Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

29 Mart 2014

"Turkuazoo" ilk akvaryum gezimiz!






Geçtiğimiz ay yine böyle yağmurlu ,kasvetli bir pazar sabahı ne yapsak diye düşünürken kızlarımızı akvaryuma götürelim dedik ancak  İstanbul'da iki ayrı akvaryum olduğundan hangisinin bize daha uygun olduğunu konusunda kararsızdık!
Twitter'a yazıp annelerden bu konuda tavsiye istedim ama cevaplar gelene kadar hızlıca hazırlanıp evden çıktık!
İlk akvaryum gezimiz için,internetten daha ufak çaplı olduğunu anladığım Turkuazoo'ya  karar verdik ancak sonrasında sosyal medyadaki annelerden  Florya'daki İstanbul Akvaryum'un çok daha ferah ve büyük olduğu yönünde tavsiyeler geldi. 

Bayrampaşa Forum Avm içerisinde yeralan Turkuazoo her ne kadar küçük ve biraz loş olsa da ,Defne ve Derin için inanılmaz keyifli bir gün geçirmeleri için yeterliydi.

Giriş 0-3 yaş arası ücretsiz sadece yetişkin ücreti ödeyerek gezebiliyorsunuz!Güncel fiyat listesine buradan tıklayarak ulaşmanız mümkün!

Ben daha önce , Barcelona ve Valencia 'daki iki büyük tematik akvaryumu gezmiştim ancak o dönemde henüz çocuk sahibi olmadığım için gerçekten bu kadar keyif aldığımı hatırlamııyorum.
İnsanın anne olduktan sonra, dünyayı çocuklarının gözünden yeniden bambaşka bir heyecanla keşfetmesi hakikaten tarifsiz ve ben onlarla bunu yaşayabildiğim için en az onlar kadar keyif aldım.

Kocaman kedi balıklarından,terapi uygunlanmış vatozlara ,dev köpekbalıklarından piranalara kadar onlarca balık çeşidini görmek Defne ve Derin'i nasıl mutlu etti anlatamam.
Özellikle dalış saatinde ,balıkadamları izlerken yüzlerindeki şaşkın ifadeyi görüntülemek isterdim ancak hayretler içinde  cama yapıştıkları için bu pek mümkün olmadı :)

27 Mart 2014

Oyuncak seçimindeki tercihlerinizi paylaşmak ister misiniz?

Daha önce katıldığım pekçok eğitimde ve etkinlikte uzmanlardan hep şunu duydum; " Çocuk oyun ister ,oyuncak değil!" ancak biz ebeveynler kimi zaman oyuncağı bir ödül gibi ,kimi zaman ihtiyaç gibi görüyoruz ve kontrolsüzce oyuncak alıyoruz.
Aslına bakarsanız kızlarıma oyuncak alırken,bazen sırf  benim  hoşuma gittiği için aldığım çeşitler bile oldu.Hatta 27aylık olmalarına rağmen bana ve eşime göre halen alınacak çok oyuncak var ama annem ve babama göre aldığımız oyuncakların pekçoğu yaşları için fazla ya da erken!!!
Tüketim çılgınlığının ve hayalgücünün en somut örneği bence oyuncaklar ancak artık anneler ve babalar her konuda olduğu gibi hem çocukların gelişimini hem de sağlığını doğrudan etkileyen  oyuncakların seçiminde  boyalarından tutun da ,üretim yerlerine kadar pekçok kriteri gözden geçirerek alışveriş yapıyor.

26 Mart 2014

Koruncuk Vakfı'nı yakından tanıyın!

Genel olarak ülkemizdeki bahtsız olaylar sebebiyle genellikle dernek ve vakıflara malesef hepimiz önyargıyla yaklaşır olduk ancak ben yine de istisnalar kaideyi bozmaz görüşündeyim!
Halen düzgün ve ihtiyacı olanlar yararına çalışan pekçok vakıf var işte bunlardan bir tanesi de Koruncuk Vakfı lütfen yakından tanımak için okuyun!

34 sene evvel birkaç duyarlı insan korunmaya muhtaç çocukların iyiliği için yola çıktık…1979 yılında gönüllü kişiler tarafından kurulan Türkiye Korunmaya Muhtaç Çocuklar Vakfı (TKMCV),her çocuğun şefkat, sevgi ve anlayış görme, yeterli beslenme ve sağlıklı bir ortamda yaşama, oyun ve eğlence olanaklarından yararlanma, çağdaş bir eğitim alma ve yeteneklerini geliştirme, kısaca insan haysiyetine yakışır bir şekilde yaşama hakkı olduğuna inanmaktadır.

