları”ndan edinebilirsiniz.

Sertifikanızı sipariş etmek için www.darussafaka.org adresindeki online bağış sayfasını ziyaret etmeniz yeterli.

Ayrıca Kahve Dünyası’nın, Darüşşafaka çikolatalarıyla annenize tatlı bir gün yaşatabilirsiniz!

Darüşşafaka'nın kurumsal destekçisi Kahve Dünyası, Darüşşafakalı öğrencilerle el ele verdi ve onların çizdiği birbirinden güzel desenleri çikolata kutularına taşıyarak Darüşşafaka’ya özel çikolatalar üretti. Kahve Dünyası mağazalarında satışa sunulan bu çikolataların gelirinin bir kısmı Darüşşafaka’ya bağışlanıyor. Anneler Günü’nde annenize, Darüşşafakalı öğrencilere tasarımlarını ürüne dönüştürme mutluluğunu yaşatan Kahve Dünyası Darüşşafaka çikolatalarından hediye ederek onların eğitimine destek olabilir ve annenize tatlı mı tatlı bir gün yaşatabilirsiniz.

Darüşşafaka, sunduğu kaliteli eğitim, özen, sevgi ve şefkatle, öğrencilerin yaşamlarını değiştiriyor. Onların elde ettikleri başarılar, ailelerini, öğretmenlerini ve Darüşşafaka’nın hayırsever bağışçılarını gururlandırıyor. Bu hikâye, 151 yıldır devam ediyor.

Detaylı bilgi için: www.darussafaka.org


facebook.com/darussafaka
twitter.com/darussafaka
instagram.com/darussafakacemiyeti


30 Nisan 2014

İkiz Anneleri Anlatıyor 30- İpek Uğur Tuna

İKİZ HİKAYELERİ 'nde bugün 30.anne olarak instagram 'dan "MotherofTwins" adıyla tanıdığınız Batu ve Kaya'nın annesi sevgili İpek paylaşıyor hikayesini...




1.) İkiz bebek beklediğini ilk öğrendiğinde neler hissettin?Ailenle ve sevdiklerinle bu haberi nasıl paylaştın?

Tüp bebekle hamileliğim ikinci denemede gerçekleşti.İkinci transfer sonrası , değerlerim çok yüksek çıkınca bir arkadaşım kesin  " ikiz bebek" geliyor dediğinde benim de ilk kez aklıma ikiz olma ihtimali düştü!
Doktora ilk kalp atışlarını duymaya iki annem, eşim ve ben gittik. Doktor 2 kese var dediğinde ve kalp atışlarını dinlettiğinde hepimiz mutluluktan ağladık :)
Çok zorlu bir dönemden geçip Tuna'lara kavuşmam da uzun sürdüğü için inanılmaz mutluydum bu haber üzerine.

2)İkiz gebeliği hem psikolojik hem de fiziksel açıdan oldukça zor,senin gebelik dönemin nasıl geçti?Herhangi bir sorun yaşadın mı?

Altıncı aya kadar çalıştım ama o aydan itibaren hep yattım.Çünkü  tansiyonum çok sık düşüyordu ve birkaç kez de bayılınca, bebeklerime zarar gelmesinden korkarak istirahat etmeyi tercih ettim.Son günlerde iki adım atınca nefes nefese kalıyordum, doktorum 36.haftaya geldiğimizde 1 hafta daha beklemek istiyordu ancak  hamilelik zehirlenmesi (preeklampsi) nedeniyle daha fazla bekleyemedim.
Hamilelik dönemim bu satırlara sığmayacak kadar zorlu geçti özellikle ödem sebebiyle vücudum tamamen şişmişti.


28 Nisan 2014

Beden Atölyesi'nde artık Yaz Okulu da var!

Bu yıl hem kızlarımın 2.yaşgününü kutladığımız hem de uzun zamandır spor odaklı oyun grubuna katıldığımız Beden Atölyesi'nin Caddebostan şubesinin ilk yaz döneminde çocuklar için yepyeni programlar var!

Defne ve Derin sonbahardan beri , haftada iki gün yaklaşık 1saat süren oyun grubuna katılıyorlar bu salonda artık bu düzene ve eğitmenlerine iyice alıştılar!
Üstelik ilkbaharın gelmesiyle ders sonrasında onlar bahçenin keyfini sürerken, açıkhavada ben debazen  diğer annelerle iki çift laf edip bazen de  kendimi dinleme fırsatı buluyorum.
Şimdi ise onlar  dersteyken bana da hemen yan stüdyoda  ,uzun zamandır yapmaya niyetlenip bir türlü başlayamadığım pilates  yapma imkanı da sunduklarından pek mesudum orası ayrı :)

Defne'nin adapte olması konusunda ilk başlarda biraz daha zorlanmış olsakta en sonunda benden kopup gruptaki arkadaşlarına ve herbiri akademi mezunu deneyimli eğitmenlere uyum sağladılar.Arkalarına bakmadan ve ağlamadan derse girip salondan mutlu ayrılmalarının benim için ne kadar ferahlatıcı olduğunu ancak yaşayanlar bilir!


27 Nisan 2014

Hamilelik ve Doğum Sonrası Egzersiz

Son dönemde bloguma yazmadığım konuları şöyle bir aklımdan geçirip konusunda uzmanların da desteğini alarak yazma kararı aldım...
Bunlardan belki de en önemlisi hamilelik ve doğum sonrasındaki süreçte yapılması tavsiye edilen egzersizle ilgili olandı.
Ben ikiz kızlarıma hamileliğimde ,hem yürümeyi seven bir anne adayı olduğum için hem de bacaklarımın biraz daha güçlenmesi için bol bol yürüyüş yaptım.Açıkçası gönlümden geçen pilates de yapmaktı ancak ilerleyen haftalarda karmının ağırlıyla vücudumun dengesi bozulunca çok  rahat eğilip kalkamaz hale geldim dolayısıyla açık hava yürüyüşleri hem psikolojik olarak hem de fiziksel olarak inanılmaz iyi gelmişti o dönemde... 

Sağ salim o süreci tamamlarken planım doğum sonrası kışa isabet eden  lohusalık dönemini atlatır atlatmaz hemen yürüyüş ve akabinde pilatese başlamaktı.Çünkü karnımın ağırlından resmen yürüyüşüm değişmiş sırtım korkunç ağrır olmuştu.
Lakin iki bebekli hayatın kaosu buna uzun süre izin vermedi...Doğumda aldığım 16kilonun sadece 4kilosu bana bonus olarak kalmasına rağmen  ben aynaya baktığımda kendimi olduğumdan daha kilolu ve  çok mutsuz hisseder olmuştum!Baktım aktif spor yapmaya vakit bulamıyorum puset elimde yine bol bol yürüyüş yaptım ve doğumdan 9ay sonra hem kilolardan kurtulma hem de sağlıklı beslenmeyi öğrenmek üzere Dilara Koçak 'ın yolunu tuttum.10kilo verdim ve sağlıklı beslenmenin ne demek olduğunu öğrendim!O gün bugündür  36beden giyiyorum.Bunu da ayrı bir yazıda yazmayı planlıyorum. 

