Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

28 Şubat 2014

Bugün "Nadir Hastalıklar Günü"

Biz "Canavan" adı verilen ve oldukça ender rastlanan bu hastalığı Türkiye'de ,ikiz olarak dünyaya gelen  Sarp ve Doruk kardeşlerden Sarp'a koyulan teşhis ile tanıdık.
Malesef  bu hastalığı o güne kadar hiçbirimiz bilmiyorduk.Görsel ve yazılı medya sayesinde ne olduğunu ,ihtiyaçlarını ve neler yapılabileceğini öğrendik.

Dünyada 6 bine yakın ender hastalık saptanmış ve bunların büyük çoğunluğu genetik kaynaklı olmakla birlikte malesef bu hastaların büyük çoğunluğu küçük çocuklar!Sık rastanmadığı için teşhis ve tedavi sürecinde de pekçok sıkıntılar yaşanıyor elbette bu sebeple.


Sarp'ın ailesi de öncelikle kendi çocuklarının yaşamını devam ettirebilmesi için gerekli cihazların temin edilebilmesi sürecinde  mevzuattaki zorlukları görünce ,06.11.2012 tarihinde Türkiye'deki  diğer canavan hastalarına ve ailelerine yol göstermek amacıyla  Sarp'ın Umudu Derneği'ni kurdular.
Merkezi Ankara'da olan bu dernek ,öncelikle canavan hastalarına ardından genetik bir takım rahatsızlıklarla mücadele eden tüm bireylere yardımcı olabilmek için kurulmuş.


İşte bu tarz sık rastlanmayan hastalıklarla uğraşan ailelere destek olmak amacıyla ,Sarp'ın Umudu Derneği 28 Şubat Dünya Nadir  Hastalıklar Günü'nde,Türkiye'de mavi kot ve mavi kurdele ile dikkat çekmeyi planlıyor!

Nasıl mı?

Amaç dikkat çekmek o halde hergün giydiğimiz mavi renk kotlarımızla birlikte bu özel günde bir de mavi kurdele takarak farkındalık yaratmak yeterli!

İnsanın evladı her ne sebeple olursa olsun rahatsızlandığında hepimizin neler hissettiği malum bir de  bu tarz hastalıklarla  mücadele edenleri düşünün!
Bazen  elimizden ne gelir diyoruz ya hani işte bence bir kurdele takmak bile onlara yalnız olmadıklarını hatırlatmaya ,bir gün içinde aldıkları destekle  moral vermek bile tahminimizden çok daha değerli!

Tamamen gönüllü olarak destekledikleri bu etkinliğe siz de destek vermek isterseniz ,mavi kurdelenizi takıp paylaşın yeter !



27 Şubat 2014

İkiz Anneleri Anlatıyor 24 -Türkan Türk

İKİZ HİKAYELERİ' nde bugün , benim gibi iki kızı olan bir ikiz annesi var .
Büşra ve Beril'in annesi sevgili Türkan paylaşıyor yaşadıklarını ...




1) ikiz bebek beklediğini ilk öğrendiğinde neler hissettin?Ailenle ve sevdiklerinle bu haberi nasıl paylaştın?

İlk hamileliğim, gebelik hormonlarım yükselmediği için düşükle sonuçlanmıştı. İkinci hamileliğimde ise hormonların hızla yükselişi karşısında çok şaşkındım. Bunun ortası yok mu diye panik olmuştum. Doktorumuz belki ikizdir ama şu anda tek gözüküyor demişti. Bir hafta sonra ikiz olduğu kesinleşti. İlk duyduğumuzda eşimle çok sevindik. Açıkçası nasıl olacak, nasıl bakacağız vb. düşünceler hiç geçmedi aklımdan. Ertesi gün anneler günüydü ve ben hem anneme hemde eşimin annesine size güzel bir anneler günü hediyem var diyerek bu haberi verdim.



2)İkiz gebeliği hem psikolojik hem de fiziksel açıdan oldukça zor,senin gebelik dönemin nasıl geçti?Herhangi bir sorun yaşadın mı?

İlk beş ay bulantı ve hipertreoid nedeniyle çok sıkıntı yaşadım ve yaklaşık 6 kilo verdim. Hiçbirşey yiyemediğim hatta su bile içemediğim için bebeklere birşey olacak korkusu psikolojik açıdan çok yordu beni bu dönemde. Beşinci  aydan sonra bulantılarım birdenbire kesildi. Son haftalarda da karaciğer enzimlerimin yükselmesi nedeniyle el ve ayaklarımda giderek artan kaşıntılar başladı ve kullandığım vitamin ilaçlarını kesmek zorunda kaldım. Bunların dışında bir sıkıntım olmadı ve rahat bir hamilelik geçirdim diyebilirim.


3)Kaçıncı haftada, ne şekilde dünyaya geldiler?Planlı mı yoksa sürpriz bir doğum mu oldu? Bebeklerin doğum kilolarını ve isimlerine ne şekilde karar verdiğini de paylaşmak ister misin?

34. haftada sürpriz bir şekilde sezeryan doğumla dünyaya geldiler. Büşra 1840gr, Beril 1880 gr doğdu. Erken doğum olmasına ve çok küçük doğmalarına rağmen kuvöze girmediler çok şükür. İlk doğana Büşra ikincisine de Beril adını verelim diye karar vermiştik doğumdan önce. Doktorumuz da Sevinç ve Neşe olarak göbek isimlerini vermiş doğumda sağolsun. Büşra ismini eşimle ben istedim. Beril'i de hem kayınvalidem hem de ablam tavsiye etmişti bizim de çok hoşumuza gitti.


4)Doğum sonrası "lohusalık dönemi" nasıl geçti ? Gebelikte aldığın kiloları verebildin mi?

Doğum sonrası oldukça tempolu bir hayatın içinde bulduk kendimizi açıkçası sudan çıkmış balık gibi olduk diyebilirim. Lohusalık depresyonu gibi birşey yaşamadım ama bir dönem sınırlarını oldukça zorlamışımdır herhalde.
Büşra'nın kolik bir bebek oluşu, uyumadığı sürelerde sadece ağlaması ve Beril'in iştahsızlığı bizi çok zorladı. Hamileliğimde beslenmeme çok dikkat etmiştim doktorumuz da kilo konusunda çok titizdi. İşi bıraktığım dönemde hızla kilo almaya başladığımı görünce diyetisyene  göndermişti beni. Bu sebeple çok kilo almadım.Toplamda 15 kilo almıştım  diyet ve spor gibi özel birşey yapmadığım halde şu an gebe kaldığım kilonun da altındayım.


25 Şubat 2014

İkizler birbirlerini kıskanır mı?

İkizlerim Defne ve Derin artık 26aylık oldular ,2yaşının getirdiği tarifsiz güzelliklerin  yanında bir de bazı tuhaf ama beklediğimiz huylar da çıktı meydana.
Öncelikle tarifsiz güzelliklerden bahsedeyim kısaca;herhangi bir yere sadece ikizlerden sadece biriyle gidiyorsam ki gittiğim bu yer muhtemelen hastane vs gibi bir yer olmasına rağmen  arka koltukta yalnız başına otokoltuğunda oturmak istemiyor. Evde kalan ,geri döndüğümüzde "neden beni almadınız ben sizi merak ettim" diyebiliyor.
Uykuya yatarken ya da uyandıklarında sanki kırk yıldır birbirlerini görmemişler gibi sarılıp öpüşüp koklaşıyorlar!Bu kısmı hakikaten bazen sinirlerimi zıplatsa da aslına bakarsanız bir anne için tarifsiz güzellikte!
Eline yemesi ya da oynaması için en ufak bir şey verdiğimde hangisine olursa olsun mutlaka ikizi için de istiyor.
Ben bir uyarıda bulunduğumda ikisinden biri o esnada  buna uymuyorsa,diğeri sanki  içine ben kaçmışım gibi ötekine öğütler yağdırıyor beni dinlemeyen şahıs ikiz eşini durup dinliyor o da ayrı tabii  :)


Gelelim bu güzelliklerin bonusu olan sevimsiz huylara ; kimi zaman herhangi bir oyuncağı  ya da anne/babayı  paylaşamadıklarında birbirlerine zarar verme boyutuna varan  kaba kuvvet  kullanıyorlar.
En basit ,en önemsiz olayda bile kim yaptı?  neden yaptı ? nasıl yaptı ? soruları daha ağzımdan çıkmadan mutlaka  biri , hemen diğerini şikayet ediyor hoş ne kadar doğru ne kadar uydurma  onu da anlamak için titiz bir  sorgulamaya  geçiyorum malum bir de adaletli davranmak zorundayım .
Öte yandan bazen her ikisinin de önünde aynı yiyecek ya da aynı içecek olmasına rağmen  birbirlerinin önündeki daha mı cezbedici geliyor gözlerine bilemiyorum ama ısrarla kendisinkini bırakıp diğerininkini almak istiyor öbürü de vermeyince kıyamet kopuyor elbette!

İki farklı renkte ya da modelde aldığım aldığım kıyafetler yüzünden de  bazen ciddi kavgalar ve kıskançlıklar yaşanıyor aralarında tabii ben her ne kadar bu senin o da senin desem de o esnada benim söylediklerimin onlar için hiçbir anlamı yok!

İşte bunlara benzer olaylar karşısında , ebeveyn olarak  ikizlerin arasındaki hassas dengeyi tutturmak hakikaten zor zanaat!Her ikisine de eşit davranabilmek için yoğun çaba harcasam da bazen kıskançlık sebebiyle çıkan kavgalarda ikisinin arasında kendimi bir anda hakem olarak buluyorum ki aslında bu hiç istemediğim bir rol!

Bir de ikiz hikayelerinde hep vicdan terazisinden bahsediyoruz ya,işte o terazi çok hassas çalışıyor olsa da bazen her ikisini de aynı anda kucaklamak ,öpmek ,sarılmak ,koklamak ya da  isteklerini  aynı anda yerine getirmek mümkün olmuyor!İşte o anlarda haklı olarak annesini , yine en sevdiğinden kıskanan bir çocuğun her türlü kaprisini anlayışla karşılamak gerekiyor.



İkizler arasındaki kıskançlık konusunda,öncelikle kendim ve yazıyı okuyacak diğer  ikiz anneleri için hem cocukvegenclerindunyasi.blogspot.com isimli blogundaki yazılarını çok beğendiğim hem de kendisinin bir ikizi olduğu için konuya fazlasıyla hakim olduğuna  inandığım Klinik Psikolog – İkiz teki sevgili Cemre Soysal'ın bu konuya dair uzman görüşlerini ekledim!

İşte Cemre Soysal'ın ikiz ebeveynlerine tavsiyeleri;

İkiz çocuklar hakkında en merak edilen konulardan biri birbirlerini nasıl görüp yorumladıklarıdır. İkiz olanların en sık rastladıkları yorumlar şunlar olabilir:

“İkizine baktığında aynaya bakıyor gibi hissetmiyor musun?”,

“Ah ben ikizim olmasını asla istemezdim, nasıl paylaşırdım her şeyi!” veya “Anneniz sizi karıştırıyor mu?”

Bu sorulara daha onlarcasını ekleyebilirim; hem bir uzman hem de bir ikiz teki olarak. Ama esas değinmek istediğim konu ikizlerin arasındaki kıskançlık duygusu.