Ülkemizde ailesi olmayan veya terk edilmiş ya da ailesine rağmen kişisel varlığı tehdit altında, ihmal veya istismara uğramış, kötü alışkanlıklara karşı savunmasız bırakılmış yüz binlerce korunmaya muhtaç, kimsesi olmayan çocuk ve genç var.

İkiz Anneleri Anlatıyor 27-Özlem Şinik

Öğretim görevlisi olarak çalışmasının yanısıra bir yandan hem çocuklarıyla ilgilenen bir yandan da  ikiz ailelerinin tanışması ,buluşması ve irtibat kurabilmesi adına çalışmalar yapmak için kurduğu dernek çalışmalara büyük zaman ayıran bir ikiz annesi...
İKİZ HİKAYELERİ 'nde bugün üç çocuk annesi  Sıradışı Annelik Derneği kurucusu ,Ayşe ve Meryem'in  annesi sevgili Özlem var...


1) İkiz bebek beklediğini ilk öğrendiğinde neler hissettin? Ailenle ve sevdiklerinle bu haberi nasıl paylaştın?

Sene 2004, evliliğimizin 3.yılında bebek düşünmeye başladık. Ben yıllardır “inşallah ikizlerim olurum” diye bir şarkı tutturmuştum dilime. Doktor kontrolüne gittiğimde ultrasonda çarpan 2 kalp atışını halen hatırlıyorum ve çok duygulanıyorum. Doktorum, “Körün istediği bir göz, Allah verdi iki göz!” demişti. Bense sevinç gözyaşlarına boğulmuştum. Telefonla eşime, kendi aileme, eşimin ailesine ve kardeşime ikiz müjdesini vermiştim.

2)İkiz gebeliği hem psikolojik hem de fiziksel açıdan oldukça zor. Senin gebelik dönemin nasıl geçti? Herhangi bir sorun yaşadın mı?

Hamileliğim, her ikiz hamileliği gibiydi. Mide bulantılarım çok olmadı ama yatakta dönmekte zorlandığım dönemler oldu. Bir de son zamanlara doğru tansiyon düşüklüğü oluşmuştu. Bu durum da başımın dönmesine neden oluyordu.

Gebeliğin son haftasında ise alerji olmuştum. Daha doğrusu, kızlar çok büyüdükleri için karaciğere baskı yaparak, asidin dışa vurmasına neden olmuşlardı. Bu nedenle de 2 gün boyunca göbeğim çok fena kaşınmıştı. Kükürtlü sabun tedavisi ile durumu hafifletmeye çalışsak da 1 tane alerji iğnesi vurulmak durumunda kalmıştım.Bunun dışında, kızlarımı 37. Haftaya kadar rahat taşıdım.


25 Mart 2014

Derya Coşkundeniz'in kitabı "İKİZLERLE HAYAT" çıkıyor...



1) İkiz bebek beklediğini ilk öğrendiğinde neler hissettin?

Sırasıyla; korku, heyecan, mutluluk, gurur ve tekrar korku :)

2) Gebelik ve doğum sürecinde herhangi bir olumsuzluk yaşadın mı? Yoksa ikiz olmasına rağmen her şey sorunsuz ilerledi mi?

İlk 3 ay midem bulandı fakat kusmadım. Ne kilo aldım, ne de verdim. Sonraki 3 ay çok enerjik ve hareketli geçti. Hiç sorun yaşamadım, taa ki 31. haftaya kadar. Erken doğum riskiyle 1 hafta hastanede, 1 hafta da evde istirahat etmek zorunda kaldım. Sezeryanla doğum yapanların hiç doğum sancısı çekmediği söylenir ya, ben o sancıyı 10 gün çektim. Üstelik ilk 2 gün yarım saat aralıklarla doğum sancısı çekiyordum. Sonra işler yoluna girdi, 37. haftaya kadar sabredebildik birlikte.

3) İsimlerine ne şekilde karar verdiniz?

Eşim Mavi ismini çok sever ve kız ya da erkek, bir çocuğumuz olursa adını Mavi koymayı önermişti. İkiz olacaklarını öğrenince Mavi ismiyle uyumlu olsun diye Derin adını da ben seçtim. İlk doğan Derin, ikinci doğan Mavi olacaktı ve böylece isimlerine henüz doğmadan karar vermiş olduk.


24 Mart 2014

İnteraktif Çocuk Kütüphanesi nedir?

Türkiye'nin ilk interaktif çocuk kütüphanesi 19mart çarşamba günü Kadıköy-Özgürlük Parkı içinde açıldı.Mahalle aralarında açılarak yayılması öngörülen hatta diğer ilçelerin de desteğiyle  çok daha geniş kitlelere ulaşması hedeflenen bir kütüphane bu!