O gün bu gündür spora ha başladım ha başlıyorum söylemlerim malesef hep havada kaldı sadece yürüyüş yapabildim ama en sonunda bu hafta ben de pilatese, reformer aletiyle başlamışken hamilelikte ve doğum sonrası  dönemini çok yakın zamanda bizzat tecrübe etmiş  sevgili arkadaşım Ceren Paşaoğlu'ndan bu konuda önerilerini yazmasını istedim! 

Ceren ,Marmara Üniversitesi Spor Akademisi mezunu,profesyonel yüzücü ve aynı zamanda pekçok ünlü ismin de özel pilates eğitmeni ama en önemlisi O da bir anne!



İşte O'nun kaleminden hamilelik ve doğum sonrası egzersiz hakkında bilinmesi gerekenler;

Dünyanın en güzel duygusunu yaşarken bir yandan da  aklımıza bedenimizdeki muhteşem değişime dair binbir türlü sorular gelir...
Acaba hamilelikle çok kilo alır mıyım?
Spor yapmalı mıyım?
Eğer spor yaparsam bu durum doğum sürecinde düşündüğüm kadar bana fayda sağlar mı ?

Öncelikle yeni doğum yapmış,çocukluk yıllarını profesyonel sporculuk yaparak geçiren ve ardından yaşamına on yılı aşkın bir süredir eğitmen olarak devam eden biri olarak hamilelikte egzersizin çok çok önemli olduğunu belirterek başlamalıyım tavsiyelerime!

Tabiki bu konuda  dikkat etmeniz gereken önemli noktalar var!Örneğin;daha önce hiç spor yapmamışsanız ve hamile kalır kalmaz fazla kilo alma endişesiyle kendinizi spora adarsanız bu ciddi sorunlar doğurabilir.

Vücudunuz size  neyi yapıp ,neyi yapmayacağınızı söylüyor aslında önemli olan o sese kulak verip tavsiyelerini dinlemek!Bir yandan bu şahane dönemin tadını çıkarmak diğer yandan da doğum yaklaşırken bu süreçte  kendinizi daha iyi hissetmek için egzersiz yapmanızı tavsiye ederim.


Hamile öğrencileri olan ve hamilelik sürecini bizzat yaşamış  bir eğitmen olarak ,bu döneme dair birçok deneyimim oldu.Öncellikle eğer daha önce düzenli olarak spor yapmıyorsanız ,gebeliğin ilk  üç ayında spora başlamamalısınız!

Vücudunuz bebeğinizin beslenmesini sağlayan plesantayı oluştururken çok fazla enerji sarfetttiğinden, bu dönemde spor yapmak sizin bedeninizi olduğundan  daha fazla yorulmasına sebep olacaktır bu sebeple egzersize başlamak için en  güzel  zaman 14.haftadır!

Bir eğitmenden ders almanız şart değil tabiki ancak 14.haftadan itibaren kendinizi nerede ve nasıl rahat hissediyorsanız orada çalışabilirsiniz önemli olan daha önce söylediğim gibi vücudunuzu dinlemeniz halinde o size doğru yolu gösterecektir.

Hamilelik döneminde yapabileceğiniz  en risksiz ,en güzel egzersizlerden biri yürüyüştür!
Hergün yarım saat yürümek hem bacak kaslarınızı güçlendirerek kilonuzu korumanıza yardımcı olurken hem de kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlayacaktır.
Bunun yanısıra  olabildiğince hareketli olmak,asansör kullanmak yerine merdiveni tercih etmek ,bebeğinizin varlığını unutmadan  günlük yaşantınıza devam etmek faydalı olacaktır.


Doğum sonrasında ise en çok ihtiyacınız olan,sağlıklı bir sırt bölgesi!
Nedenine gelince ,emzirirken göğüs  kaslarınız güçlenir ancak sırt kaslarınız zayıflar bu nedenle sırt ağrılarından şikayet edenler çok fazladır.

Buna önlem olarak hamilelik döneminde ,thera-band kullanarak sırt kaslarınızı güçlendirip karnınız büyüdükçe ağırlık merkezi değişen vücudunuzda sırt ağrıları oluşmasını engelleyebilir hem de lohusalık dönemi için hazırlık yapmış olursunuz!
Hamilelik döneminde bir başka spor alternatifi de yüzme sporudur.Çok iyi bir cardio çalışması olduğundan özellikle sırtüstü yüzmek kilonuzu korumanızın yanısıra  bel ve sırt ağrılarınıza  iyi gelecektir.

Gelelim "Hamileyken pilates yapılır mı?"  sorusuna...
Kesin ve net cevabım;pilatesi uzmanıyla beraber kendinizi zorlamadan yaparsanız size faydaları saymakla bitmez..
İkiz bebek bekleyen anne adayları için de aynı şekilde vücudunuz sizi zorlayan hareketlerden kaçınmanızı sağlayan bir alarm sistemine sahip bu noktada size düşen yalnızca içinizden gelen duygu ve düşünceleri önemsemek...


DOĞUM SONRASI EGZERSİZ

Doğum sonrası egzersiz için çok aceleci davranmamakta  fayda var ..Zira ben,aktif spor yaşantımın getirdiği heyecanla biraz aceleci davrandım ancak bu benim için hiç iyi olmadı.

Bir spor egitmeni olarak bunu bilmeme rağmen kendimi fazla zorladığım için göbek fıtığı oldu ve  bunun tek çaresi malesef ameliyat!
İnanin doğumdan daha zor oldu benim için.
Hani bebeğin 40'ı çıksın diye beklenir ya işte aslında bu süreç annenin de dinlenmesi için ,kendini toparlaması ve bebeğine alışması için oldukça önemli bir süreç!Elbette bu tavsiyem hiç evden çıkmamanız yönünde değil ama aktif spora başlamak için sabırlı olmakta fayda var!

Sezaryan doğum yapanların ise yaklaşık 4ay beklemesi daha doğru olacaktır.

Hamilelik ,doğum,emzirme,uykusuzluk bunların herbiri birbirden daha  zorlu ama bir o kadar da güzel süreçler...Kendinizi iyi hissettiğinizde spora başlamayı ihmal etmeyin hatta bebeğinizle bu zamanı eğlenceli hale  getirmeniz için de farklı alternatifler geliştirebilirsiniz!Asla kendinizi bu noktada ihmal etmeyin!

22 Nisan 2014

"Bebeğimin Listesi" ile hediyeleri anne seçiyor!





Geçtiğimiz pazartesi günü Bebek'te keyifli bir buluşmaya davetliydim.Türkiye'nin ilk online baby shower bebek hediye listesi olan "bebeğimin listesi" isimli e-ticaret sitesinin açılış kutlaması niteliğindeydi.