Acaba sahiden de dışarıdan göründüğü gibi “her şeyi paylaşmak” onları rahatsız eder mi?
İkizlerin anne karnından başlayarak sürekli bir paylaşım içinde oldukları doğrudur. Anne karnını, anne sütünü, ailenin ilgi saatlerini, ranzanın katlarını...sürekli paylaşırlar. Fakat bu paylaşım, ikiz kardeşler arasında kıskançlık gibi olumsuz bir duyguya dönüşmek zorunda değildir. Bu konuda en önemli görev ebeveynlere ve çocukların içinde bulundukları sosyal çevreye düşmektedir.

İkiz çocukların kişilik özellikleri, beğenileri çoğunlukla birbirinden farklıdır. Hatta çevrenin de bu konudaki katkısı çok belirgindir. Daha ilk gördüklerinde hemen sorarlar: “Hangisi uslu, hangisi yaramaz?” İşte en tehlikeli tutum, ikizleri sınıflandırmaktır.

Yani kişilik özelliklerini ayırarak uslu olan, yaramaz olan; söz dinleyen, mızmız olan gibi ayrımların yapılması zaman içinde çocukların da kendilerine yapıştırılan bu etiketlere uygun davranmasına yol açar. Kıskançlığın başlangıcı da bu noktadır. Eğer çocuklar birbirlerini yapmak istedikleri bir davranışın önündeki engel olarak görürse aralarında rekabet oluşur, hatta zarar verme davranışına dahi girebilirler.

Ailelerin ikiz çocuklarını birbirlerinden bağımsız iki birey gibi düşünmeleri önemlidir. Onlar bu bağımsızlığı vurguladıkça çocuklar da birbirlerini rakip veya engel olarak görmekten ziyade hayatın her anını paylaştıkları büyük bir destek olarak görmeye başlarlar.

Unutulmamalıdır ki, doğa zaten onlara birlikte olma içgüdüsünü vermiştir. Eğer aileler bu doğallıkla uyumlu davranırlarsa büyük kıskançlık krizlerinin olması beklenmemektedir.

Sevgiler,

24 Şubat 2014

İkiz Anneleri Anlatıyor 23- Gökçe Torun Akçetin

İKİZ HİKAYELERİ 'nde gebelik ve doğum sürecinin yanısıra artık bebeklerin isimlerini nasıl seçtiklerini de paylaşıyor anneler!
Bugün aynı zamanda blog (erkenemekli.blogspot.com.tr )   yazan Mira ve Tuna' nın annesi sevgili Gökçe var!





1) İkiz bebek beklediğini ilk öğrendiğinde neler hissettin?Ailenle ve sevdiklerinle bu haberi nasıl paylaştın?

Tahlil sonucuna Acıbadem hastanesinin internet sitesinden bakmak için akşam olmasını beklemiştim.Sonuç negatif olabilir diye kendimi alıştırıyordum. Sonucu gördüğümde çok sevindim. Eşime durumu gösterince birbirimize sarılıp kahkahalar attık. Nihayet hamileydim. İki hafta kadar tek bebeğe sevinirken, bir sonraki kontrolde doktor ikinci keseyi görüp ikiz bebek ama heran herşey olabilir diyene kadar. Hem şaşkın hemde çok mutlu olmuştuk. Önce bir , sonra iki mutluluk. Aslında ilk ultrsonda farkettiğim ama kimseye söylemediğim ufak iz , ikinci bebeğimizmiş meğer.
Hemen annelerimizi arayıp mutlu haberi verdik. Ve uzunca bir süre ikinci bebeği kaybedebiliriz diye dua ederek geçti günlerimiz. Kilosu eksik olan kızımızdı. İşte O ,gizlenmiş ikinci bebekti ailemiz rüyada gibiydi.


2)İkiz gebeliği hem psikolojik hem de fiziksel açıdan oldukça zor,senin gebelik dönemin nasıl geçti?Herhangi bir sorun yaşadın mı?

Harika bir hamilelik geçirdim. Çok yoğun çalışamama rağmen 26.Haftaya kadar mutlu mesut sıkıntısız bol bol uyuyarak dikkatli ve sağlıklı beslenerek, mutluluğu onlara da yaşatarak geçirdim. Her akşam karnımı kremlerken müziği açıp konuştum onlarla dünyada yaşadığım ve yaşayacağımı düşündüğüm en güzel 36 haftaydı.
13. Haftada cinsiyetlerinin bir kız bir erkek olduğunu öğrenmek mutluluğumuzu taçlandırdı. Ne de olsa aynı anda iki canlıyı görme mucizesinin yanında, aynı anda iki ayrı cinsiyette evlat büyütecektik. Eşimin ve benim küçüklüğümü görmek gibi.Bebeklerimizin ayrıntılı ultrason kontrolünden sonra herşey iyi çıkınca oldukça rahatlayarak ilerledik. Ultrasonda çekilen resimlerde kız aynı benim yüzümü, erkek babasının yüzünü almıştı. Doğduklarında da bizi şaşırtmadılar. İkimizden birer parçaydıylar adeta! Kimse kavga etmesin , kız anneye oğlan babaya benziyor.
İkiz bebek beklemek her zaman acaba bir sorun var mı diye temkinli ilerlemek demek! Ayrıntılı ultrason kontolü elbette içimizi rahatlattı. Ayrıca kendimi üzmemek adına internetten sadece olumlu şeyleri okuyarak vakit geçirdim. Tekrar hamile olmak istermisin diye sorsalar  "severek" derim ama tabii büyütmek olmasa :)
28.Haftadan sonra çok yorulmaya başladım, bel ve kalçamın sol tarafındaki ağrıya ( sola yattığım için) dayanmak güçleşti. Doktorum bu  dönemlerde rapor vererek  evde dinlenmemi sağladı . Özellikle bu dönemler sularının çok azaldığı zamanlardı zaten bu  haftadan sonra fazla kilo alamadılar.Onların yerine ben aldım.Bu dönemde  uyurken mide yanmaları ve adeta boğulma hissi veren mide özsuyu öksürterek uyandırıyordu beni!
Yinede çok zorlanmadım diyebilirim. Dayanıklı ve oldum olası spor yapan biri olmanın,gebeliğimde çok  faydasını gördüm.
Omurgam, özellikle sırtımın güçlü olması. Pekte nazlı biri değilimdir.

30. Hafta uzatmadan doğum iznine ayrıldım. Bol bol dinlenip, evde bebek şekeri olarak keçeden anahtarlık, oda süsleri vs. yaptım. Alışverişi, eksikleri doğum çantasını tamamladım. 34. Hafta annem yanımda kalmaya başlayınca ufak tefek dışarı çıkıp gezdim bile.
Doğumda rahat etmek için, o zaman işe geri dönemeyeceğimi bilmeden  işimde benim yerime bakacak arkadaşımı oldukça iyi yetiştirdim. İsabet olmuştu.


3)Kaçıncı haftada, ne şekilde dünyaya geldiler?Planlı mı yoksa sürpriz bir doğum mu oldu? Bebeklerin doğum kilolarını ve isimlerine ne şekilde karar verdiğini de paylaşmak ister misin?

36. Haftada sürpriz bir şekilde , sezeryan doğum oldu. Bebekler karar versin doğum şekline diyordum. Bebekler hiçbir şekilde başaşağı dönmediler. 36 haftamda ,mayıs ayı olmasına rağmen çok sıcak bir günde metroyla kuaföre gidip geldim.
Aynı günün akşamında,eşime  kendimi çok iyi hissettiğimi hatta bebeklerin daha çok zamanı olduğunu söyledim ama o gece acil sezeryanla beni doğuma aldılar. Doğumda anında eşim yanımdaydı ve bu anı birlikte yaşamak harikaydı. O an anladık ki artık biz eski biz değildik!
Bebeklerle birlikte biz de adeta yepyeni bir dünyaya birlikte doğmuştuk. Herkes "çok küçükler" derken nedense bana iyi gelmişlerdi.Yaklaşık 2kg  doğdular.
13.haftadan itibaren karar vermiştik isimlerine. Yıllardan bu yana sevdiğim ,görkemli, gösterişli, bereketli anlamına gelen aynı zamanda Karaormandan doğup Karadeniz 'e dökülen nehir olan Tuna ismini oğlumuza ve sonradan karşımıza çıktığı için Latincede mucize anlamına gelen,yunuslara yol gösteren bir yıldızın ismi olan Mira ismini kızımıza seçtik. İsimlerinden memnun olurlar inşallah.


4)Doğum sonrası "lohusalık dönemi" nasıl geçti ?Gebelikte aldığın kiloları verebildin mi?

Lohusalık dönemim felaketti. Hastanedeki ikinci günümüzde bebekleri yoğun bakıma aldılar. Trombosit sayıları çok düşüktü. Hızla kilo veriyorlardı.Daha sonra acil olarak devlet hastanesinin yoğun bakımına sevkettiler. Yani bebeklerimizle eve dönemedik. Bu başlangıç beni çok etkiledi. Devamında da her  iki günde bir kan verip hastanede olmak , üzerine gelen kolik sancıları, oğlumda aniden çıkan fıtık nedeniyle acil ameliyatı derken lohusalık süreci uzadı.
Üç ay sonunda hayat normalleşmeye, çocukların dilinden anlamaya, sağlıkları iyi gitmeye ,kolik bizi terketmeye başladı ve benim lohusalık hüznüm gitti. Aslında 2,5 aylıkken yalnız bakmaya karar verip bir başımıza kaldığımızda tüm bulutlar dağıldı ve 3. ayda güneş doğdu.

Onlar hastanedeyken evde hep süt sağıp eşyalarını kokladım. O dönemde öyle çok ağladımki ağlamak artık normal oldu.Çünkü  uzun bir süre boyunca iki günde bir verilen kan değerlerindeki  azıcık yükselmeye  şükrederek ama aynı zamanda  da çok düşünce tekrar hastaneye yatma endişesiyle yaşadık.
Gazını çıkarırken bile sırtını pışpışlamamız yasaktı , her an iç kanama geçirme tehlikesiyle burun buruna yaşadık.
Tüm bu zorlukların yanında eşimin işi nedeniyle 4 yıllığına yurtdışına gitmemiz gerekiyordu. Bu nedenle bir yandan eşyalar toparlanıyor, bir yandan da ev ziyaretçilerle dolup taşıyordu. Bir daha uzun süre bizi göremeyecekleri için böyle olmasını biz istedik.Hem bebeklere alışmak hem emzirmeyle mücadele hem de lohusalık psikolojisi yanında bir sürü misafir gerçekten çok fazla geldi. Şimdi resimlerime bakınca ne kadar bakımsız ve yorgunmuşum diyorum. Yeni anneler ne olursa olsun en az iki hafta kimseyi kabul etmesinler.
Kilolara gelince bu kadar üzüntüye koşturmaya rağmen doğumda kaybettiğim 7kg dışında ,emzirdiğim sürece hiç kilo veremedim. 6. ay dolduğunda ise  rejim yapmaya başladım.
Elbette  süt yapsın diye içtiğim humana çayı, alkolsuz biranın da kilo almamda etkisi var. Şimdi yavaş yavaş kilo vermeye başladım.


23 Şubat 2014

İkiziyle küçükken "Gizli İkiz Dili" ile konuşan Müge anlatıyor!

Daha önce ikiz bebekler arasında rastlanan Gizli İkiz Dili 'nin ne olduğuna dair bir yazı yazmıştım!Merak edenler buradan tıklayıp okuyabilirler!


Bu gizli ikiz dilini kendi aralarında oluşturup konuşan ikizler açısından aslında başlı başına çok büyük bir zararı yokmuş gibi görünsede malesef aralarındaki bu enteresan dil sayesinde kimi zaman başkalarıyla olan iletişimleri zarar görebiliyor kimi zamanda kendi anadillerini düzgün konuşma süreçleri çok uzuyor.