Aslında  bu projeyi benim de duyurmak istememin en önemli nedeni tamamen bir annenin önayak olması.Bu projenin hayata geçirilmesi için fikir annesi olarak  topladığı imzaları Esra hn'ın kızıyla birlikte Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk'e bizzat sunarak mutlu sona ulaşılmış olması bence takdir edilmesi gereken bir özveri!


21 Mart 2014

Özgürlüğümüz kısıtlanamaz!!!

Bloglarınızın ve tüm sosyal medya paylaşım sitelerinin de yakında kapatılmasını istemiyorsanız okumanızı tavsiye ederim.

#TwitterBlockedinTurkey

T.C. Anayasası
VIII. DÜŞÜNCEYİ AÇIKLAMA VE YAYMA HÜRRİYETİ

Madde 26

Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma haklarına sahiptir.

Dün gece yarısı ülkemizde anayasa ihlal edilmiştir. Uluslar arası bir sosyal paylaşım ağı olan Twitter’a erişim farklı mahkeme kararları ile engellenmiş, halkın kendisini ifade etme ve haber alma özgürlüğü kısıtlanmıştır.

19 Mart 2014

Çocuklarda strese bağlı egzama olur mu demeyin! Bizde oldu ...

Evet!Aynen yazının başlığında okuduğunuz gibi henüz 27aylık olan kızım Derin'in saç derisinde strese bağlı egzama oldu!
Bundan yaklaşık 3ay önce rutin kontroller ve aşılar için doktora gittiğimizde,o dönemde çok hafif görümde olan  kafasındaki  konağa benzer kabuklar için su değişikliği ya da şampuan değişikliğinden dönem dönem olabileceğini buna uygun şampuan kullanımı ile geçebileceğini söylemişti doktorumuz.

Açıkçası 2yaşına kadar cildinde buna benzer bir sorun olmadığından bu sebepler  aklıma yattı çünkü tam da o aylarda yeni eve taşınmış ve  ne tesadüfdürki her zaman kullandığımdan farklı bir şampuan denemiştim.
Ben de mevcut şampuanu bırakıp, Derin için farklı bir seboreik dermatit şampuan  kullanmaya başladım ancak birara kabuklar daha yumuşamış olsa da malesef  tamamen geçmedi!Genel görüntüsü yenidoğan bebeklerde görülen konaktan farksız o da uyuduğunda ancak bakabiliyordum elimde ışıkla yoksa uzun uzun incelememe asla izin vermiyordu!

Buarada aman çocuklar grip olmadan şu kışı geçirelim derdiyle doktora götürme işini de bilerek erteledim malum hastanelerin çocuk kliniği ateşli çocuktan geçilmiyor...

En sonunda baktım geçecek gibi değil cumartesi doktora gittik ,Ayla hn saça dokundu ve kabukla birkaç saç teli elinde kalınca bu konak ya da geçici bir alerjik reaksiyon değil daha farklı bir mantar vs rahatsızlığı olabilir diyerek hemen bizi cildiyeye yönlendirdi.

Cildiye uzmanı dış etkenlerle değil tamamen strese bağlı egzama olduğunu söyleyince ,eşimle yine ilk aklımıza gelen elbette ikizler arasındaki kıskançlık  mevzusu oldu.

2yaşında bir çocuğun başka ne stresi olabilirki dediğimde doktor ;daha önce bu yaşta yine küçük bir hastasının konuşamadığı için saç derisinde şiddetli egzama olduğunu hatta sonrasında yapılan testlerde çocuğun işitemediği için konuşamadığı ama bu sebeple de hissettiği baskıdan saç derisinde egzama olmuş!



Özellikle tam kafasının üstünde iki yerde yoğunlaşan bu egzama belirtisinin saçkıran gibi o bölgedeki saçları döküp dökmeyeceğini sordum doktora ;  o şekilde bir açılma yaşamazsınız ancak tel tel tedavi sürecinde dökülmeler olabilir demişti.Tedavi amaçlı iki ayrı solüsyon verdi ve Defne için halihazırda kullanmakta olduğum mustela şampuana devam etmemi söyledi.Akşam ilk ilacı sürerken resimde gördüğünüz gibi zaten kısa olan saçlarından bir kaç kıl köküyle birlikte elimde kaldı :(

Nasıl üzüldüğümü anlatamam hani bazen saçının bir teline zarar gelmesin deriz ya biz anneler işte saçları elimde kalınca ben de öylece kalakaldım!Tabiki çaresi olmayan bir hastalık değil bu ama ana yüreği işte!

15gün sonra kontrol randevumuz var umarım o zamana kadar geçmiş bitmiş olur ancak ikizler arasındaki (kardeşler arasında da aynı dert var )  bu hassas dengeyi tutturana kadar işimiz iş onu bir kere daha anladım diyebilirim!