18 Nisan 2014

İkiz Anneleri Anlatıyor 29- Gülin Ağırman


 İKİZ HİKAYELERİ  ,Bursa'dan  duble anne ile devam ediyor ...ikizlerle yaşantısını anlatan bir de blog yazan (dubleanne.wordpress.com )  Ela ve Nil'in annesi sevgili Gülin paylaşıyor hikayesini...





1) İkiz bebek beklediğini ilk öğrendiğinde neler hissettin? Ailenle ve sevdiklerinle bu haberi nasıl paylaştın?


Doktor kontrolümüzde bebek kalp atışı dinlenecekti. Ben heyecandan biraz erken gitmiştim işten çıkar çıkmaz, eşim de kendi işinden çıkıp yetişecekti bana sıra gelene kadar. Ama beni kendi randevu saatimden daha önce aldılar,haberi ilk aldığımda yalnızdım. Açıkçası pek davul-zurna ile karşıladığımı söyleyemeyeceğim maalesef. Panik oldum ve ağladım. Sürpriz olmuştu çünkü. Tedavi ile olmadığı için beklemiyordum. O an kafamdan geçen, ya taşıyamazsam, ya iyi bakamazsam, ya erken doğarlarsa, ya sağlık sorunları olursa…
Bir sürü negatif senaryo beni resmen oradan oraya vurdu iki dakikada.

Ancak bir kesede kalp atışı varken birinde yoktu, doktorum “bir sonraki hafta tekrar gelin muhtemelen diğer bebeğin de kalp atışını duyarız” dedi. Biz ertesi gün başka bir doktora gittik. O da “sizin gebeliğiniz doğal olarak iki bebek ile başlamış ancak biri devam etmemiş, şu an %99.9 tek bebeğiniz var” dedi. Biz bu sefer tek bebeğimizi kaybetmiş olmanın şokunu yaşadık. Ancak iki hafta sonrasında kendi doktoruma gittiğimizde bu sefer iki bebeğimizin de kalbinin attığını öğrendik ama bu kez doktorum  ikinci bebeği kaybedebileceğimi söyledi %50 ihtimalle.
Şok üstüne şok!!! Bizim bebek sayısı borsa gibi bir inip bir çıkıyordu özetle. Sonra araştırıp iyice uzman bir doktor bulduk ki doğumumu yapan doktorumdur, en sağlıklı bilgiyi kendisinden aldık. Yine de gebeliğim boyunca iki doktorla devam ettim ve tabi %99.9 tek bebeğiniz var diyene asla gitmedim yeniden
Doç. Dr. Murat Arslan; bize doğal olarak ikiz bebeklere hamile olduğumu, bebeklerimin 2-3 gün ara ile oluştuğunu bu sebeple farklı gelişim evrelerinde olduğunu, birinin kalbinin doğal olarak diğerinden önce attığını söyledi. Yüreğimize su serpti. Bize, sizinki olabilecek en sağlıklı ve güzel ikiz tablosu dedi. Beni  çok rahatlatan şu sözleriydi ;
“bu bebek sahibi olma işinde biraz kaderci olmakta fayda var, biz elbette yeri gelince tıbbın tüm imkânlarını seferber ediyoruz ancak öyle tablolar var ki bazen ikiz olup zamanında ve sağlıklı doğum oluyor, bazen de tek bebek olup sorunlu gebelikle erken doğum oluyor”.
Bu dakikadan sonra benim için tüm gebelik tozpembe geçti!

İkiz aile hikâyemizde varmış meğerse ancak ben bilmiyordum, genetik olarak yatkınmışım. Eşim de bu duruma şaşırdı, benden daha çok sevindi hatta. Aileler de şaşırdı ve sevindiler. Anneannemin iki defa ikiz doğurduğunu ancak erken dünyaya gelen bebeklerin o yıllarda küvez vs imkanı da olmadığından yaşamamış olduklarını o zaman  annemden öğrendim. Kısa sürede kendimi bu fikre alıştırdım ve bir daha asla ağlamadım. Şimdi iyi ki ikiz olmuşlar diyorum. Meğer Allah’ın bana en büyük lütfuymuş da bihabermişim . Kendimi çok şanslı hissediyorum. “Dubleanne” olmak bir marka gibi üzerime yapıştı ve bence bana da çok yakıştı :)



17 Nisan 2014

#Lovefie duymayan kaldı mı?

Bildiğiniz #Selfie leri unutun ama #Lovefie etiketini unutmayın :)



 Afillikitap, 14 Nisan – 15 Mayıs tarihleri arasında düzenlenecek “Çek bir #lovefie” yarışması en beğenilen 10 fotoğrafı seçecek. Afillikitap, #lovefie ve #afillikitap hastagleri ile paylaşılan fotoğraflar arasından en çok beğenilen 10 lovefie’nin sahiplerine, en sevdikleri kareleri fotokitaba dönüştürerek ölümüzleştirme şansını hediye edecek. Çek bir #lovefie yarışmasının birincisi ise fotoğrafçı ve blogger Yeşim Mutlu ile çok özel bir çekimin yıldızı olma fırsatını yakalayacak.

Afillikitap’ın ilk yaşına özel hediyeleri “Çek bir #lovefie” ile sınırlı değil! Telefon, hard disk yada bilgisayarlardaki değerli fotoğrafları saklamanın en güvenli yolu olan Afillikitap, birinci yaşı nedeniyle fotokitap hizmeti alan ilk 1000 kullanıcısına da Afilli Mini Yatay’ı hediye ediyor.

“Otizmi fark et, yaşamı paylaş”

Otizm Dostları Derneği ve Anneysen.com ile “Otizmi fark et, yaşamı paylaş”


Sizi “yaşamı paylaşmak için” Birsen Başar'la otizmin bilinmeyen iç dünyasına farklı bir yolculuğa davet ediyoruz!

Hayatı boyunca yaşadığı iletişim ve davranış sorunlarının nedenlerini 21 yaşında otizm teşhisi aldıktan sonra keşfeden Birsen Başar, hayatı ve insanları algılayışındaki farklılıkları anlatabilecek beceriye sahip, yüksek işlevli bir otizmli.

Otizm farkındalığı için Hollanda ve Türkiye'de seminerler veren Birsen Başar'ın kendi hayatından kesitler anlattığı iki kitabı ile Hollanda'da çekilen bir belgeseli bulunuyor.

Bu ücretsiz seminere katılmak isterseniz yapmanız gereken otizmdostlari@gmail.com adresine mail atmak!






  

12 Nisan 2014

Şehrin Çocuk Hali





İSTANBULLU ANNELERİN EN YENİ ŞEHİR REHBERİ:

www.sehrincocukhali.com





Malum biz blogger anneler,çocuklarımızla giderek tecrübe ettiğimiz mekanları ,otelleri ,restoranları ,oyun gruplarına kadar heryeri hatta  herşeyi diğer annelere fikir vermesi için,sosyal medyada kendi yorumlarımızla paylaşıyoruz...