Küçükken ikiziyle konuştuğu gizli ikiz dilini ve bununla  ilgili ailesinin nasıl çözüme ulaştığını anlatan sevgili Müge'den gelen çok önemli bir deneyimi  paylaşmak istiyorum sizlerle;


" Blogundaki  gizli ikiz dili ile ilgili yazıyı okuyunca, annemin de desteğiyle sana  bu maili atıyorum.

29 yaşındayım ve erkek bir ikizim var.
Benim şimdi 19 aylık olan kızım 3 kelimeli cümleler kurmaya başladı bile oysa ikizim ve ben uzun süre konuşmamışız!

Ben ve ikiz kardeşim 4,5 yaşında konuşmaya başlamışız. Nasıl mı?


22 Şubat 2014

Yonca Tokbaş ne için koşuyor?



Yonca Tokbaş ,23 Şubat Pazar günü Vodafone Malta Maratonu'nda ,yıllar önce kaybettiği babasının anısına koşuyor!

Ardından 2 Mart'daki RunAntalya Maratonu'nda da koşarak her iki şekilde de Toplum Gönüllüleri Vakfı'na destek olmayı ve onlara fayda sağlamayı amaçlıyor!

Konuyla ilgili ,Yonca Tokbaş'ın bugünkü yazısının tamamına buradan tıklayıp okuyabilirsiniz.

Gençlerin enerjisine ,emeğine ,çabasına ve inancına sizlerde bütçelerinize göre  ufak birşeyler eklemek isterseniz  damlaya damlaya göl olur diyerek Toplum Gönüllüleri Vakfı ne yapar kısaca bir özet yayınlıyorum;

2002 Aralık ayında kurulan Toplum Gönüllüleri Vakfı'nın (TOG) temel amacı sosyal sorumluluk projelerinde gençlerin gönüllü olarak katılmasını sağlayarak hem kişisel gelişimlerine katkıda bulunuyor hem de gençlerin gönüllülük temelinde toplumsal katılımlarını arttırıyor.

Her sene, 123’i aşkın üniversite kulübü bünyesinde yaklaşık 40.295 gencin 989’ü aşkın proje ve etkinliğini hayata geçirmesini desteklemek için:
-Gönüllülük, proje yönetimi, insan hakları, sosyal haklar, üreme hakları, sağlık okuryazarlığı ve örgüt yönetimi gibi konularda eğitmen eğitimleri ve diğer akran eğitimlerini gerçekleştiriyor,
-İlişkide olduğu üniversite kulüplerine yerel ihtiyaca yönelik yüzyüze destekler sunuyor,
-Gençlere burs ve staj imkanları sağlıyor,
-Gençlerin ve örgütlenmelerinin birbirlerinden öğrenmelerinin desteklemek amacıyla gençlerin hareketliliğini artırıcı öğrenme ortamları yaratıyor.
-Gençlerin toplumsal sorunlara yönelik fikirlerini projelere dönüştürmelerine destek olup finansman yaratmalarına destek oluyor,
-Üniversite öğrencilerinin ihtiyaçlarının kamusal düzeyde bilinirliğini arttırmaya yönelik araştırmalar ve temaslar yapıyor.




21 Şubat 2014

Çocukla Tatil -Rixos Premium Bodrum

Geçen yazdan resimlerini yükleyip taslaklarda unuttuğum bir çocukla tatil izlenimleri yazısıydı bu ancak unutmuşum hazır yaz yaklaşırken paylaşmak istedim.

Blogumdaki tüm otel izlenimlerimi çocukları baz alarak yazıyorum öncelikle bunu belirtmem gerekir!

Rixos Premium ,Bodrum Havalimanı'na çok yakın bir mesafede konumlanmış ,kalabalıktan uzakta kendine özel bir de adası ve kumsalı olan tam pansiyon şeklinde hizmet veren bir otel.

Tam pansiyon , ilk etapta çocukla yapılacak bir tatil için kulağa çok sempatik gelmeyebilir ancak gün içindeki ufak atıştırmalık yiyecek ve içecek  ikramlarıyla odaya her sabah bırakılan 1lt su servisiyle aslında herşey dahil konseptini çok aratmıyor!

Bizim için Bodrum otel seçiminde en önemli nokta, kendine özel kum plajı olmasıydı çünkü Antalya'da haziran ve temmuz aylarında yaptığımız tatillerde malesef o kavurucu sıcakta kumda rahatlıkla oynayamayan kızlarımın en büyük özlemi buydu.

Bodrum' a gidelim dediğimizde sorup soruşturduk ve aldığımız  tavsiyeler sonrasında iki otel arasında seçim yapmak durumundaydık ; Hilton Türkbükü ya da Rixos Bodrum.

Ramazan Bayramı'na kısa bir süre kala karar verdiğimiz için , tercihimizi biz değil otelin yer durumu belirledi Hilton'da yer bulamadığımız için  Rixos Bodrum'a gittik.

Belki de böylesi çok daha iyi oldu ,çok keyifli ve sorunsuz bir tatil geçirdik üstelik bayram yoğunluğu olmasına rağmen!

Bilindiği üzere yapısı sebebiyle Bodrum'da,malesef başka sahil şeridi tatil beldelerinde olduğu gibi uçsuz bucaksız kumsal plaj bulmak mümkün değil işte bu sebeple  çocukla tatil düşünüldüğünde çok az bile olsa mutlaka  kum olmalı!

Bodrum'un nemsiz mis kokan havası,balıklarla yüzülen tertemiz denizi ve yakıp kavurmayan güneşi elbette şahane ama bir de o yokuşları olmasa demeden geçemeyeceğim.
Çünkü iki çocukla kahvaltıya git ordan denize derken yemek sonrası uyku saatleri için tekrar bebek arabasına koy sonrada yokuşları tırman resmen bize yediğimiz o enfes yemekleri erittirdi diyebilirim :)

Sahilden otelin girişine ve en üst kısımda yeralan odalara sık sık otel araçlarının servis (ring shuttle) hizmeti vermesine rağmen özellikle sabah ve akşam saatlerinde yoğunluk olduğunda uzun süre çocuklarla beklemek malesef çok yorucu!

Aşağıda bir resimde Defne ve Derin araç beklerken yorgunluktan pusetlere yaslanmış bekliyorlar :)

Çocuklu  aileler için bebek arabaları ,şişme oyuncaklar ,çantalar ve bir de  çocuklarla o araçlara binmeye çalışmak zaten oldukça zor!Biz kaldığımız bir hafta süresince çoğu zaman beklemek yerine o yokuşun en tepesine tırmanmayı tercih ettik!

Buarada şu hizmetleri de var örneğin yemeğe gitmek için hazırlanıp telefon açarsanız eğer çok yoğun bir saat dilimi değilse araç size özel olarak kapınıza geliyor!

Buarada şunu da belirtmem gerek sanırım ;iki çocukla en tepedeki odada kalmak bizim öncelikli tercihimiz değildi!Evet deniz manzarasına nazır uyanmak elbette çok keyifliydi ama iki bebek yatağı koyulacağı için alt kısımdaki standart odaların yerine en üst kısımda yeralan diğerlerinden biraz daha büyük deniz manzaralı odalardan birinde kaldık çünkü standart odalarına 2bebek yatağı sığmadığı için ancak bu şekilde konaklama teyidi verilebilir dediler!

Bir de odamızın ikinci katta olması daha da şahane oldu :)
Bebek arabalarını alt kata bırakıp üst kattaki odanıza çıkıyorsunuz ancak akşam çocuklar arabada uyuduğunda aman uyanmadan yataklarına koyalım derseniz işte o zaman bizim gibi tek çare yüklenip çıkaracaksınız!

Defne ve Derin 20 aylıkken gitmiştik biz bu otele ,çocuk klübü denilen alanda belli bir yaş üstü çocuklar için güzel aktiviteler var ancak 2yaş altındaki bebekler için hazırlanan oda malesef sadece ücretli bakım karşılığında kullandırılıyor bu ise hakikaten otelde gördüğüm ve yetkilerine de izah ettiğim en saçma uygulamaydı.

Oda son derece özenli hazırlanmış içinde yatak ,beşik,alt değiştirme aparatı,mama ısıtıcısı vs.gibi tüm detayların yanısıra bir de 2 yaş altı bebekler için daha uygun oyuncaklar da mevcut ama dediğim gibi sadece ücretli bakıcı hizmeti alıp çocuğunuzu onlara bırakırsanız bu odadan faydalanmak mümkün!!!

Çocuk klübünde bulundukları tüm zaman zarfında eşimle birlikte hep  yanlarındaydık örneğin kendilerinden daha büyük çocuklar için hazırlanan pizza yapma aktivitesine katıldılar  ve çok keyif aldılar.
Çocuk oyun klübünün içinde üst kısımda yeralan bir park alanı ,hemen girişinin yanında ise kaydıraklı havuz mevcut!
Ayrıca tüm öğünlerde ana restoranda çocuklar için hazırlanan ayrı bir alanda çocuklara uygun  yemekler sunulan yemek  büfesi ve önünde ufak masa sandalyeleriyle farklı bir servis kısmı var.

Buarada çimlerde koşup oynayabilecekleri alanlar var elbette,aslında çocuk klübünden ziyade açık havada orada dolaşıp top peşinde koşturdukları zamanlarda inanılmaz keyif aldılar.

Ben yine tercih eder miyim? Kesinlikle evet çünkü yaz geldiğinde artık kızlarım 2,5yaşını geçmiş olacaklar ama yine de standart odada kalmak şartıyla çünkü o yokuşları tırmanacak gücüm yok!
Tüm bunların yanısıra tertemiz ve dalgasız deniziyle ,kalabalıktan uzak konumuyla ,mis gibi havasıyla ,yemeklerinin kalitesiyle biz bu otelden memnun kaldık!








Üstün Yetenekli Çocukların Ailelerini Bilinçlendirme Semineri


Geçen ay pekçok blogger arkadaşımla birlikte aynı zamanda ben de Üstün Yetenekli Çocuklar Aile Platformu'nu tanıtan bir ortak yayın yazısını paylaşmıştım!.
Daha önce okumayanlar ya da UYÇAP 'ı yakından tanımak isteyenler tıklasın!
O yazıda daha sonra aileler için bir bilinçlendirme ve tanıtım semineri olacağını da belirtmiştik işte şimdi o seminerin de duyurusunu yapıyorum.

22 Şubat Cumartesi günü,Boğaziçi Üniversitesi Garanti Kültür Merkezi'nde düzenlenecek ücretsiz seminere bizzat gidemezseniz online katılım da mümkün.


20 Şubat 2014

İkiz Anneleri Anlatıyor 22 - Nuriye Çalış

İKİZ HİKAYELERİ 'nde bu kez gebelik döneminde yaşadığı zor günlere rağmen, her iki oğlunu da sağlıkla kucağına alan bir ikiz annesi var!
Bu paylaşımların en güzel yanı;anne adaylarına pozitif anlamda moral olması kimi zaman da ürün ya da davranış tercihleriyle ilgili fikir vermesi.
İşte Nuriye'nin hikayesi de her ne kadar kötü günler geçirseniz de ,dünya size kapkaranlık olsa da ümidinizi kaybetmeden sabırla o mucize buluşmayı beklemek için çok güzel bir örnek!

Metehan ve Batuhan'ın annesi sevgili Nuriye anlatıyor ...




1) ikiz bebek beklediğini ilk öğrendiğinde neler hissettin?Ailenle ve sevdiklerinle bu haberi nasıl paylaştın?