18 Mart 2014

012Benetton Yeni Koleksiyonunu Gördünüz Mü?



Bu son talihsiz olaylar henüz yaşanmadan kısa bir süre önce,birkaç blogger arkadaşım ve ben 012 Benetton yeni sezon lansmanı için İstinye Park'ta kahvaltıda biraya geldik.

Malum bu davetin bir başka özelliği de sizlerin sosyal medyadan Zamane Annesi olarak tanıdığınız ve artık 012 Benetton markasının bloggerı da olan sevgili İlknur'un da ilk davetiydi.

Keyifli sohbetin ardından hepbirlikte mağazaya inerek , marka direktörü Buket Olcay'dan yeni koleksiyondaki detayları dinledik.





yeni koleksiyonda benim en beğendiğim kombin ama sadece 0-24ay arasındakiler için mümkün!


 bu resimde elimizde ölçtüğümüz taytların 2yaş bedenindeki taytların kısa, 3yaş bedenindekilerin ise biraz uzun geldiğinden  dert yanıyoruz :)
Marka Direktörü Buket Olcay'a özellikle anne-kız kombinleri hazırlamaları hususunda ısrarcı olduk benim en büyük hayallerimden biri kızlarımla birörnek giyinmek :)

012 Benetton, 2014 İlkbahar-Yaz sezonunda çocuklar için birbirinden renkli ve modanın trendlerine uygun kıyafetleri kombinleyerek İlkbaharı karşılıyor.
Her zaman Benetton deyince benim ilk aklıma  gelen rengarenk ,insanın gözünü kamaştıran ürünler sunan bir markadır.Erken gelen bahar aylarında yine en çok dikkat çekenler  kız çocukları için hazırladıkları neon sarılar ve neon pembeler diyebilirim...

uyku mahmuru güzel Lila 
günün mankeni güzel Alin


11 Mart 2014

İkiz Anneleri Anlatıyor 26 - Emine Aydın

İKİZ HİKAYELERİ'ne sosyal medyadan "Heidi" ismiyle tanıdığınız 3 çocuğu ve bir de kedisi olan  ikiz annesiyle devam ediyoruz.Nazım ve Nidal'ın annesi sevgili Emine paylaşıyor yaşadıklarını... 




1) İkiz bebek beklediğini ilk öğrendiğinde neler hissettin? Ailenle ve sevdiklerinle bu haberi nasıl paylaştın?

Planlı bir gebelik değildi. Oğlumun bir kardeşi olmasını çok istiyordum ama niyetim 2 yaşına kadar anne sütü vermekti daha sonrası için hamileliği planlıyordum. Yaz sonuydu ve biz tatildeydik. Eşim oğlumla ilgilenirken ben at ile gezintiye çıkmıştım. Attan inerken başım döndü.  Çok hızlı atladığım için öyle oldu sandım ama yine de içime bir kurt düştü. 2 gün sonra tatil dönüşü doktora gittim 6 haftalık hamileydim ama ikiz olduğunu göremedik. 8. haftanın sonunda kontrolde doktorum muzip bir gülümseme ile ilk gebeliğinde hep istediğin bir şey olacak ama zamanlaması geç oldu galiba dedi. İlk hamileliğimde doktoruma hep sorardım belki ikizdir siz görmemişsinizdir diye. Çok istemiştim ikiz olmasını. Hastane çıkışı ilk önce eşimi aradım yüzündeki ifadeyi göremesem de ses tonundaki şaşkınlık çok komikti. Daha sonra hemen anneme gittim eşimle benden sonra sorumluluğu en çok artacak olan kişi annemdi çünkü. Annem hem korktu hem sevindi;hamileliğim için endişelendi,oğlumun adına kaygılandı,yetişilebilecek miyiz diye telaşlandı.
Her anne gibi bir sürü plan yaptı kafasında.

2)İkiz gebeliği hem psikolojik hem de fiziksel açıdan oldukça zor,senin gebelik dönemin nasıl geçti?Herhangi bir sorun yaşadın mı?

Hep söylerim keşke bizim de filler gibi uzun sürse hamileliğimiz. Ben çok sevdim hamilelik dönemlerimi. İçimde bir hatta 2 canlı büyürken kendimi gözlemlemeyi. Belki de sorunsuz geçtiği için bu kadar çok sevdim. Bulantı aşerme vs. yaşamadım. Çalışmaya devam ediyordum. Oğlumla her gün dışarı çıkıp, onu anneme bırakıp, işe geçiyordum. Çok yorucu olmasa da hareketliydi günlerim. İlk hamileliğimde son güne kadar çalışmak gibi hataya düşmüştüm. Ama ikizlerde 32. haftama girdiğim gün hemen izne çıktım. Sonrasında da bol bol yürüyüş yaptım. Oğlumla her gün parka gittik. İkizlerin gelişi için hazırlık yaptık. Çok keyifliydi. 