İşte seyahat denince herkesin bildiği ,en kapsamlı seyahat bloglarından biri olan www.seyahatperest.com ‘un yazarı Özge Lokmanhekim,sadece  "İstanbul’da yaşayan anneler" için yepyeni bir  şehir rehberi hazırlamış. www.sehrincocukhali.com adlı site, park, bahçe, müze, kurs, tiyatro, sinema, oyuncakçı, çocuk dostu restoranlar gibi çocuklara yönelik her türlü etkinlik ve mekanın yer aldığı geniş kapsamlı bir etkinlik takvimi ve rehber sunuyor.



Özge Lokmanhekim sitenin yola çıkış amacını şöyle özetliyor ; “Şehrin Çocuk Hali, mutluluk garanti!” sloganıyla yola çıkan ve annelerin hayatını biraz olsun kolaylaştırmayı arzuladıklarını ,“Çocuğumla bugün ne yapsam?” sorusu her anne gibi benim de en önemli gündem maddelerimden. Bu soruya en güzel şekilde cevap vermek, şehri çocuklarımızla birlikte keşfetmek için konularında deneyimli yani gezen, gören ve yazan bir ekiple bu siteyi tasarladık. Gün gün, saat saat çocuklar için nerede ne var hepsini bir araya topladığımız online rehberimizle, annelerin dışarı çıkmadan önce bakacakları ilk adres olmayı hedefliyoruz”.

Bana sorarsanız şimdilik sadece İstanbul şehir rehberi olarak lanse edilse de çok kısa bir süre sonra muhtemelen diğer şehirleri de içeren daha kapsamlı bir site olma yolunda ilerleyecektir.
Çünkü biz anneler kimi zaman  yaz döneminde çocukla tatil yapmak için sahil şeridindeki otelleri,kimi zaman da yurtdışı opsiyonları için güvenilir ve objektif bilgi kaynaklarına ihtiyaç duyuyoruz...
Hem ekibinde yeralanları görünce hem de kendisinin bu konudaki tecrübesini düşününce,en kısa zamanda  çocukla gezi denilince aklımıza neresi gelirse gelsin danışabileceğimiz ,sayısız mekan için referans niteliğinde bilgi veren bir site olması açıkçası benim gönlümden geçen  ...Umarım gerçek olur :)


İletişim için: merhaba@sehrincocukhali.com
www.sehrincocukhali.com


9 Nisan 2014

Mini Söyleşi 2 - Kendin Yap denince "Laçin Tenel"

Laçin Tenel'i duymayanınız ,bilmeyeniniz yoktur muhtemelen !  "Kendin yap" konusundaki becerisi ve zevki hakikaten inanılmaz !Kıyafet,çanta,ayakkabı ,kazak,şapka ,ev aksesuarı....hatta kumaşla duvar kaplamaktan tutun da ,çanta yapımına kadar aklınıza gelebilecek her ürün için sihirli öneriler var blogunda! 

Kendisini  daha yakından tanımak için ben merak ettiklerimi sordum ,O da samimiyetle cevapladı!






1. Laçin Tenel kimdir?

82 doğumlu, anne-mimar ve blogger ım. Hobiler olmadan hayatın çok boş geçeceğine inananlardanım.


2.Laçin Tenel denince benim gibi pek çok kişinin aklına ilk gelen “DIY” konusundaki maharetin!Peki sen bu konuda herhangi bir eğitim aldın mı?

Herhangi bir eğitim almadım ama annemin ben küçükken dikiş dikmesinin bu konularda bir temel olduğunu düşünüyorum. Her özel günde annem tarafından dikilmiş bir kıyafeti giyerdim.


8 Nisan 2014

Sen olmasaydın ben,"ben" olmazdım! “İMZA: BEN”

Daha önce "İmza: kızın","İmza,karın" adlı kitaplar çıkmıştı hatırlarsınız...
Kadınların önce babalarına ,ardından  da hayatlarındaki erkeklere söylemek istediklerini kaleme aldıkları şahane eserlerdi ve gelirleri hep farklı kurumlara yeni kaynaklar olsun diye bağışlandı!

Bu kez herkes öyle mektuplar yazdıki ;altına "ben" diye imzalar atıldı...
İşte benim de bugüne kadar defalarca güzel sözlerle ,minik hediyelerle hatta  kimi zaman sadece bir kucaklamayla dile getirdiğim hislerimi yazıya dökme şansı verdi bu kitap bana!

Adına mektup yazdığım kişinin halen  haberi yok! Elbette kitabı eline verdiğimde O'na çok büyük bir sürpriz olacak ama satırlarımı yukarıdaki başlıktaki gibi bitirip imzalamıştım...
Sen olmasaydın ben yine olurdum evet ,ama bugünkü "ben" olamazdım...
Geldiğim noktada ,edindiğim görgüde ,aldığım eğitimde,içimdeki merhamet duygusunda ,evliliğimdeki mutluluğumda,anneliğimdeki hassasiyette ,kısacası sahip olduğum tüm maddi ve manevi güzelliklerde büyük payı olan kişiye yazdım...
Benim mektubumda bir şükür ,bir  teşekkür okuyacaksınız!



Evet bu üçlemenin son kitabında sevgili Banu Özkan Tozluyurt ve Esra Akalın ,kadınlara son bir söz söyleme fırsatı sundular!Onlara da sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum...

154 kadın, noktayı İmza: Ben diye imzalayarak koyuyorlar. Kime, ne diyecekleri varsa onu diyerek.
İmza : Ben’de sevgi bulacaksınız. 
İmza : Ben’de öfke bulacaksınız.
İmza: Ben’de şükür, azim, korku bulacaksınız.
İmza: Ben’de hayatın ta kendisini bulacaksınız.

Yazarlarının en saklı hayallerini okuyacağınız kitabın geliri, serinin diğer iki kitabı gibi yine çok güzel bir amaca hizmet için ayrılıyor. “İmza: Ben” kitabının telif geliri, görmeyenlerin dünyasında da minik de olsa bir ışık yakabilmek hedefiyle, bu yıl 10. Yılını kutlayan Türkiye Görme Özürlüler Kitaplığı’na (TÜRGÖK) bağışlanıyor. Kitabın ayrıca sesli kitap versiyonu da görme engelliler için TÜRGÖK tarafından oluşturuldu.

Yaşama bir kez daha kadın gözünden bakmak, yüreğinden geçenleri anlamak isterseniz “İmza: Ben” size eşsiz bir fırsat sunuyor.

7 Nisan 2014

İkiz Anneleri Anlatıyor 28- Esra Çankaya Yalçın


İKİZ HİKAYELERİ  Amerika'da yaşayan bir ikiz annesi ile devam ediyor!
Bir ikiz annesinin yaşamından bahseden  ikitane.com blogunun yazarı ,
Deniz ve Mert'in annesi sevgili Esra anlatıyor ....





1) ikiz bebek beklediğini ilk öğrendiğinde neler hissettin?Ailenle ve sevdiklerinle bu haberi nasıl paylaştın?