İlk başta inanamadım tabiki. Kendimi çok tuhaf hissettim, şok oldum. O gece hiç uyuyamadım sabaha kadar nasıl kaldırıcam bu yükü,erken doğup kuvöze girecekler mi diye düşünüp durdum. Sonraki günler alıştım, olayı idrak ettim ve eşimle birlikte ailelerimize söyledik.Herkes çok şaşırdı ama adeta bir kutlama havasında geçti o gün,çok güzel karşıladılar.

2)İkiz gebeliği hem psikolojik hem de fiziksel açıdan oldukça zor,senin gebelik dönemin nasıl geçti?Herhangi bir sorun yaşadın mı?

Hamileliğim boyunca moralim çok düzgündü,mutluydum.Taa ki 7. ayımda Preeklampsi (Gebelik Zehirlenmesi) ve yüksek tansiyonla tanışana kadar.Son bir ayım hastanede müşahede altında geçti ve gerçekten benim için zor ve yıpratıcı bir dönem oldu.Çocuklarım her an karnımda ölebilir korkusuyla yaşamak çok zordu!Bu dönemde her 3 saatte bir tansiyonum ölçülüyor ve ayrıca ultrasonla bebeklerin son durumuna bakılıyordu.Allah kimseye yaşatmasın o günleri, hiç hatırlamak bile istemiyorum.


3)Kaçıncı haftada, ne şekilde dünyaya geldiler?Planlı mı yoksa sürpriz bir doğum mu oldu? Bebeklerin doğum kilolarını da paylaşmak ister misin?

35+5 de bir salı gecesi (04/09/2012) 23:30 da bebeklerin durumu tehlikeye girince ani bir kararla hemen doğuma alındım.Geceyarısı doğum yapmak gerçekten çok zormuş. Metehan'ım 1890gr. Batuhan'ım da 2200gr. dünyaya geldiler.


4)Doğum sonrası "lohusalık dönemi" nasıl geçti ?Gebelikte aldığın kiloları verebildin mi?

Çok kötüydü.Doğum esnasında kanamam olmuş ve doktorlar çok zor durdurmuşlar.O yüzden sabaha kadar kontrol altında tutuldum, normal odaya geçemedim.Herkes hastanede 1 gece kalırken ben 3 gece kalmak zorunda kaldım. Yüksek tansiyondan dolayı gözlerimin kör olma olasılığı olduğu için beni karanlık odada tuttular ve çok az kişiyle görüşebildim. Vücudum neredeyse 2 katı kadar şişti, hareket edemez hale geldim. Sonra sonra vücudumdaki şişlikler yavaş yavaş indi ve hayatım düzene girdi. Ama o dönemde hissettiklerimi ,psikolojimi anlatmaya ne kelimeler yeter ne de cümleler...

Gebeliğim boyunca diyetisyen kontrolünde beslendim ve 13 kilo aldım. Şuanda da yaklaşık 3-4kg fazlam kaldı.


5)Bebeklerin beslenme protokolü nasıldı?Anne sütü ,devam sütü takviyesi ??? Süt pompası olarak hangi marka ve modeli tercih ettin?

Çok küçük doğdukları için emme refleksleri yoktu.İlk başlarda sağarak anne sütü ve devam sütü ile beslendiler. Sonra emmeye başladılar ama takdir edersiniz ki biberondan içmeye alışan bebek pek anne sütünü emmek için uğraşmaz oldu. 5 ay kadar anne sütü aldılar . Sonrasında devam sütüyle beslendiler.



Yuvaya Dönüşen Plastikler!



Sokak hayvanları benim en üzüldüğüm elimden geldiğince yardımcı olmak adına çabaladığım bir husus  o sebeple aşağıda aktardığım proje öncelikle beni çok mutlu eden bir kampanya!
Hatırlarlamayan yoktur uzunca bir dönem mavi kapaklar toplandı evlerde,sokaklarda,okullarda...
Herbir kapak engelli bir bireyin tekerlekli sandalyeye kavuşması için çok önemliydi!Minicik bir kapağın bu denli güzel geri dönüşüm şeklini tüm Türkiye desteklemişti!
Şimdi PAGDER ,Türkiye Plastik Sanayicileri Derneği yine benzer bir uygulama ile plastik atıkların geri dönüşüm uygulaması hakkında hem toplumun bilinçlendirilmesini hem de sokak hayvanlarının sıcak birer yuvaya kavuşmasını hedefliyor!

Yurtdışında uzun yıllardan beri bu bilince sahip toplumlar zaten plastik ,cam ya da kağıt atıklarını mutlaka ayrıştırıp  geri dönüşüme ve çevreye katkıda bulunuyorlar.
Aslında bizim tek kullanımlık gibi görüp attığımız plastiklerin defalarca geri dönüştürülerek kullanıldığını biliyor muydunuz?

Artık hemen kullanım sonrasında evimizde ya da apartmanımızda ayrıştırıp toplayacağımız her türlü plastik malzeme, "Yuvaya Dönüşen Plastikler" olarak bambaşka bir sosyal sorumluluk projesi olarak karşımıza çıkacak!

Nasıl mı?

“Sıcak Bir Yuva Her Canlının Hakkıdır” sloganıyla başlatılan bu kampanya belki de Türkiye’de bugüne kadar en geniş katılım beklenen geri dönüşüm projelerinden biri olmaya aday.

Proje kapsamında öncelikle ihtiyacı bulunan hayvan bakımevleri başta olmak üzere ülke genelinde toplanacak (Plastik yoğurt-peynir kapları, pet şişeler ve kapakları, deterjan şişeleri, eski plastik oyuncaklar, işlevini kaybetmiş plastik damacanalar, plastik askılar vb.) tüm plastik atıkların yüzde 100 geri dönüşümü sağlanarak plastik yuvalar yapılacak.

17 Şubat 2014

İkiz Anneleri Anlatıyor 21 - Gökçe Karakaya Gül

İKİZ HİKAYELERİ 'nde bu  kez Ankara'dan yeni anne olmuş biri var!
 Henüz çok küçük olan Kaan ve Arhan'ın  annesi sevgili Gökçe halihazırda yaşadıklarını paylaşıyor !



1-) ikiz bebek beklediğini ilk öğrendiğinde neler hissettin? Ailenle ve sevdiklerinle bu haberi nasıl paylaştın?

Hamile olup olmadığımı öğrenmek için kan testi yaptırmaya gitmiştim. Sonucu alır almaz internetten sonuçta yazan değerlerin ne anlama geldiğini sorguladım yalnız emin olmak için bana sonucu veren sekretere sonucu teyit ettirdim ve kendisi de bana sonucun pozitif çıktığını yani hamile olduğumu söyledi. Bu haber üzerine gözlerim doldu ve hemen eşimi aradım onun da sesinden gözünün dolduğu anlaşılıyordu. Sonuçtan emin olmak için hemen doktorumun yanına gittim doktorum ve hemşire de hamile olduğumu teyit edip beni tebrik ettiler. Hatta sonuca göre kan değerlerimin yüksek çıktığını bunun ikiz gebelik olabileceğini söylediklerinde hem şaşırmış hem daha da mutlu olmuştum. Doktorum bir sonraki kontrolde kesenin görünüp görünmediğini ve bebeğin kalp atışlarının olup olmadığını bana bildireceğini söyledi bende bir sonraki kontrole kadar heyecanla bekledim. Doktor çıkışı annemle babamın yanına gittim ve onlarla da bu mutlu haberi paylaştım onlarda çok sevinmişlerdi.


2)İkiz gebeliği hem psikolojik hem de fiziksel açıdan oldukça zor, senin gebelik dönemin nasıl geçti? Herhangi bir sorun yaşadın mı?

Bir sonraki kontrolde doktorum iki tane kesenin olduğunu söyleyince çok mutlu olmuştum. Ancak kendisi bana ikiz gebeliğin aynı zamanda riskli gebelik olduğunu ancak boyumun uzun olması sebebiyle ( espri yaparak!!! ) ikiz taşımamda bir sorun yaşamayacağımı ama hep dikkat etmem gerektiğini belirtti. İkiz gebelik olduğu için ben de  doktorumun tavsiyelerine hep uydum normalde senede 2-3 kere yurtdışı tatillerine giderken gebeliğim süresince bu  tatilleri  askıya aldım.
İkiz gebelik olduğu için karnım da çok çabuk büyüdü. Gebeliğimin 6. haftasında mide bulantıları yaşamaya başladım ve gebeliğimin 21.haftasına kadar her gün çok yoğun şekilde devam etti. Su içmek bile beni rahatsız etmeye başlamıştı. Gebeliğimin 28. haftasında ise erken doğum riski yaşadım ve 2 gün hastanede yatmak zorunda kaldım. İlk gün hastanede doğumhanenin tam yanında müşahede odasına almışlardı. Açıkçası o gün erken doğum olacak diye biraz korkmuştum. Bu süre zarfında Başkent Hastanesi doktorlarından Prof. Dr. Esra Kuşcu, Prof. Dr. Filiz Yanık ve riskli-ikiz gebeliklerde uzman olan Prof. Dr. Hulusi Bülent Zeyneloğlu çok yardımcı oldular. Bu vesileyle kendilerine teşekkürü borç bilirim. Erken doğum riskine karşı bana ilaç verildi ve bebekler için akciğer geliştirici iğne yapıldı. Ertesi gün beni normal odaya aldılar ve 2 günün sonunda  sürekli dinlenmem şartıyla taburcu edildim. Bende 28. Haftadan itibaren evde sürekli dinlendim ve hareketlerime dikkat ettim.


3-) Kaçıncı haftada, ne şekilde dünyaya geldiler? Planlı mı yoksa sürpriz bir doğum mu oldu? Bebeklerin doğum kilolarını ve isimlerine ne şekilde karar verdiğini de paylaşmak ister misin?

Bebeklerim 35+5 te epidural sezeryanla dünyaya geldiler. İkiz bebeklerin genelde 1 ay daha erken doğduklarını bildiğim için zaten  her an doğumu bekliyordum ama yine de o gün bizim için sürpriz oldu.

Eşimin adı Hakan olduğu için, Hakan’ın oğlu anlamına gelen Kaan ve yine hükümdar anlamına gelen Arhan’ı bebeklerimize isim olarak seçtik.


4-) Doğum sonrası "lohusalık dönemi" nasıl geçti ?Gebelikte aldığın kiloları verebildin mi?

Doğumun üzerinden yaklaşık 3 ay geçti kilolarımın çok azı kaldı. Doğum sonrası ilk bir hafta dikiş ağrılarım vardı onun dışında bir sorunum olmadı. O dönem nerdeyse hiç uyumadım diyebilirim çünkü bebeklerin 2 saatte bir beslenmesi gerekiyordu ama henüz emme refleksleri gelişmediğinden çok yavaş besleniyorlardı!İşte  bu sebeple beslenme saatlerinin döngüsünden dinlenmeye vakit kalmıyordu.


16 Şubat 2014

Doğru makyaj ,hiç yokmuş gibi durandır!



İrem ve Sena'nın ortak girişimi olan Fikirdenk sayesinde geçen haftalarda Göztepe'deki Biratölye 'de makyaj artisti Uğur Kıral ile buluştuk!

Etkinliğin amacı sadece makyaj yaptırmak değil ,makyajla ilgili doğru bildiğimiz yanlışları öğrenmekti!
Hakikaten hepimiz için öyle oldu!
Öncelikle Uğur Kıral bizim sorularımız ve çantalarımızdan çıkardığımız bir sürü makyaj malzemesi doğrultusunda bizlere uyulması  gereken en temel  doğruları anlatarak başladı.