9 Mart 2014

Kaş ,Kirpik tutarak uyumak...

Başlık yaşamayanlar için çok saçma biliyorum benim de başıma gelmemiş olsa bana da saçma gelirdi kesinlikle.Çoluk çocuk sahibi olmadan seneler önce, kuzenimin oğlu uyurken onun kulağını tutarak uyurdu da ne saçma derdim evet dilimi ısırmamışım sanırım başıma geldi!

İşte bu  yüzden  paylaşmak istedim yaşadıklarımı şayet varsa sizler de  bebeklerinizin  uyku alışkanlıklarını gözden geçirin diye !

Malum bebek ilk doğduğunda elbette kucaktadır ,hatta uzun müddet kucakta sallanarak uyutanlar çoğunluktadır ancak belli bir süre sonra her bebek herhangi bir yöntemle zaten  kendi  uyku düzenini belirler.

İşte bizim evde iki bebek olunca kim kucakta kim yatakta onu takip ederken günler geceleri kovaladı geldik bugünlere ...

İkizlerim doğduğu ilk andan itibaren belli bir süre  kucakta sallanabilirler elbette ama asla ayakta sallanmaya alışmamalılar diye kafama koymuştum.Bu konuda başarılı oldum ve hiç ayakta sallanmak nedir bilmeden uyudular hep.

Ancak ilk dönemlerde ben herhangi bir uyku düzeni kurmaya çabalamadım tek yaptığım aynı anda uyumalarına özen göstermek oldu elbette birinin  erken birinin  geç uyuduğu zamanlar çok oldu!
Derin ilk zamanlarda hep kendi beşiğinde ,sonraki aylarda ise hep kendi yatağında döne döne kimseye temas etmeden uyumayı tercih ederken Defne,hep daha ten teması isteyen illa sıkı sıkı sarmanlamak isteyen oldu.

İtiraf edeyim Defne tüm gebelik sürecinde hem Derin 'in altında tabir-i caizse biraz ezildiğinden hem de naif ve narin yapısı nedeniyle "kınalı kuzum" diye sevip sadece uyusun diye 2saat kımıldamadan sol koluma yatırdığım zamanları hatırlarım ama aynı anda her ikisinin uyuması için  aslında onu da yapmaya mecburdum.İkisi aynı anda uyumasa ne olurki demeyin hiç annenin de nefes almaya dinlenmeye ihtiyacı var elbette!
Yoksa birbirini takip eden emzirme seansları o dönemlerde anneyi inanılmaz yoruyor ve hatta yıpratıyor!

Neyseki o ilk altı aylık dönemi  atlattık bu kez nasıl uykuya yatırmalıyız derdi başladı,eşim birini ben de diğerini alıp farklı odalarda yanlarına yatırarak uyuttuk.Sonrasında kendi odalarında yataklarına yatırdık.
Bu dönemlerde Derin ,hep sütünü içip kendi kendine 10dakika içinde uyuyan bebek olurken
Defne de daha önce ,hiç duymadığım saçmasapan bir gözüme dokunarak uykuya dalma huyu başgösterdi.
İlk etapta çok önemsemediğim ancak sonrasında kaş ve kirpiklerime dokunarak uyumayı öyle bir adet haline getirdiki inanılmaz rahatsızlık vermeye başladı.
Bebek arabasında  çok rahatlıkla uyuduklarından bu durum sadece evde birisi yanında yatarken aradığı birşey oldu ancak bu benim için çok sevimsiz olmasına rağmen evde en fazla 20-30dk arasında uykuya dalması için hep kabullendiğim birşey oldu.



Geçen yıl katıldığım  Uyku Meleği Seride Samurkaş'ın eğitiminde, bunu kendisine sorduğumda elini tutun ve yavaş yavaş unutmasını sağlayın demişti ancak bu Defne'yi  nasıl  sakinleştiren güvenle uykuya dalmasını sağlayan birşeyse o kadar zamandır  vazgeçmedi.Hatta bu sevimsiz huy ,geçtiğimiz ocak ayında tüm aileye göz enfeksiyonun da bulaşmasına neden oldu.

Üstelik bu huyu nedeniyle bana daha fazla bağlandı,sürekli beni ister oldu uyurken ve bu durum 2yıl boyunca beni ,gece uykuları için eve bağlayan başlı başına  zaruri  bir olay haline geldi.