Güzel bir haziran gününde eşimle beraber doktora gidiyorduk. Hamile olduğumu öğrenmiştik fakat ne yapacağımızı tam olarak bilemiyorduk. Çünkü özellikle ben hep çok hazır olmak istedim aileye katılacak yeni birey için, hem maddi hem de manevi olarak. Sonuçta bu geri dönüşü olmayan, bir kez yürümeye başlayınca ‘vazgeçtim’ ya da ‘bundan sonrasına devam etmeyeceğim’ diyemeyeceğim bir yoldu. Gittik, doktora test sonuçlarını gösterdik ve o da onayladı hamile olduğumu fakat ben ısrarla ultrasona girmek istedim. Bilenler vardır, Amerika’da öyle hemen her durumda insanı ultrasona sokmuyolar. Neyse bir boşluk varmış bizi aldılar ultrasona. Kadın baktıı, baktıı veeeee “Tebrikler, ben burda iki kesecik görüyorum” dedi.
İlk duygum ‘ben biliyordum’du ve tabii ki ağladım.. Ben gerçekten de içimde bir yerlerde biliyordum çünkü.. Ve ikizdi işte!
Gerçekten çok heyecanlıydım, bir an önce herkese söylemek için sabırsızlanıyordum. İşyerimde iki kişinin daha ikizleri var, önce onlarla ve patronumla paylaştım. Aileme haberi yüzyüze vermek için kalkıp İstanbul’a gittim. Hem gidişim , hem hamilelik hem de iki tane bebek herkes için büyük sürpriz oldu. Bizim ailede ya da yakın çevrede daha önce kimsenin ikizi olmamıştı. Ne yalan söyleyim kendimi gerçekten çok özel hissetmiştim ,halen de öyle hissediyorum!
Çoğul gebelikler birçok yönüyle tekil gebeliklerden farklıymış. Ben ne yazık ki bütün her şeyi amazondan edindiğim bir kitaptan (When you’re expecting twins, triplets or quads), işyerimde ikiz sahibi olanlardan ve tabii ki çoğunluğunu da bizzat yaşayarak öğrendim. Bir kere yüzde üçün içindeydim çünkü 35 yaş altı ikiz hamilelik oranı buydu, yaş büyüdükçe bu oran da artıyormuş. Bir kez daha çok özel hissetmiştim bunu düşününce :) Biz en baştan beri iki kese görüldüğü için ayrı yumurta ikizleri olduğunu biliyorduk ve bunun genetik olarak baba tarafıyla hiç ilgisi yokmuş. Bu tamamen annenin yumurtlama döngüsüyle ilgiliymiş. İşte burda egom tavan yapmıştı :)


2)İkiz gebeliği hem psikolojik hem de fiziksel açıdan oldukça zor,senin gebelik dönemin nasıl geçti? Herhangi bir sorun yaşadın mı?

Ben iki  bebeğe hamile olduğumu öğrendikten sonra anlamam gereken çok önemli bir konu vardı. O da bebeklerin iki tane olması demek iki plasenta, iki katı plasenta sıvısı, daha fazla kan dolaşımı ve normal hamileliklere göre daha fazla hormon demekti. O yüzden mide bulantıları ya da diğer belirtiler bende daha yoğun yaşanabilirdi. Ne yazık ki başka bir hamilelik geçirmediğim için bunu kıyaslama şansım yok. Olsaydı bile kıyaslamak çok doğru olmazdı biliyorum çünkü her hamilelik kendine özel.

Ben Türkiye’ye gidip, büyük haberi herkesle paylaşıp, geriye döndükten sonra ilk işim kendime güvenebileceğim bir doktor ve hastane bulmak oldu. Bu hastanenin riskli hamilelikler konusunda uzman bir kadro bulundurmasının yanı sıra erken doğum riskinden dolayı yeni doğan yoğun bakım ünitesi olması da çok önemli bir konuydu. Neyseki bizim yoğun bakım ünitesine ihtiyacımız olmadı. Midem bile sadece iki hafta bulandı ve hiç kusmadım. Başka hiç bir komplikasyon da olmadı. Belki inanmayacaksınız ama aslında hiç doğurmak ve bebeklerimi diğer insanlarla paylaşmak istemedim. Hep benimle bana özel kalsınlar istedim. Hormonlar gerçekten çok acayip :) Umarım herkesin benimki gibi her anını – psikolojik olarak gelgitlerle dolu olsa da- yaşamaktan keyif aldığı bir hamileliği olur. Ben, yeni iki insan oluşturma halimi çok sevdim.


3)Kaçıncı haftada, ne şekilde dünyaya geldiler?Planlı mı yoksa sürpriz bir doğum mu oldu? Bebeklerin doğum kilolarını ve isimlerine ne şekilde karar verdiğini de paylaşmak ister misin?

Varolan bütün risklere ve kaygılara rağmen her şey yolunda gitti ve ben bebişlerimi 38. haftaya kadar taşıyabildim. Çünkü söylenenlerin aksine ben mükemmel bir 37 hafta 4 gün geçirdim. Aslında burada (ABD) normal doğumdan yana olmalarına rağmen çoğul gebeliklerde riskli olduğu için hiç zorlamıyor ve kararı size bırakıyorlar. Ben sezaryen doğumdan yanaydım zaten ama son haftada bebeklerin kafaları hala yukarıda olduğu için doktor da bunu tercih etmek zorunda kaldı. Ve bir hafta öncesinden planlanan, omurilikten belden aşağısını uyuşturdukları (Buna epidural demiyorlar burada, o farklıymış) sezaryen doğumla dünyaya geldiler bebiklerim. Deniz 3.205gr  Mert ise 3.370gr. doğdu!

İsimleri için ben değil ama babaları bir hayli düşündü :)
 Ben Deniz ismini çok eskiden beri hep isterdim kız da olsa erkek de olsa.. Deniz’e ben karar verdiğim için diğerinin ismine babası karar verecekti ,eşim hastanede  diğer oğlumuza Mert adını verdi.
Sanırım şunu belirtmekte yarar var, biz hiçbir zaman birbiriyle uyumlu ya da benzer isimleri düşünmedik. Zaten ikizlerdi ve bir de isimleri yüzünden karıştırılmalarını istemedik.


6 Nisan 2014

Daralıyorum...

Derin'in saç derisinde çıkan egzamanın strese bağlı olduğunu yazmıştım daha önce hakikaten üstüne öyle tepkiler eklendi ki artık tamamen psikolojik olduğuna eminiz!
Dün doktor kontrolümüz vardı neyseki  iyileşmiş ama kısa bir süre daha ilaç kullanmaya devam edeceğiz,kabuklarla birlikte dökülen saçları da hızla yenilenirmiş!
Ancak bu süre içinde nasıl bir kötü psikoloji içindeyse kekelemeye ve olur olmaz herşeye ağlamak ,yerlerde tepinmek gibi (daha önce hiç yapmadığı şeyler bunlar )  başka başka tepkiler de vermeye başladı ...
Tüm bunların üstüne yetmezmiş gibi bir de  lanet iki yaş krizleri eklendi ...Belki de herşey üst üste geldi ve patladı,bilemiyorum...
Hemen çocuk ve ergen psikiyatri uzmanından destek alarak bu son 15günde durumu toparladık ama halen kafamda deli sorular var !
Peki 27aylık ,gözümüzden sakındığımız üstüne titrediğimiz kızımızı bu kadar mutsuz eden neydi ?Onun mutsuzluğu hepimizin mutsuz etmeye yettiğinden  15mart'tan beri karı-koca hatta annem-babam hepimiz buna kafa yoruyoruz!