 Fondoten nasıl seçilir? Pudra nasıl kullanılmalıdır? Gözaltı kapatıcısında hangi renk ne işe yarar? vb.gibi pekçok soruda günlük makyaj için bize basit tüyolar verdi!

Kısaca sıralayacak olursam;

  • Nemlendirici kullanmayı asla ihmal etmeyin!Makyaj yapmadan önce mutlaka cildinizin emmesi için bir süre bekleyin
  • Asla makyajlı uyumayın ,cildinizi temizleyin ve mutlaka tonik ya da gülsuyu vs.gibi muadili bir ürün kullanın
  • Kampanya sebebiyle ya da gümrüksüz satış mağazalarından fiyatı uygun diyerek rimelleri bolca satın alıp aylarca stoklamayın
  • Makyaj fırçalarından ziyade elinizi kullanarak tüm ürünleri cildinize en iyi şekilde yedirin
  • Allık ,pudra gibi toz ürünleri kullanırken fırçayı ürüne bulamadan az miktarda alarak uygulayın
  • Yorgun, uykusuz ve hafif  koyu halkaları olan  gözözaltları için yeşil ,sarı ve turuncu renkteki kapatıcı  ürünleri doğru şekilde uyguladığınız takdirde olduğunuzdan çok daha dinlenmiş ve sağlıklı gözükürsünüz
  • Şayet televizyona çıkmıyorsanız ,günlük makyajınız için sabitleme ürünlerine itibar etmeyin
  • Fondoten alırken elinize ,bileğinize ya da yüzünüze değil yüzünden boynunuza kadar sürerek,boynunuzun rengine en uygun olan rengi seçin.
  • Fondoten ya da sıvı formda herhangi bir baz sürmeden sadece pudra kullanmak gözenekleri tahmin edilenden daha fazla kapatmak suretiyle cildin oksijen emilimini engeller.
  • Kendinize en uygun ürünü mutlaka deneme yanılma suretiyle bulun
  • Her kadına gölgeli (smokey eye) göz makyajı ya da siyah likit eyeliner yakışmaz onun yerine herkes kendi kaş göz yapısına en uygun makyajı uygulamalıdır

15 Şubat 2014

Türkiye'de yılda kaç çocuk kansere yakalanıyor? Biliyor musunuz?

Kanserli Çocuklara Umut Vakfı (KAÇUV) "Nerede yaşam varsa, orada umut vardır" felsefesi ile, ebeveynlerinin maddi sorunları nedeniyle kanser tedavileri aksama riski taşıyan 0-17 yaş arasındaki çocukların tedavilerinin sürekliliğini sağlamak amacıyla 2000 yılında İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Hematoloji Onkoloji Servisi'nde çocukları tedavi görmekte olan aileler ve hekimlerinin bir araya gelmesiyle kurulmuştur.


Kanser sözcüğü telaffuz edildiğinde elbette  herkesi bir umutsuzluk sarar.Özellikle konu çocuklar olduğunda... Oysa çocukluk çağı kanserlerinin % 80'i günümüzde tedavi edilebilmektedir.

Son yıllarda Türkiye'de yılda her üç saatte bir çocuk malesef  kansere yakalanıyor ancak erken tanı hayat kurtabilir!Kaçuv işte  buna dikkat çekmek ve  toplumda farkındalığı arttırmak adına çalışmalar yapmaya devam ediyor.
Kaçuv, 15 Şubat Dünya Çocukluk Çağı Kanser Günü için , çocukluk çağı kanserlerine ilişkin küçük bir araştırma yapmış ve bu  videoyu hazırlamış.

Sizlerde paylaşarak destek olabilirsiniz.





14 Şubat 2014

İkiz Dili Nedir? Hiç Duydunuz mu?



İkiz bebek sahibi olunca,durum tek bebek gelişiminde bazı konularda farklı işleyebileceği için  ister istemez insan internetten  pekçok yayın okuyup fikir edinmeye başlıyor.Ben de ikizlerde konuşma dönemi ve  dil gelişimi üzerine yayınları okurken Tübitak destekli ikizlerde dil gelişimi projesine rastladım.

Defne ve Derin henüz 9 aylıkken ,proje koordinatörü Bilgi Üniversitesi  öğretim görevlisi ve yine benim gibi ikiz annesi sevgili  Nihan Ketrez'le görüşüp projeye gönüllü olarak katılmak istediğimizi bildirmiştim.

Bu projede ikizlerin dil gelişimi yarım saatlik süreler halinde kaydedilip söyledikleri kelime sayısı ,kurduğu cümlenin yapısına göre yaş ve gelişimine göre  istatistiki bir veri haline getiriliyor.
Çocukların gelişimindeki herhangi bir sorun için teşhis tedavi vs uygulamıyorlar elbette ya da kimsenin çocuğunu kimseninki ile kıyaslama için değil bu çalışma!


26ay süresince buna devam ettik  hatta geçtiğimiz yaz kısa bir dönem Derin çok kelime kullanarak konuştuğundan Defne'nin kelime kullanmak yerine bazı şeyleri sadece işaret ettiğini farkedip ona göre yalnız vakit geçirmek ya da o esnada işaret ettiği şeyi anlamayarak ısrarla söylemesini beklemek gibi birtakım acil önlemler alarak tekrar Defne'nin hızla konuşmaya devam etmesini sağlamıştık.

Bu dönemde projede Nihan hn.'ın gördüğü pekçok ikiz sebebiyle bize fikirleriyle de yardımcı olmuştu.Kayıt sonuçlarını daha sonra bana kağıt üzerinde grafik olarak  gönderdiğinde de farkettim ki ;Defne de o dönem kelime kaybı var Derin'in ise kullandığı kelime sayısında artış var !

Bizim yaşadığımız baskın ikiz eşi sebebiyle ,çocuklardan birinin su isterken bile "zaten bunu ikizim istiyor benim tekrarlamama gerek yok işaret etsem verirler beni anlarlar " şeklinde düşünerek geliştirdiği ancak bu durum ebeveynler tarafından  farkedilmezse çocuğun gitgide içine kapanıp dış dünyayla iletişimini kesmesine kadar varabilecek sonuçlar doğuran bir hadiseydi.

Biz çok hızlı farkedip bu durumu hemen aştık lakin ikiz bebeklerde bir de farkedilemeyen gizli ikiz dili adı verilen bir durum varki bu durum biraz daha farklı!


Peki Gizli İkiz Dili Nedir ?
  • İkizlerin kendi aralarında geliştirdikleri sadece kendilerinin anladığı bir gizli dildir
  • Bazı ikizler sadece birbirlerinin anladığı bazı kelimeler uydururlar,bazılarınınki ise duyulduğunda kulağa yabancı bir dil gibi gelen çok daha karmaşık bir sistemdir
Gizli İkiz Dili  Kimlerde Görülür ?
  • Bazı ikizlerde
  • Özellikle birbirlerine duygusal ve fiziksel olarak yakın olan ve birbirleriyle uzun süre yalnız kalan tek yumurta ikizlerinde 
Gizli İkiz Dili  Neden Olur?
  • ikizler zamanlarının büyük bir kısmını birlikte geçirirler.Bu da kendi aralarında anlaşmalarını sağlayacak bir sistem oluşturmaları için özel bir imkan sağlar.
Gizli İkiz Dili Ne Zararı Var?
  • Kendi başına bir zararı yoktur ama ikizlerin biribirleri dışında başkalarıyla konuşarak iletişim kurmalarına engel oluyorsa zararlıdır.

*Nihan Ketrez' in İkizlerde Dil Gelişimi çalışmasından alıntıdır.


İstanbul İkiz Çalışması halen prematüre,tek ya da ikiz bebeklerle kayıtlar yaparak çalışmasına devam ediyor.

Yeni gönüllü olacak bebeklerin 1 yaşını yeni doldurmuş olması (2013 Aralık-Ocak doğumlular) gerekiyor.Projede özellikle  tek kız bebek ,kız ikiz bebekler  ve prematüre tekil (kız ve erkek) gönüllü bebekler eksik!

Katılmak isterseniz ya da konu ile ilgili kafanıza takılan herhangi bir konuda Nihan hn.la direk iletişim kurmak isterseniz mail atabilirsiniz!
Nihan Ketrez

nihan.ketrez@bilgi.edu.tr

Blog ya da Facebook sayfasından ikizler ya da prematüre bebeklerin dil gelişimi ilgili daha fazla paylaşıma ulaşabilirsiniz!

Emzirme Eğitimi Çekiliş Sonucu

İkizlerde emzirme nasıl olmalı başlıklı yazımda emzirme danışmanı sevgili Esra Ertuğrul' un 16 Şubat Pazar günü Emzirme Eğitimi asıl talihlisi Lale Elmas ,yedek talihlisi ise Müge Kılıç oldu!

Kazananı tekrar tebrik ediyorum umarım Esra'nın engin bilgilerinden fazlasıyla yararlanır!
Hemen  mail adresine aşağıdaki eğitim bilgilerini gönderiyorum ve gidip gidemeyeceğine dair acil teyidini bekliyorum

sevgiler!

http://www.cekilisyap.com/emzirme-egitimi-cekilisi


ANNE SÜTÜ VE EMZİRME EĞİTİMİ
Bostancı  Marga Yaşam Atölyesi
açık adres için tıklayınız
16 ŞUBAT 2014
SAAT 11:00-13:00

13 Şubat 2014

İkiz Anneleri Anlatıyor 20 - Ayşen Ilgın

İKİZ HİKAYELERİ 'nin bugün iki yakışıklı erkek Enes ve Bera 'nın  hikayesi var !
 " İkizlerim ,adeta daha önce kaybettiklerimin yerine gelen hediyelerim " diyen Ayşen tüm detaylarıyla  yaşadıklarını  paylaşıyor...


1)ikiz bebek beklediğini ilk öğrendiğinde neler hissettin?Ailenle ve sevdiklerinle bu haberi nasıl paylaştın?

Hem çok şaşırdım hem de beklediğim bir şeydi diyebilirim çünkü hem benim dedemin de ikiz eşi var hem de eşimin kardeşleri ikiz olduğundan. Elbette çok sevindik öğrenince zaten ikiz sahibi olma ihtimalimiz aramızda esprisi olan bir konuydu!

Daha önce iki kez tek bebeğe hamile kalıp her ikisini de kaybetmiştim ve şimdi Rabbim aldığı iki bebeği ikizlerimle sanki bana geri veriyordu. Doktor kontrolünde ailemle beraberdik. Hepimiz aynı anda öğrendik ve uzun bir müddet önceki iki kötü tecrübeden dolayı sır gibi sakladık. Sonra bir gün bu güzel haberi daha fazla saklayamadan Facebook sayfama ; önce tek başımaydım,sadece bir'dim! Sonra iki oldum, şimdi ise dört oluyoruz yazdım. Ve böylece tüm çevrem öğrenmiş oldu :)


2)İkiz gebeliği hem psikolojik hem de fiziksel açıdan oldukça zor, senin gebelik dönemin nasıl geçti?Herhangi bir sorun yaşadın mı?