Evde benimle ya da eşimle uyuyor ,gündüzleri ise annemle ama enteresan olan bunu bebek arabasında talep etmiyor ,muhtemelen arabadaki hafif sallantıyla kendi kendine uykuya dalıyor.

Şimdilerde "benim gözüme elleme ama senin yanında yatarım" deyince kabullenmeye başladı ve şimdi elini kendi gözüne koyup uyuyor.

Bugüne kadar uykuya dalarken kolaylık sağlaması için ne bir uyku arkadaşı ne de başka bir oyuncak vs kabul etmedi !Hatta  anne  kokusu geçsin diye o uyku arkadaşı ile ben birkaç gece geçirmeme rağmen olmadı ,olamadı malesef...

Aman siz ,siz olun yanına yatmak yerine kendi yataklarında uyuma yöntemlerini deneyin  ve en önemlisi uyku arkadaşı,ayıcık,tülbent ya da bizdeki gibi kirpik vs tutarak uyuma alışkanlıkları için erkenden önlem alın!


8 Mart 2014

Kadınlar Günü'nde Kadına Şiddete Son!

8 Mart Dünya Kadınlar Günü öncesinde ülkemizde kadınların maruz kaldığı şiddete dikkat çekmek ve bu konuda farkındalık yaratmak adına oldukça çarpıcı bir fotoğraf sergisi açıldı.

Bir kadın olarak malesef ben,ülkemde şiddete gören bu kadar fazla hemcinsimin olmasından açıkçası çok  utanç duyuyorum.
Kocası,abisi ,babası ya da herhangi biri tarafından şiddete görenlerin artık yalnız olmadığını ,yardım alabilecekleri bir destek hattı bulunduğunu paylaşarak yayalım.
Hattın sadece hizmet veriyor olması değil aynı zamanda bilinirliğinin de artması bence çok ama çok önemli!Lütfen siz de  etrafınızda şayet şiddete maruz kalan kadınlar varsa onları ,2007 yılında açılan  "ALO 183" hattından haberdar edin!Eskiden toplum polisinin bile müdahil olmadığı malesef pek çok kadının çaresizliğinin sembolü haline gelen "kocasıdır ,sever de döver de "anlayışı en sonunda bitti !

Artık çaresiz değiller ,aşağıda paylaştığım resimlerde gördüğünüz gibi kimsenin eli ,kolu artık bağlı değil ya da hiçbir kadın dayak yedikten sonra susup oturmak ve bunu kabullenmek zorunda değil!
Lütfen siz de şiddet görüyorsanız ama içinizden şartlar böyle gerektiriyor diye düşünüyorsanız bir kez daha düşünün! Kadın ya da erkek hiçbir birey ,bir  başkasının şiddetine maruz bırakılamaz!!!

Önceki yıl 29 farklı isimle hazırlanan sergide bu yıl da yine projenin dikkat çekmesi için 33 ünlü isimle fotoğraf çekimi yapılmış.

4-20 Mart tarihleri arasında  İstanbul Forum Avm'de sergilenen bu fotoğraflar daha sonra  Mersin ,Denizli, ve Trabzon'da da görülebilecek! 



Projede yeralan isimler;

"ALO 183 Hayat Kurtarır, Kadına Şiddete Son!" projesinde Alican Yücesoy, Başak Daşman, Begüm Yücetan, Burcu Kara, Bülent Seyran, Canan Hoşgör, Cüneyt Arkın & Betül Cüreklibatur, Engin Hepileri, Esin Övet, Esra Erol, Gülay Kamaz, Hakan Eratik & Yeşim Salkım, Hande Subaşı, Irmak Atuk, Işın Karaca, İpek Tuzcuoğlu, İvana Sert, Kaan Cüreklibatur, Mehmet Ali Erbil, Melis Babadağ, Murat Cüreklibatur, Nefise Karatay, Ogün Kaptanoğlu, Oya Aydoğan, Özlem Yıldız, Özlem Yılmaz, Pınar Altuğ, Saba Tümer, Sibel Turnagöl, Ümit Erdim, Yeşim Erçetin yer alıyor.

Sergi Tarihleri

Mersin / Forum Mersin : 4-20 Mart (İstanbul'dakiyle aynı zamanda)
Denizli / Forum Çamlık (Denizli) : 8-21 Mart
Trabzon / Forum Trabzon : 24 Mart - 6 Nisan

3 Mart 2014

İkiz Anneleri Anlatıyor 25 - İpek Alper Palabıyık

İKİZ HİKAYELERİ 'nde bugün  nam-ı diğer "Bonibonlar" olarak tanıdığınız iki minik erkeğin hikayesi var!
 Yaman ve Eren'in annesi sevgili İpek, hem neden ikizlerini bu şekilde adlandırdığını hem de gebelik ve doğum sürecinde yaşadıklarını paylaşıyor !