Psikiyatri uzmanı bu tarz cilt lezyonları görülecek kadar stres yaşayan çocukların genellikle ölüm gibi sonsuz ayrılıklarda ya da şiddete maruz kaldıklarında böyle tepkiler verebileceğini söyledi ancak bizde böyle bir durum sözkonusu olmadı.
Ama bizim aklımıza gelen ilk şey olan babasına olan düşkünlüğü, mart ayı boyunca iş nedeniyle  toplasak neredeyse eşimin sadece bir hafta evde olması ve hatta Derin'in bu süre içinde görüntülü konuşmayı reddettiğini de söyleyince doktor adeta "bingo!" der gibi ayrılık kaygısı dedi ...


Biz ne,nasıl yani derken doktor ,Derin ve Defne'ye pastel boyalarla birer beyaz kağıt verdi "hadi boyayın bakalım"dedi.

4 Nisan 2014

Mini Söyleşi 1 - Türkiye'nin ilk organik restoranı sahibi BurcuÖztürk











6 Mart'ta İstanbul Anadolu Yakası'nda açılan Akasya Avm içinde yeralan Organik'im Mutfağı,Türkiye'nin organik ürünlerle yemekler sunan ilk restoranı olma ünvanını taşıyor!


3 Nisan 2014

Anneysen.com Kadın Liderler Paneli'nde...






1. Uluslararası Kadın Girişimciler İşbirliği Konferansı 4 Nisan 2014'te (yarın) Martı İstanbul Otel, Taksim'de gerçekleşecek.
Anneysen.com kurucularından Pınar Şimşek de bu konferansın Kadın Liderler Paneli'nde konuşmacı olarak yeralacak!

BPW Türkiye, Birleşmiş Milletler'in “Kadınların Güçlendirilmesi Prensipleri”nin 5. Prensibi çerçevesinde turizm, gıda, tekstil ve inşaat sektörlerinin tedarik zincirlerinde yer alan kadın girişimcilerin artırılması amacıyla uluslarası düzeyde bir konferansa daha imza atıyor.


Katılım ve sorularınız için: İpek İşbitiren- BPW Türkiye Federasyonu Genel Sekreteri ipekisbitirene@gmail.com

2 Nisan 2014

Nisan Dünya Otizm Farkındalık Ayı’nda yaşamı paylaşalım!

YAŞAMA ORTAK PENCEREDEN BAKMAK

Bugün, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü.




2 Nisan, tüm dünyada otizm konusunda farkındalık yaratarak otizmden kaynaklanan sorunlara çözümler yaratmak amacıyla, 2008 yılında Birleşmiş Milletler tarafından “Dünya Otizm Farkındalık Günü” olarak ilan edildi.

Her yıl, “Otizm Farkındalık Ayı” olan Nisan ayı boyunca dünya genelinde otizmin sorunlarını ve çözümleri konuşuluyor, araştırmaların teşvik edilmesi ve erken teşhisle tedavinin yaygınlaştırılması hedefleniyor.


OTİZM, doğuştan gelişen, genetik altyapıya dayanan, karmaşık nörolojik-biyolojik tabanlı bir gelişim bozukluğu. Başkalarıyla etkileşimde bulunmayı engelleyerek bireyin kendi iç dünyasıyla baş başa kalmasına yol açan otizm, genellikle 3 yaştan önce ortaya çıkarak çocukların sosyal iletişim, etkileşim ve davranışlarını olumsuz olarak etkiliyor.


1 Nisan 2014

Okul Kararı verirken nelere dikkat etmeliyiz?

Fikirdenk ekibinden sevgili Sena'nın oğluna okul arayışı ile ilgili yazılarına mutlaka duymuşsunuzdur!Ben uzun zamandır bu konuya dair tüm izlenimlerini merakla okuyan bir anne olarak ,daha önce Eğitimpedia 'dan Ali Koç ile buluşmasını görünce bizi de buluştur demiştim!

Geçtiğimiz cumartesi Tavsiye Evi'nde buluştuk aslında 1,5saat için toplanmıştık ama bizim de sorularımızla konu konuyu açtı ve yaklaşık 2,5-3saat süren bir fikir alışverişi oldu.





Henüz kızlarım 27aylıklar ancak bana sorarsanız okul kararı zaten yumurta kapıya geldiğinde değil daha öncesinde araştırma yapılması gereken bir konu!
Toplantının amacı ;devlet ya da özel  hangi okulu  tercih ederseniz edin, karar aşamasında dikkat edilmesi gereken önemli noktalara dikkat çekmek olduğundan Ali bey bize "kimler devlet okulunda okutmayı düşünüyor?" sorusunu sorduğunda annelerin neredeyse yarısından fazlası el kaldırınca devlet okullarını tercih ederken dikkat edilecek noktaları sıralayarak sohbete başladı;



29 Mart 2014

"Turkuazoo" ilk akvaryum gezimiz!






Geçtiğimiz ay yine böyle yağmurlu ,kasvetli bir pazar sabahı ne yapsak diye düşünürken kızlarımızı akvaryuma götürelim dedik ancak  İstanbul'da iki ayrı akvaryum olduğundan hangisinin bize daha uygun olduğunu konusunda kararsızdık!
Twitter'a yazıp annelerden bu konuda tavsiye istedim ama cevaplar gelene kadar hızlıca hazırlanıp evden çıktık!
İlk akvaryum gezimiz için,internetten daha ufak çaplı olduğunu anladığım Turkuazoo'ya  karar verdik ancak sonrasında sosyal medyadaki annelerden  Florya'daki İstanbul Akvaryum'un çok daha ferah ve büyük olduğu yönünde tavsiyeler geldi. 

Bayrampaşa Forum Avm içerisinde yeralan Turkuazoo her ne kadar küçük ve biraz loş olsa da ,Defne ve Derin için inanılmaz keyifli bir gün geçirmeleri için yeterliydi.

Giriş 0-3 yaş arası ücretsiz sadece yetişkin ücreti ödeyerek gezebiliyorsunuz!Güncel fiyat listesine buradan tıklayarak ulaşmanız mümkün!

Ben daha önce , Barcelona ve Valencia 'daki iki büyük tematik akvaryumu gezmiştim ancak o dönemde henüz çocuk sahibi olmadığım için gerçekten bu kadar keyif aldığımı hatırlamııyorum.
İnsanın anne olduktan sonra, dünyayı çocuklarının gözünden yeniden bambaşka bir heyecanla keşfetmesi hakikaten tarifsiz ve ben onlarla bunu yaşayabildiğim için en az onlar kadar keyif aldım.