Benim gebeliğim çok sıkıntılı geçti. İlk 4 ay aşırı kusma sebebiyle 5kg kaybettim. Buna bağlı olarak halsizlik,düşük tehlikesi ve düşük tansiyon sebebiyle her gün yaklaşık 4 saat serum verdiler. Sonrasında kocaman göbeğimle halimden memnun gezindim dışarda! Hiç kilo almadığım ve kısa boylu olduğum için karnım o çok kadar dikkat çekiyordu ki, yolda gören kafasını çevirip bakıyor ve daha 5 aylıkken doğurmak üzere olduğumu sanıyorlardı : )

Yaz dönemi biterken ben 6.ayın başlarındaydım artık karnımı taşıyamıyordum ve belimdeki fıtık tavan yapmıştı. Nefes alamıyordum. Psikolojik olarak düşük yapmaktan çok korkuyordum ve aşırı duygusaldım tüm bu yaşadıklarıma rağmen hiç nasıl bakacağım diye düşünmedim aklımda sadece öpüp böyle koklayacağım günlerin hayali vardı.


3)Kaçıncı haftada, ne şekilde dünyaya geldiler? Planlı mı yoksa sürpriz bir doğum mu oldu? Bebeklerin doğum kilolarını paylaşmak ister misin?

Enes ve Berâ sabırsız ikizlerdendi!Hamileliğimde 20. ve 30.Haftalarda erken doğum tehlikesi yaşamış olsam da doktorların tedbirleri sayesinde ertelendi. İlkinde 4 gün ikincisinde ise 2 gün hastanede yattım. Sonrasında 35+5 haftada yani planladığımızdan 2 gün önce sağlıklı bir şekilde dünyaya geldiler. Berâ 2350gr Enes ise 2500gr doğdular ve Allah'a şükür her ikisi de kuvöze girmediler. Melekler korudu bizi diye düşünüyorum.


4)Doğum sonrası "lohusalık dönemi" nasıl geçti? Gebelikte aldığın kiloları verebildin mi?

Ben tam bir lohusa bunalımı geçirdim. Hayatımın her döneminde etrafımda onca insan varken doğumdan sonra sadece iki hafta kayınvalidem yanımdaydı.Hem Bursa'da yaşadığı için hem de evde onu bekleyen ikiz oğulları ve bir kızı daha olduğu için gitmesi gerekti. Ben de iki hafta annemde kaldım ancak sonrasında annem çalıştığı için ve aramızda 45km mesafe olduğu için sadece iş çıkışlarında gelip gitmeye çalıştı.Onun dışında bana muhtaç iki bebekle başbaşa kaldım. Her şey birbirine girdi. Uykusuzluk, yorgunluk, sütüm olsun çabaları arasında hayatımın en güzel olması gereken dönemi kabusa dönüştü. Şükür ki güçlü bir insanım. Onun da üstesinden geldim. Ama o dönemi bir prenses edasıyla yaşamayı isterdim :)

Gebelikte sadece 12 kg almıştım. O da neredeyse çocukların ve eşlerinin ağırlığıydı. Hastaneden döndüğümde  sadece birkaç kilo fazlam  kalmıştı.O da zaten  ödemdi, kısa sürede gitti!


10 Şubat 2014

Mutlu olmak için yetinmek gerek!

Bazen hızlıca evden çıkarken ya da son dakikada  bir yere yetişmeye çabalarken bir yandan da kafamda önümüzdeki günler için planları ardı ardına sıralarken buluyorum kendimi ...

Elbette hayatım anne olduktan sonra hızlandı ,değişti daha öncesine nazaran adeta bambaşka bir hayatı yaşıyorum...

Zaman zaman çok yorulup şikayet ediyor olsam da ,her yeni güne sağlıkla nefes alarak ,evlatlarım ve tüm sevdiklerimle yeniden merhaba diyebildiğim için şükrederek uyanıyorum!

Yapamadıklarımdan suya düşen planlarımdan dert yanıp ,uykusuz geçen gecelerin ardından çayımı dumanı üstünde içemediğimden dert yanıyorum ben de ara ara her anne gibi!

Her yeni gün hep aynı koşturmacalarla akıp giderken bir haber duyuyorum ya da ekranda beliren bir görüntü işte o an  donup kalıyorum arka fonda çocuklarımın bağırtısı hız kesmeden devam ederken...

Bazen evladını kazada kaybeden bir anne ,bazen çaresizlikten evladı kollarında ölen bir babanın sırtındaki çuvala koyup çocuğunu taşıdığı görüntü karşısında...

Yutkunamıyorum bir an sonra elbette herşey donup kaldığı yerden devam ediyor aynı kargaşa haliyle...

Dedim ya çoğu zaman hayatımın bana özgü kaosundan dert yanıyor olsam da bazen biraz uyku ,bir sıcak kahve bazen de iki çift laf edip kafamı dağıtmaya muhtaç olsam da ,elimde olmayanlar sebebiyle  mutsuz olacağıma sahip olduğum tüm maddi imkanlar ve manevi güzellikler için tekrar tekrar şükrediyorum her yeni gün!


Aslına bakarsanız mutlu olmak için sebep çok ama belki de herşeyden önce elindekilerle yetinmek gerek!
Bence;

  • Yaşamını sürdürebilecek kadar yiyeceğin varsa
  • Geçimini sağladığın bir işe sahipsen
  • Aklın yerindeyse ,elin ayağın kendi işini yapmana yetiyorsa, bakıma  muhtaç değilsen
  • Kendini olduğun gibi sevebiliyorsan ,kısa boyunu ,kemikli yapını ,kepçe kulaklarını ya da şişman vücudunu
  • Kendi hatalarını görmeni sağlayacak kadar özeleştiri yapabiliyorsan 
  • Karşılaştığın sorunları çözebilmek için sabırlı ve sakin olabiliyorsan
  • Yataktan kalktığında sana bakan bir çift varsa ya da kapıyı araladığında günaydın diyen biri varsa
  • Yediğin her lokmada muhtaç durumdakileri unutmadan yutuyorsan
  • Sokaktaki,doğadaki  diğer canlılara tahammül ve merhamet duygunu sürekli taze tutabiliyorsan
  • Gülmek için türlü türlü bahaneler yaratabiliyorsan  
  • Unutmadan tüm bunların yanında bir de evlat sahibiysen sen zaten çok ama çok  ZENGİNSİN!




9 Şubat 2014

İkiz Anneleri Anlatıyor 19 - Yasemin Tözeren

Bu pazar sabahında İKİZ HİKAYELERİ 'nde aslında pekçok kişinin sosyal medyadan da tanıdığı Ada ve Tuna'nın annesi Yasemin var!

İşte o resimlerdeki müthiş ikilinin  gebelik ve doğum sürecini bizlerle paylaşıyor!



1) İkiz bebek beklediğini ilk öğrendiğinde neler hissettin?Ailenle ve sevdiklerinle bu haberi nasıl paylaştın?

Aslında biz oldukça geç öğrendik ikiz beklediğimizi. Nerdeyse 10.haftayı geçiyordu. Ömer'le birlikte kontrole gittik.Doktorum esprili biri oldugu için ilk söylediğinde şaka yapıyor sandım. Ultrasonu hareket ettirdikçe farklı bebekler göründü ve o zaman tam bir şok yaşadım!

Ağlayarak gülmeye başladım. Eşimi tek çocuk için bile ikna etmem gerekmişti.
O anda bu kadarını kaldıramaz beni terk eder filan diye bile düşündüm ama o benden daha soğukkanlı karşıladı.
"Büyüyünce birbirleriyle oynarlar, biz de rahat ederiz" demişti ki şu anda bu öngörüsünün çok da doğru olduğunu düşünmüyorum:)
Herkesle hemen paylaştık. Herkes çok şaşırdı. Bu kadar geç görmesine doktorum da şaşırdı. Gitti ilk ultrason kayıtlarını tekrar inceledi, diğerinin kalp atışı bile duyulmamıştı!


2)İkiz gebeliği hem psikolojik hem de fiziksel açıdan oldukça zor,senin gebelik dönemin nasıl geçti?Herhangi bir sorun yaşadın mı?

İkiz olduğunu öğrendikten sonraki hafta kanamam oldu.
Kontrolde doktor kanamanın bebekler ile ilgili olmadığımı rahimde kalan bir kan pıhtısından kaynaklandığını söyledi.Ancak bu da büyük bir riskti çünkü bu kanama plesantalara zarar verebilir ve erken doğuma sebep olabilirdi. O yüzden o haftadan itibaren doğuma kadara her hafta plesantayı güçlendirici bir iğne oldum.
Çoğul gebeliği internette okuduğunuzda bile görüyorsunuz ki riskli gebelikler kapsamına giriyor. Kanama ile aslında hiçbirşeyin elimizde olmadığını daha da iyi anladım. İkiz olması da ondan sonrası da Allah'ın takdiri.
Aslında çok vesveseli biriyim ama o gün benim miladım oldu ve hep pozitif düşünmeye başladım.
İnternette bile hep başarılı doğum hikayeleri okudum kendimi hiç dinlemedim.
Yemek yeme problemim oldu. 1 ay sadece tarhana ile beslendim diyebilirim. İkiz olduğundan hormonel değişimler çok daha sert olduğu için çok kustum, uzun süre yemeklerden hiçbir tat alamadım. Çok yorgundum. Bu durum 4. ayın ortalarına kadar devam etti.

5.ayda herşey çok güzel oldu. İnanılmaz bir enerji geldi.Mesela sadece tekiz olduğunu bildiğimiz dönemde Amerika'ya gitme planımız vardı ikiz olunca gitmesem mi diye düşündüm.
Doktorum da "git gez bi daha da 20 yıl başbaşa tatil yapamazsınız hem o zaman da yaşlı olacaksınız! Müze filan gezeceksen de çok yorma kendini ,eşin seni tekerlekli sandalyede taşısın" diyerek destekledi.
5 Aylık hamileyken eşimle 2 hafta Newyork' da harika bir tatil yaptık :)
Doktorumun tüm hamileliğim süresince bu pozitif yaklaşımı beni çok etkiledi. Geriye dönüp baktığımda zihnen rahat bir hamilelik geçirmemde onun çok etkisi olduğunu düşünüyorum.

16. hafta ile 35. hafta arası süper bir hamilelik yaşadım. İşi 32. haftada bıraktım, 34 haftalıkken halen araba kullanıyordum.

Son haftalar Ağustos sıcaklarına denk geldi. Karnım o kadar büyümüştü ki sırt üstü yattığımda bebekler göğsüme gelip nefesimi kesiyordu.
Yan yattığımda karnım çok geriliyordu. Oturarak uyumaya başlamıştım.

3) Kaçıncı haftada, ne şekilde dünyaya geldiler? Planlı mı yoksa sürpriz bir doğum mu oldu? Bebeklerin doğum kilolarını paylaşmak ister misin?

Doktorum bebekleri en geç 37. haftada alacaktı. O gün bayrama denk geliyordu ve 36+5'de anlaşmıştık.
Ancak 36. haftanın başında karnımda farklılıklar hissetmeye başladım. Ben fazla rahatlıktan bebekler yer değiştiriyor diye düşünüp acı çekerken aslında sancılarım başlamış haberim yoktu!
Sonra nişan geldi. Evi topladıktan sonra :) doktoru aradım ve bekleyelim nişan gelir gelmez doğuracaksın anlamına gelmez dedi.
Biraz daha kanamam olunca doktoru görmeye gittim o da panik yapma ama kendini daha iyi hissetmen için bu gece seni hastaneye yatıralım dedi
Daha önceden kararlaştırdığımız gibi 36+5'de epidural sezeryanla yavrularıma kavuştum:)

Kızım Ada 2150, oğlum Tuna 3050 gr doğdu.