1) ikiz bebek beklediğini ilk öğrendiğinde neler hissettin?Ailenle ve sevdiklerinle bu haberi nasıl paylaştın?

İkiz annesi olmak benim çocukluk hayalimdi… Öyle ki, ilkokul ve lise boyunca tuttuğum günlüklerde hep ikiz çocuklarım olmasını ne kadar çok istediğimi yazmış, hayallerimi anlatmışım. Etrafımda hep ikiz arkadaşlarım vardı, hatta sonunda ikizi olan birine aşık olup evlendim.

Çocuk sahibi olmak tahmin ettiğimizden daha zorlu oldu bizim için… Evlendikten 3 sene sonra tüp bebek yöntemiyle ikiz bebeklerimize kavuştuk. Annem bir keresinde “İkiz olmasını hep çok istedin, belki normal yolla olamayacakken bu süreç sonunda sen ikiz annesi olacaksın” demişti.
Hamilelik testi sonucumun pozitif olduğunu ve değerin normalden yüksek olması sebebiyle muhtemelen ikiz bebeklere gebe olduğumu öğrendiğim o an mutluluktan katıla katıla ağlamıştım. İnanılmaz bir duygu yoğunluğu yaşıyordum, bir yandan tarifsiz bir mutluluk bir yandan atlattığım sürecin sonunda büyük bir rahatlama ve önümde beni bekleyen 9 ay için susturamadığım endişelerim…
Bu haberi 3 ay kimseyle paylaşmama kararı almış olsam da, en fazla 1 saat dayanabilmiş ve en sevdiklerime telefonla müjdeyi vermiştim. Dünyaya haykırasım vardı, anne olacaktım! Hem de İkiz!!!



2)İkiz gebeliği hem psikolojik hem de fiziksel açıdan oldukça zor,senin gebelik dönemin nasıl geçti?Herhangi bir sorun yaşadın mı?

Her anne adayının bebeği değerlidir elbet ama benim gösterdiğim çaba sanki bebeklerimi daha da kıymetli yapmıştı. Az beklememiştim bonibonlarımı ben. Tedavi süresince yaşadığım fedakarlıklar, endişeler, zorluklar, hayallerimin sonunda yaşadığım hamilelik benim için çok çok önemliydi. Her adımımı bebeklerimi düşünerek atıyor, her anı kalbim pır pır yaşıyordum. Giderek büyüyen göbeğimin üstüne titriyordum.

Hamileliğimin 6. Haftasında, bir kanamam oldu. Bir yandan kaybetme korkusuyla paniğe kapılmış, bir yandan da olası bir yeni tedavi süreci için güçlü olmam gerektiği telkiniyle kendimi toplamaya çalışmıştım. O ana kadar bebeklerin keselerini görmüş ama kalplerini henüz dinlememiştik. Adeta ışınlanarak gittiğimiz doktor kontrolünde bebeklerden birinin kalbinin atmadığını gördük. Doktorum birini kaybedebileceğimizi, diğeri için de kesin bir şey tahmin edemeyeceğini söyledi. Öte yandan, kese içinde bir kanama olmaması normal bir gebelik için bizi ümitlendiriyordu. 3 gün boyunca her nefesimde dua ederek yattım. Sonrasında gittiğimiz doktor muayenesinde her iki bebeğin de kalbinin atışını duyduk çok şükür. Böyle kanamaların özellikle ikiz gebeliğin ilk safhalarında olabileceğini öğrenmiş oldum.