Kocaman kedi balıklarından,terapi uygunlanmış vatozlara ,dev köpekbalıklarından piranalara kadar onlarca balık çeşidini görmek Defne ve Derin'i nasıl mutlu etti anlatamam.
Özellikle dalış saatinde ,balıkadamları izlerken yüzlerindeki şaşkın ifadeyi görüntülemek isterdim ancak hayretler içinde  cama yapıştıkları için bu pek mümkün olmadı :)

27 Mart 2014

Oyuncak seçimindeki tercihlerinizi paylaşmak ister misiniz?

Daha önce katıldığım pekçok eğitimde ve etkinlikte uzmanlardan hep şunu duydum; " Çocuk oyun ister ,oyuncak değil!" ancak biz ebeveynler kimi zaman oyuncağı bir ödül gibi ,kimi zaman ihtiyaç gibi görüyoruz ve kontrolsüzce oyuncak alıyoruz.
Aslına bakarsanız kızlarıma oyuncak alırken,bazen sırf  benim  hoşuma gittiği için aldığım çeşitler bile oldu.Hatta 27aylık olmalarına rağmen bana ve eşime göre halen alınacak çok oyuncak var ama annem ve babama göre aldığımız oyuncakların pekçoğu yaşları için fazla ya da erken!!!
Tüketim çılgınlığının ve hayalgücünün en somut örneği bence oyuncaklar ancak artık anneler ve babalar her konuda olduğu gibi hem çocukların gelişimini hem de sağlığını doğrudan etkileyen  oyuncakların seçiminde  boyalarından tutun da ,üretim yerlerine kadar pekçok kriteri gözden geçirerek alışveriş yapıyor.

26 Mart 2014

Koruncuk Vakfı'nı yakından tanıyın!

Genel olarak ülkemizdeki bahtsız olaylar sebebiyle genellikle dernek ve vakıflara malesef hepimiz önyargıyla yaklaşır olduk ancak ben yine de istisnalar kaideyi bozmaz görüşündeyim!
Halen düzgün ve ihtiyacı olanlar yararına çalışan pekçok vakıf var işte bunlardan bir tanesi de Koruncuk Vakfı lütfen yakından tanımak için okuyun!

34 sene evvel birkaç duyarlı insan korunmaya muhtaç çocukların iyiliği için yola çıktık…1979 yılında gönüllü kişiler tarafından kurulan Türkiye Korunmaya Muhtaç Çocuklar Vakfı (TKMCV),her çocuğun şefkat, sevgi ve anlayış görme, yeterli beslenme ve sağlıklı bir ortamda yaşama, oyun ve eğlence olanaklarından yararlanma, çağdaş bir eğitim alma ve yeteneklerini geliştirme, kısaca insan haysiyetine yakışır bir şekilde yaşama hakkı olduğuna inanmaktadır.

Ülkemizde ailesi olmayan veya terk edilmiş ya da ailesine rağmen kişisel varlığı tehdit altında, ihmal veya istismara uğramış, kötü alışkanlıklara karşı savunmasız bırakılmış yüz binlerce korunmaya muhtaç, kimsesi olmayan çocuk ve genç var.

İkiz Anneleri Anlatıyor 27-Özlem Şinik

Öğretim görevlisi olarak çalışmasının yanısıra bir yandan hem çocuklarıyla ilgilenen bir yandan da  ikiz ailelerinin tanışması ,buluşması ve irtibat kurabilmesi adına çalışmalar yapmak için kurduğu dernek çalışmalara büyük zaman ayıran bir ikiz annesi...
İKİZ HİKAYELERİ 'nde bugün üç çocuk annesi  Sıradışı Annelik Derneği kurucusu ,Ayşe ve Meryem'in  annesi sevgili Özlem var...


1) İkiz bebek beklediğini ilk öğrendiğinde neler hissettin? Ailenle ve sevdiklerinle bu haberi nasıl paylaştın?

Sene 2004, evliliğimizin 3.yılında bebek düşünmeye başladık. Ben yıllardır “inşallah ikizlerim olurum” diye bir şarkı tutturmuştum dilime. Doktor kontrolüne gittiğimde ultrasonda çarpan 2 kalp atışını halen hatırlıyorum ve çok duygulanıyorum. Doktorum, “Körün istediği bir göz, Allah verdi iki göz!” demişti. Bense sevinç gözyaşlarına boğulmuştum. Telefonla eşime, kendi aileme, eşimin ailesine ve kardeşime ikiz müjdesini vermiştim.

2)İkiz gebeliği hem psikolojik hem de fiziksel açıdan oldukça zor. Senin gebelik dönemin nasıl geçti? Herhangi bir sorun yaşadın mı?

Hamileliğim, her ikiz hamileliği gibiydi. Mide bulantılarım çok olmadı ama yatakta dönmekte zorlandığım dönemler oldu. Bir de son zamanlara doğru tansiyon düşüklüğü oluşmuştu. Bu durum da başımın dönmesine neden oluyordu.

Gebeliğin son haftasında ise alerji olmuştum. Daha doğrusu, kızlar çok büyüdükleri için karaciğere baskı yaparak, asidin dışa vurmasına neden olmuşlardı. Bu nedenle de 2 gün boyunca göbeğim çok fena kaşınmıştı. Kükürtlü sabun tedavisi ile durumu hafifletmeye çalışsak da 1 tane alerji iğnesi vurulmak durumunda kalmıştım.Bunun dışında, kızlarımı 37. Haftaya kadar rahat taşıdım.


25 Mart 2014

Derya Coşkundeniz'in kitabı "İKİZLERLE HAYAT" çıkıyor...



1) İkiz bebek beklediğini ilk öğrendiğinde neler hissettin?

Sırasıyla; korku, heyecan, mutluluk, gurur ve tekrar korku :)

2) Gebelik ve doğum sürecinde herhangi bir olumsuzluk yaşadın mı? Yoksa ikiz olmasına rağmen her şey sorunsuz ilerledi mi?

İlk 3 ay midem bulandı fakat kusmadım. Ne kilo aldım, ne de verdim. Sonraki 3 ay çok enerjik ve hareketli geçti. Hiç sorun yaşamadım, taa ki 31. haftaya kadar. Erken doğum riskiyle 1 hafta hastanede, 1 hafta da evde istirahat etmek zorunda kaldım. Sezeryanla doğum yapanların hiç doğum sancısı çekmediği söylenir ya, ben o sancıyı 10 gün çektim. Üstelik ilk 2 gün yarım saat aralıklarla doğum sancısı çekiyordum. Sonra işler yoluna girdi, 37. haftaya kadar sabredebildik birlikte.

3) İsimlerine ne şekilde karar verdiniz?

Eşim Mavi ismini çok sever ve kız ya da erkek, bir çocuğumuz olursa adını Mavi koymayı önermişti. İkiz olacaklarını öğrenince Mavi ismiyle uyumlu olsun diye Derin adını da ben seçtim. İlk doğan Derin, ikinci doğan Mavi olacaktı ve böylece isimlerine henüz doğmadan karar vermiş olduk.