Her ne kadar dışarıdan bakıldığına Buket Uzuner'in kitabından esinlenilmiş gibi gözükse de tam bir isim savaşı yaşadık Ömer'le.Benim içimde hep Ediz ismi vardı. Ömer Ediz ismini çok maskülen bulmadı. Onun bulduğu kız isimlerini ben beğenmedim. O da benimkileri beğenmedi. Hem birbirleri ile çok uyumlu olmasını istemiyorduk hem de hece sayısı tutsun istiyorduk.
Son haftalara kadar hiçbir isim üzerinde anlaşamadık. En son eşim Ada olsun dedi ben de iyi o zaman erkek ismi de Tuna olsun dedim.Ama Ediz ismi içimde kaldı :)
Şimdi herkes "ay ne güzel ben de kitabı okuduktan sonra çocuklarıma bu isimleri vermek istedim" diyor ama aslında bizimkinin o kadar romantik bir hikayesi yok.
Arkadaşlarımız sağolsunlar Ada ve Tuna için "Kumral Ada, Mavi Tuna" kitabını sevgili Buket Uzuner'e imzalatmışlar o da bize güzel bir tebrik kartı göndermiş.
Bizim için güzel bir hatıra oldu :)

4) Doğum sonrası "lohusalık dönemi" nasıl geçti ? Gebelikte aldığın kiloları verebildin mi?
Doğum yaptığım ilk gün herşey çok güzeldi. Sanırım ilaçlardan kafam çok güzeldi. Herşey tozpembe görünüyordu. Bu tatlı bebekler benim miydi?
Ancak doğumun ertesi günü çok zor bir gün geçirdim. Fotoğraf çekimi olmasına rağmen onu bile iptal ettim.
Çünkü Ada ağzı küçük olduğu için ememiyor, Tuna ise çok emmek istiyordu.
Sanırım tüm hayatım boyunca benimle olacak evlat adalet kantarı o gün ortaya çıktı. Tuna çok emerse diğerine kalmaz diye düşünüyordum. Bir yandan mama vermek istemiyordum.
Dolayısıyla ikisi de ağlıyordu. Sağmayı beceremiyordum bir yandan ameliyat ağrıları çekiyordum.
Hayatta herşeyi başarmaya alışmış biri olarak anneliği başaramayacağımı düşündüm. Bir an oldu ağlama krizine girip herkesi, annemi, eşimi çocukları odadan gönderdim ve uyudum.

Uyandığımda odada romantik bir akşam yemeği masası vardı. Ben Ömer hazırlatmış diye düşündüm ama meğerse hemşireler halime acıyıp bir jest yapmışlar.
Gerçi menüde bamya, kayısı suyu filan olsa da eşimle karşılıklı oturup yemek yedik ve o an benim iki bebekli durumumu kabul ederek mücadeleye devam etmekten başka bir opsiyonumun olmadığını idrak ettim.
Bebeklerin ilk 5 ayında sadece ve sadece onlara konstantre oldum. Hatırlıyorumda bir gün arkadaşlarım ünlü bir filmden bahsederken yeni bir restoran mı neredeymiş filan demiştim!
Sürekli gezen, evde çok vakit geçirmeyen biri olarak kafamı bu yönde programladığım için birşeylerden eksik kalmış gibi hiç hissetmedim.
Hamilelikte 18 kilo almıştım. Hastaneden çıkmadan tartıldığımda 10 kilo vermiştim. Kalan 8 kilo da hemen gitti.


5)Bebeklerin beslenme protokolü nasıldı? Anne sütü ,devam sütü takviyesi ???
İlk başlarda anne sütü verdim ama Ada'nın emme problemi vardı öte yandan Tuna çok emmek istiyordu. Sütüm yetmiyordu bu sebeple mamaya da başladık.
İlk 4 ay anne sütü ve mama ile devam ettiler. 4. aydan sonra meme emmek istemediler :( 
Süt pompası olarak medela kullandım.

6)Bebeklerin ne kadar süre senin odanda yattılar? Kendi odalarına ne zmn geçtiler ?ikisi aynı odada mı ayrı odada mı yatıyorlar?

İlk 1-2 hafta ikisi minik bir beşikte benim odamda yattılar.Ancak 15 günden sonra gaz sancıları ile beşikleri ayırdık. Annem 35 gün benimle kaldı. Dönüşümlü olarak biri onun yanında yattı. Ben emzirmek için uyanıp ikisini de besledim.
Kızım kolik olduğu için gaz problemi geçene kadar (4 ay) ayrı yattılar.
Şu anda ikisi aynı odada karşılıklı yatıyorlar.


7)Sana göre "İkiz annesi" olmanın ,en özel ve en zor yanları nelerdir? İkiz annesi olduğun için kendini farklı hissettiren hadiseler yaşadın mı?
İkiz annesi olmanın en zor yanı seni aynı anda isteyen iki bebek olunca yaşadığın yetersizlik.Bu durumda hak geçmesin diye bazen birini bile kucağına alamıyorsun.
Onun dışında tabi ki zorlukları var ama senin gözünün içine aşkla bakan 2 çift göz var ya işte o paha biçilemez!
Bebek doğurmak başlı başına bir mucize iken tek bedenden iki bebeği dünyaya getirmek inanılmaz özel bir duygu.

8)İkiz annesini en zorlayan mevzuda yani iki evladına da her anlamda eşit davranabilmek için kendince izlediğin bir yöntem var mı? Vicdan terazisi denen his sence gerçek mi?

Vicdan terazisi sürekli aktif. Katı gıdaya geçtiklerinde tartıyordum tabaklarını. Küçücük kaşıklarla sürekli tabaktan tabağa aktarım yapıyordum.
Ninni söylerken kaç tane "uyusun da büyüsün benim kızım" dediysem sayıp ona göre "uyusun da büyüsün benim oğlum" diyordum.
Birine ben yedirirken diğerine başkası yedirmişse sonraki öğünde yedirmediğime ben yediriyorum. Bunun gibi günlük hayatta artık otomatize ettiğim hassas dengeler var :)


9) Ailende bebeklerin bakımına yardımcı olan kimse varmı ? Yardımcı çalıştırma konusunda ne düşünüyorsun?
Arada annem gelebiliyor sadece. Ücretsiz izin de alıp ilk bir yıl yatılı bir bakıcı ile birlikte ikisine baktım. İşe başlayınca 1 yatılı + 1 gündüzlü bakıcı ile devam ettim.Bakıcı konusu çok zor bir konu Allah hepimizi vicdanlı bakıcılarla karşılaştırsın diyorum.


10)İkizlerden sonra,sen özel yaşamına nasıl devam ediyorsun?İşhayatından tamamen çıktın mı? Çalışıyor musun? Sosyal yaşamın neresindesin?
Yoksa senin için halen duş almak ve kahve içmek büyük bir lüks mü?

1 yıl sonra iş hayatına döndüm. İşe dönmek, biraz evden uzaklaşmak bana iyi geldi. Artık çocuklarla daha kaliteli zaman geçiriyorum.
İşim yakın olduğu için sabah 1 saat, akşamda 2.5- 3 saat vakit geçirebiliyorum. Çocuklar 9 gibi uyuyorlar.
Ondan sonra da sinema, yemek vs planlayabiliyoruz.


11) İkizlerle yaşama tam olarak alıştın mı? Gürültülü bir sabaha uyanmaya,kalabalık bir masaya oturmaya ve birden fazla çantayla dışarı çıkmaya hatta araba yolculuğuna ,tatile ,her türlü seyahate adapte olabildin mi?
Beni en çok uykusuzluk zorluyor. Aynı anda aynı ya da farklı talepleri olduğunda. Örneğin ikisi de kucakta gezmek istediğinde, ya da biri kitap okumak isterken diğeri beni başka odaya götürmek istediğinde halen ne yapacağımı şaşırıyorum.


12) İkizler için bebek arabası marka ve modeli tercihin nedir? İkiz arabası mı iki ayrı puset mi?

Hamileyken en çok araştırdığım şeylerden biriydi. Amerika'ya gideceğimiz için ordan almaya karar verdim. Türkiye'de de Bugaboo Donkey var çok güzel de çok pahalıydı bana göre.
Gitmeden yaptığım araştırmalarda Mountain Buggy almaya karar verdim ama oraya gidince fikrim değişti. Yanyana ama çok küçük bir pusetti ve materyal kalitesi iyi değildi.
Sokaklarda çoklu bebeklerin hep Tandem BabyJogger City Select Twin'e bindiğini gördüm. Kullananlarla konuştum ve onu aldık.
İlk başlarda maxi cosi anakucağı da monte olabiliyor iskeletine. Sonrasında da puset koltukları bağımsız istenilen yönde kullanılabiliyor.Biz çok memnunuz. Hatta ikiz sahibi arkadaşlarım bir tur versene muhabbeti yapıyor :)


13) İkiz sahibi olduğunu duyanların genellikle biraz şaşkın biraz da acıyan ifadeleri için ne düşünüyorsun?
Bu duruma gıcık oluyorum ve her defasında "Allah dağına göre kar verirmiş" diyorum. Evet zor ama bunu tekrarlamanın, acımanın kimseye de faydası yok bence.

14)"Tek çocuk hiç çocuk" cümlesi senin için ne ifade ediyor?

Bu lafı bazen içimden, bazen de yüksek sesle söylüyorum. Ama birini alıp çıktığımda bebekle çıkmış gibi hissetmiyorum :)
Ada 3 aylıkken yanağında birşey çıktı ve ben panik yapıp onu kaptığım gibi doktora gittim ve giderken şunu düşündüm "Tek bebekle çıkmak ne kolaymış".
(bizim çocuk doktorumuz izindeydi)
Sıramız geldi içeri girdim doktor kapıdan çıkıp bakındı. Siz tek mi geldiniz deyince evet ötekisini evde bıraktım dedim ama nerden ikiz olduklarını biliyor diye de düşündüm.
Meğer doktor dışarda anneanne/babaanne/baba gibi birilerini aramış. Genelde tek bebeği bile en az iki kişi getiriyor da deyince o zaman tek bebeği cebime bile koyup çıkabilirim diye düşünmüştüm :)
Tek bebek sahibi arkadaşlarım yanlış anlamasın tabiki tek çocuğun da zorlukları var. Gerçekten zor çocuklar da var ama ikiz olması bambaşka!

15) İkiz bekleyen annelere tavsiyelerin neler ?

Hamilelikte pozitif olsunlar. İnternette okudukları olumsuz bilgilerden uzak kalsınlar.
Üçünün tek bir vücutta oldukları o harika anların tadını çıkarsınlar.

7 Şubat 2014

Faber-Castell ‘Renkli Yönetmenler’ Facebook Uygulaması ile her hafta 10 aktivite bileti kazanma fırsatı!



Çocukların eğlenirken yaratıcılıklarını geliştirmesine yardımcı olan Faber-Castell yeni Facebook uygulaması ile çocukların sömestr tatillerine renk katıyor!

25 Ocak Cumartesi günü çocuklar Tepe Nautilus CineMaximum fuaye alanında seans öncesi Faber-Castell'in onlar için hazırladığı süpriz ile karşılaştılar. Faber-Castell "Hayal Gücünün Ürünleri" ile yaratıcılıklarını konuşturdular, birbirinden güzel objeler yaptılar.

Çocuklar filmlerini izlemeye salona girdiklerinde, Faber-Castell ekibi çocukların eğlenceli keçeli kalemler ve değiştirilebilir tablet suluboya ile tasarladıkları nesneleri renkli film afişlerine dönüştürdü. Seans çıkışı kendi tasarımlarını film afişlerinde gören çocukların şaşkınlıkları ve sevinçleri görülmeye değer!

Şimdi bu sürprizi Faber-Castell yeni Facebook uygulamasına taşıdı. Çocuklar Faber-Castell eğlenceli keçeli kalemler ve değiştirilebilir tablet suluboya ile tasarladıkları nesneleri uygulamada yer alan film afişi şablonlarına yerleştirerek kendi filmlerinin yönetmeni ve afiş tasarımcısı oluyorlar.

Hazırlanan film afişleri içerisinden en çok beğenilen, oy alan tasarımların sahibi olan küçük yönetmenler müze veya sinema bileti kazanma fırsatı yakalıyorlar.




Eğlenceyi yakalamak isteyen çocuklar
https://www.facebook.com/FaberCastellTurkiye/app_291525467663299 sayfasından uygulamaya ulaşabiliyor.

Faber-Castell sosyal hesaplardan takip edebilirsiniz:
www.facebook.com/FaberCastellTurkiye
@Faber_CastellTR


Bir boomads advertorial içeriğidir.

6 Şubat 2014

Johnson's® baby şampuan & bebek yağı

Geçtiğimiz Mayıs ayında ,anneler günü sebebiyle Blogger anneler için Johnson's® baby davetine katılmış ve hem bebek şampuanları hakkında bilinmeyenleri öğrenmiş hem de Annelerin duygusal ihtiyaçlarını ve banyo ürünleri ile ilgili beklentilerini anlamak üzere, Johnson’s® baby Şampuan’ın facebook sayfasında yapılan bir araştırmaya ait keyifli bir sunum izlemiştim!

Geçen hafta bu markadan denememiz için gönderdikleri ürünlerle ilgili fikirlerimi paylaşmak istiyorum;



Katıldığım davetin sunumlarında ,masalarda hep "gözlerim anlatır herşeyi,teşekkürler annecim" sloganını kullanmalarının en haklı sebebi gerçekten göz yakmayan,tahriş etmeyen bir bebek şampuanı olması ve bunun yanında ekonomik bir ürün olması bence çok önemli!

Malum bugün artık hepimiz çocuklarımız için kullanacağımız ürünlerin Alkol ve paraben gibi zararlı maddeler içermemesi gerektiği konusunda bilgi sahibiyiz! Johnson's® baby şampuan alkol ve paraben içermiyor.

Johnson's® baby şampuanı , Defne ve Derin için kullandığımda ilk izlenimim ;gerçekten her ikisinin de gözleri yanmadan banyodan keyif almalarıydı!

Ayrıca Kızlarım küçükken bebek küvetinde banyo yaptıklarında suyun ciltlerini çok kurutması sebebiyle Johnson's® baby bebek yağını suya damlatıp inanılmaz nemlendirici özelliğinden direk ciltlerine sürmek yerine bu şekilde faydalanmalarını sağlıyordum!

Kış aylarında kendi cildim için Johnson's® baby bebek yağını kendim için de keyifle kullandığımı belirtmem gerek!!!

3 Şubat 2014

İkiz Bebeklerde Emzirme ??? (eğitim hediyeli yazı)

Malum ikiz bebeklere hamile kalınca her anne adayında olduğu gibi benim de  aklımda ilk beliren sorulardan biri  bebeklerin beslenme şekliydi!
Bir yandan iki bebek sahibi olma fikrine alışmaya çalışırken öte yandan da bebeklerin bakımı,uykusu ve özellikle beslenmesi ile ilgili konular hakkında bilgi olmaya çalışıyordum çünkü hazırlık aşamasındaki alışverişimi de buna göre şekillendirmem gerekiyordu.
Emzirme yastığı,süt pompası,mama ihtiyacı olmasa da sağdığım sütü verebilmek için biberon ,sterilazatör vs...
Bu gibi ihtiyaçlar için benim alışveriş listeme bakmak isteyenler tıklasın!

 İkizlerin de her bebek gibi doğdukları andan itibaren, anne sütüyle beslenmeleri en doğal hakları ancak bu dönemde ikiz annesi, her iki bebeği de hakettiği şekilde besleme konusunda kaygı yaşıyabiliyor!
100 ikiz bebek sahibi anneden sadece 3-4 anne sütün yanında besin takviyesine ihtiyaç duymadan bebeğini besleyebiliyor. Aslında tek bebekte de ikiz bebeklerde de  anne sütünün artışı için kural; sık emzirmedir.

Aslında pek çok ikiz annesi gibi ben de buna çok kafa yormuş olsam da doğum öncesi eğitimde bir hemşirenin bana söylediği gibi;
" Yaradan bu konuda çok cömerttir siz sadece bazı detayları gözden kaçırmayın yeter!"

Bu konuyla ilgili ben daha önce pekçok yazı paylaştım ancak bu kez pekçok anneye yardımcı olmuş  Emzirme Danışmanı Sevgili Esra Ertuğrul 'un ikiz annelerine tavsiyelerini sizlerle paylaşıyorum;

*Mutlaka iyi organize olun ! Ev işleri,yemek vs. gibi işleri size yardımcı olacak kişilere devretmeye çalışın.

*Özellikle İlk 3-4 hafta not defteri tutun. Bebeklerinizle ilgili herşeyi yazın.Çünkü bazen hep aynı bebekler besleniyor ve diğer bebek de açlığını gösteremiyor. Bu sebeple beslenme sayıları, adetleri, dışkılama saatleri, idrarları, ağızdan mı yoksa biberon ile beslendiklerini mutlaka not edin!

*İki bebeğinizi aynı anda emzirmeye çalışın  ve sütünüzü sağmak için ikili pompa tercih edin. Hem zaman kazanırsınız hem de iki göğüse aynı anda iletinin gitmesi sütünüzün  daha çok artmasına sebep olacaktır. En rahat emzirme pozisyonu her bebek ve annesi için farklıdır.Çeşitli emzirme pozisyonları deneyerek çok kısa bir sürede, sizin için en uygun emzirme yöntemini keşfetmiş olacaksınız. Bu yöntem aşağıdakilerden herhangi biri olabilir:

♥ Ayrı ayrı emzirmek: Bebeklerinizle birebir zaman geçirebilmek, onlara ayrı ayrı ilgi gösterebilmek için onları sırayla beslemek isteyebilirsiniz. Ayrı ayrı emzirmenin en büyük dezavantajı, emzirilmeyi bekleyen bebeğin acıkması ve sabırsızlanmasıdır. Ayrıca bu yöntemle emzirmeye ayıracağınız zaman iki katına çıkacaktır.

♥ Aynı Anda Emzirmek: Bu yöntem hem herhangi birinin emzirilmeyi beklerken iyice acıkmasını ve ağlamasını engeller, hem de emzirme işleminin bir seferde halledilmesi nedeniyle size zaman kazandırır. Her iki bebeği de yükseltip göğüslerinize yaklaştıracak bir emzirme yastığı, bu süreçte oldukça işinize yarar.

Peki iki bebeği aynı anda nasıl emzireceksiniz? İşte size bazı yöntemler;

Çift Beşik Tutuşu: Sırtınızı ve kollarınızın altını yastıklarla destekleyin ve dik oturun. Bebeklerinizin birini sağ kolunuza birini sol kolunuza alarak başlarını dirseğinizin iç kısmına yatırın. Vücutları size dönük, ağızları tam göğüs ucu hizasında olmalıdır.

Futbol Tutuşu: Bebeklerinizi emzirme yastığına veya bu görevi görecek birer yastığa yatırın. Vücutları kollarınızın altından geriye doğru uzansın. Başlarını göğsünüz hizasında ellerinizle kavrayın. Gerekirse elinizin altına da yastık koyup destekleyin.

Yatarak Emzirme: Sırtüstü uzanın. Sırtınızı ve kolunuzun altını yastıklarla destekleyin. Kollarınızı bebeklerinizin başlarının arkasından geçirerek beşik pozisyonunda tutun. Ellerinizle arkalarından destekleyin.

Paralel Pozisyon: Bu pozisyonda bebekler aynı yöne doğru uzanır. Bir bebek beşik pozisyonunda sağ göğsünüzdeyken, diğer bebek futbol pozisyonunda, başı sol göğsünüzde, bedeni sol kolunuzun altındadır.





*İkiz annesi olarak ,biraz dinlenebilmek ve nefes alabilmek için  mutlaka bebeklerinizin bakımı, beslenmesi konusunda eşinizin size destek vermesi için onu heveslendirin.Emzirmeniz bittikten sonra bebeklerden birinin gazını giderme işini babaya verebilir veya bezini değiştirtebilir, bu şekilde bebeklerin babalarıyla da ilişki kurmalarını sağlayabilirsiniz. Ben tüm bebek bakımı eğitimlerim de babalara bu uygulamaları yaptırtıyorum. Sizin izin verdiğiniz zaman inanın bunu gayet güzel yapabiliyorlar.

*Bebekleriniz beslenmesi  yetersizse göğüs pompası ile düzenli sağarak süt artışını sağlayabilirsiniz. İlk günlerden itibaren süt artışı ve reflekslerinin gelişimi için  her iki bebeğin de 15- 20 dakika tutularak emzirtilmelidir. Eğer yeterince emip bol idrar ve dışkı yapabiliyorlarsa bu zaten sorun yok demektir.

*İkiz anneleri mutlaka beslenmelerine dikkat etmelidirler. Özellikle protein ağırlıklı beslenmek,bol su ve sulu gıdalar tüketmek sütün artışını olumlu şekilde etkileyecektir. Ara öğüne önem verin. Eve her yana minik kaselere ceviz,badem koyun. Yanında bol bol su içmeyi ihmal etmeyin!

İkiz anneliğinin zor yanları her ne kadar çok olsa da terazi de keyifli yanları hep ağır basıyor!Malum bazen size çok zor gelen birşey için  küçük detayları öğrendiğinizde daha kolay ve zevkli hale gelebilir!

Bu yazıya yorum olarak  mail adresini  bırakanlar arasından  anne adayı ya da yeni anne olmuş 1kişiye 16şubat pazar günü ,Esra Ertuğrul'un vereceği Anne sütü ve Emzirme seminerine katılım hakkı hediye ediyorum!
Yeni annelerin bebeğiyle katılması halinde birlikte emzirme şeklinizin doğruluğu kontorl edip size özel bir  emzirme planı da hazırlanıyor bu eğitim esnasında.
Emzirmenin eğitimi mi olur demeyin,hem sizin hem de bebeğinizin hayatını kolaylaştırmak için bu eğitime katılma şansınızı deneyin!

Ayrıca dilerseniz kendi tecrübelerinizi de yorum olarak bırakıp yazıyı okuyacak ikiz annelerine fikirlerinizle katkıda bulunabilirsiniz!

Anne Sütü ve Emzirme Semineri  (uygulamalı ders anlatımına bebeklerinizle katılabilirsiniz)

-Anne sütünün oluşumu ve üstünlükleri, 
Anne sütüne nasıl başlamalıyım?
-Anne sütünün gelişimi
-Sütüm bebeğe yetiyor mu?
-Emzirme pozisyonları
-Emzirme sorunları
-Anne sütünü Arttırmak için yapılabilecekler
-Emziren Annenin Beslenmesi
-Emzirme ve Baba
-Prematüre ve Düşük Ağırlıklı Bebeklerde Emzirme
-Çalışan annenin Emzirmesi ve İşe Adaptasyonu
-Biberon ve Emzik
-Emzirme Döneminde kullanabileceğiniz  yardımcı malzemeler


Eğitim tarihi ve yeri 
16 Şubat 2014 pazar saat 11:00-13:00  
Vukela Caddesi, Kitapçı Mehmet Efendi Sokak,Divan Palas Apartmanı, B Blok No: 19 D: 18 Kat: 1
Bostancı İSTANBUL  
Telefonu:0216 380 57 51


Special design for Defne ve Derin by GeCe