24 Mart 2014

İnteraktif Çocuk Kütüphanesi nedir?

Türkiye'nin ilk interaktif çocuk kütüphanesi 19mart çarşamba günü Kadıköy-Özgürlük Parkı içinde açıldı.Mahalle aralarında açılarak yayılması öngörülen hatta diğer ilçelerin de desteğiyle  çok daha geniş kitlelere ulaşması hedeflenen bir kütüphane bu!


Aslında  bu projeyi benim de duyurmak istememin en önemli nedeni tamamen bir annenin önayak olması.Bu projenin hayata geçirilmesi için fikir annesi olarak  topladığı imzaları Esra hn'ın kızıyla birlikte Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk'e bizzat sunarak mutlu sona ulaşılmış olması bence takdir edilmesi gereken bir özveri!


21 Mart 2014

Özgürlüğümüz kısıtlanamaz!!!

Bloglarınızın ve tüm sosyal medya paylaşım sitelerinin de yakında kapatılmasını istemiyorsanız okumanızı tavsiye ederim.

#TwitterBlockedinTurkey

T.C. Anayasası
VIII. DÜŞÜNCEYİ AÇIKLAMA VE YAYMA HÜRRİYETİ

Madde 26

Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma haklarına sahiptir.

Dün gece yarısı ülkemizde anayasa ihlal edilmiştir. Uluslar arası bir sosyal paylaşım ağı olan Twitter’a erişim farklı mahkeme kararları ile engellenmiş, halkın kendisini ifade etme ve haber alma özgürlüğü kısıtlanmıştır.

19 Mart 2014

Çocuklarda strese bağlı egzama olur mu demeyin! Bizde oldu ...

Evet!Aynen yazının başlığında okuduğunuz gibi henüz 27aylık olan kızım Derin'in saç derisinde strese bağlı egzama oldu!
Bundan yaklaşık 3ay önce rutin kontroller ve aşılar için doktora gittiğimizde,o dönemde çok hafif görümde olan  kafasındaki  konağa benzer kabuklar için su değişikliği ya da şampuan değişikliğinden dönem dönem olabileceğini buna uygun şampuan kullanımı ile geçebileceğini söylemişti doktorumuz.

Açıkçası 2yaşına kadar cildinde buna benzer bir sorun olmadığından bu sebepler  aklıma yattı çünkü tam da o aylarda yeni eve taşınmış ve  ne tesadüfdürki her zaman kullandığımdan farklı bir şampuan denemiştim.
Ben de mevcut şampuanu bırakıp, Derin için farklı bir seboreik dermatit şampuan  kullanmaya başladım ancak birara kabuklar daha yumuşamış olsa da malesef  tamamen geçmedi!Genel görüntüsü yenidoğan bebeklerde görülen konaktan farksız o da uyuduğunda ancak bakabiliyordum elimde ışıkla yoksa uzun uzun incelememe asla izin vermiyordu!

Buarada aman çocuklar grip olmadan şu kışı geçirelim derdiyle doktora götürme işini de bilerek erteledim malum hastanelerin çocuk kliniği ateşli çocuktan geçilmiyor...

En sonunda baktım geçecek gibi değil cumartesi doktora gittik ,Ayla hn saça dokundu ve kabukla birkaç saç teli elinde kalınca bu konak ya da geçici bir alerjik reaksiyon değil daha farklı bir mantar vs rahatsızlığı olabilir diyerek hemen bizi cildiyeye yönlendirdi.

Cildiye uzmanı dış etkenlerle değil tamamen strese bağlı egzama olduğunu söyleyince ,eşimle yine ilk aklımıza gelen elbette ikizler arasındaki kıskançlık  mevzusu oldu.

2yaşında bir çocuğun başka ne stresi olabilirki dediğimde doktor ;daha önce bu yaşta yine küçük bir hastasının konuşamadığı için saç derisinde şiddetli egzama olduğunu hatta sonrasında yapılan testlerde çocuğun işitemediği için konuşamadığı ama bu sebeple de hissettiği baskıdan saç derisinde egzama olmuş!



Özellikle tam kafasının üstünde iki yerde yoğunlaşan bu egzama belirtisinin saçkıran gibi o bölgedeki saçları döküp dökmeyeceğini sordum doktora ;  o şekilde bir açılma yaşamazsınız ancak tel tel tedavi sürecinde dökülmeler olabilir demişti.Tedavi amaçlı iki ayrı solüsyon verdi ve Defne için halihazırda kullanmakta olduğum mustela şampuana devam etmemi söyledi.Akşam ilk ilacı sürerken resimde gördüğünüz gibi zaten kısa olan saçlarından bir kaç kıl köküyle birlikte elimde kaldı :(

Nasıl üzüldüğümü anlatamam hani bazen saçının bir teline zarar gelmesin deriz ya biz anneler işte saçları elimde kalınca ben de öylece kalakaldım!Tabiki çaresi olmayan bir hastalık değil bu ama ana yüreği işte!

15gün sonra kontrol randevumuz var umarım o zamana kadar geçmiş bitmiş olur ancak ikizler arasındaki (kardeşler arasında da aynı dert var )  bu hassas dengeyi tutturana kadar işimiz iş onu bir kere daha anladım diyebilirim!

18 Mart 2014

012Benetton Yeni Koleksiyonunu Gördünüz Mü?



Bu son talihsiz olaylar henüz yaşanmadan kısa bir süre önce,birkaç blogger arkadaşım ve ben 012 Benetton yeni sezon lansmanı için İstinye Park'ta kahvaltıda biraya geldik.

Malum bu davetin bir başka özelliği de sizlerin sosyal medyadan Zamane Annesi olarak tanıdığınız ve artık 012 Benetton markasının bloggerı da olan sevgili İlknur'un da ilk davetiydi.

Keyifli sohbetin ardından hepbirlikte mağazaya inerek , marka direktörü Buket Olcay'dan yeni koleksiyondaki detayları dinledik.





yeni koleksiyonda benim en beğendiğim kombin ama sadece 0-24ay arasındakiler için mümkün!


 bu resimde elimizde ölçtüğümüz taytların 2yaş bedenindeki taytların kısa, 3yaş bedenindekilerin ise biraz uzun geldiğinden  dert yanıyoruz :)
Marka Direktörü Buket Olcay'a özellikle anne-kız kombinleri hazırlamaları hususunda ısrarcı olduk benim en büyük hayallerimden biri kızlarımla birörnek giyinmek :)

012 Benetton, 2014 İlkbahar-Yaz sezonunda çocuklar için birbirinden renkli ve modanın trendlerine uygun kıyafetleri kombinleyerek İlkbaharı karşılıyor.
Her zaman Benetton deyince benim ilk aklıma  gelen rengarenk ,insanın gözünü kamaştıran ürünler sunan bir markadır.Erken gelen bahar aylarında yine en çok dikkat çekenler  kız çocukları için hazırladıkları neon sarılar ve neon pembeler diyebilirim...

uyku mahmuru güzel Lila 
günün mankeni güzel Alin


Special design for Defne ve Derin by GeCe