Daha hamile olmadan önce ikiz gebeliğin olası riskleri konusunda hatrı sayılır bilgiye sahip olmuştum. Erken doğum, bebeklerde sağlık problemleri, yüksek tansiyon (preeklempsi), rahim ağzı yetersizliği ve nicesini göğüslemeye hazırdım. Fakat doktorum ortalama 25 kilo alabileceğimi, sonlara doğru kendi işimi kendim yapamayacağımı, çok zorlanacağımı, belki yatmak zorunda olacağımı söylediğinde, hayatı boyunca kilo sorunları yaşamış, kilo almaktan korkan bir kişi olarak; hemen gereksiz karbonhidrat ve kalorilerle vedalaştım. Aldığım her lokmayı bebeklere faydası olacak besinlerden seçtim. Çok az kilo aldım yine de sonlara doğru karnımın büyüklüğü ve gerginliği yüzünden yürüyemiyordum. Bebeklerden biri o kadar aşağıdaydıki ultrasonda kafasını göremiyorduk bile… Adımlarımı atarken düşecek gibi hissediyordum. Çok rahatsız olunca doktorum rahim ağzı uzunluğuna baktı, kısalmanın başladığını ve erken doğum olabileceğini söyledi. Bebeklerin akciğerlerinin gelişmesi için bir iğne vurulmak üzere hastaneye giderken düzenli şekilde karnımın kasıldığını gördüm. Hastanede öğrendik ki doğum sancıları başlamıştı fakat henüz 32. Haftadaydık. 4 gün hastanede kaldım, sancıları kesmek için serum aldım. Eve döndüğümde yataktan çıkmamaya yeminliydim. Kilo artışımın az olması ve hiç ödem olmaması akıllara preeklempsi riskini getirmiyordu fakat düzenli yaptığım tansiyon ölçümlerimde tansiyonumun hep yüksekti. Doktorum, tansiyonumun heyecanlı kişiliğim nedeniyle ve daha tansiyon aletini gördüğüm anda çarpan kalbim nedeniyle yükseldiğini düşünüyor, önemli bir şey olabileceğini düşünmüyordu. Fakat emin olmak adına yaptığımız kan tahlilleri yanıldığımızı işaret ediyordu, malesef preeklempsi ile karşı karşıyaydık ve bebeklerin acil olarak alınması gerekiyordu.



3)Kaçıncı haftada, ne şekilde dünyaya geldiler?Planlı mı yoksa sürpriz bir doğum mu oldu? Bebeklerin doğum kilolarını ve isimlerine ne şekilde karar verdiğini de paylaşmak ister misin?

Preeklempsi şüphesiyle yapılan kan tahlillerimde bazı değerlerin olması gerektiğinden çok daha yüksek çıkmasıyla, doktorum “bebekleri bir an önce görmesi gerektiğini” söyleyerek beni muayenehanesine çağırdı. Neyse ki bebekler normaldi fakat ben o gün muayeneden evime dönemedim direkt hastaneye geçtim. Çünkü preeklempsiye bağlı olarak bebekler artık beslenemiyorlardı ve zehirlenme riski vardı. Acilen gebeliğime son verilmesi gerekiyordu.

Eren ve Yaman 24 Eylül 2011’de 34 hafta 4 günlük olarak dünyaya geldiler.

Eren 2.200 gr; Yaman ise 1.900gr doğdu. Küçüktüler ama çok şükür çok sağlıklı ve güçlüydüer hiç küvözde kalmadılar.

İsimlerine karar vermek çok zor oldu. Tüp bebek tedavisinin son adımı olan transfer gününde, iki embriyoyu rahmime aktardıklarında, ultrason ekranından transferi izliyordum. İki küçük yuvarlak rahmime düştü. Gördüğüm görüntü adeta iki bonibondu. O an isimleri belli olmuştu. Bonibonlarım! Boni ve Bon artık benimleydi. Ben, eşim ve çevremdekiler onları hep böyle adlandırdık. Halen sosyal medyada ve çevremizde bonibonlar olarak anılıyorlar :)
 Gerçek isimlerine gelince; babaları Yaman isminde kararlıydı. Benim de sevdiğim bir isim olduğundan karar verdik. Diğerinin ismini ise ben koyacaktım. İlk istediğim Aksel ismi babadan veto yedi, sonra Selim ismini istedim fakat Yaman ismiyle yanyana gelince iki ismi pek yakıştıramadım, kulağım kabul etmedi. Hiç aklımda yokken, birden Eren ismi düştü zihnime. Sanırım böylece Eren kendi ismini bana koydurmuş oldu :)


1 Mart 2014

Kızlarım'a ...

İki evlat ,her ikisi de benim bedenimden can bulmuş ,ruhumun ayrılmaz parçaları adeta…
Bugüne kadar hiç onlar için yazmadım ,defalarca karaladım ama sildim çünkü kelimeler kifayetsiz kaldı hatta gözlerim doldu vazgeçtim!
26 ayın ardından ilk kez Defne ve Derin'e yazıyorum.



Ben...
İki bebek...
Bedenim içinde iki minik misafirdiniz siz ...
Ve bir bedende biri kaygılı, ikisi hiçbirşeyden habersiz üç ayrı yürektik biz ... 
Kafamda onlarca soru işaretleriyle hiç bilmediğim bir hikayenin ,başkahramanı oluverdim ben sayenizde !
Elbette hem şaşkın , hem de endişeliydim!
Uzunca bir zaman ,en ince ayrıntılarıyla hazırlandım ben sizinle o  büyülü buluşmaya.
O zamana kadar sade ve sadece Duygu iken,
Bir aralık sabahı ,adeta düğün gibi bir buluşmayla sayenizde "anne" oldum ben!
Ben mutluluktan katıla katıla ağlarken  ilk kez dokunduk birbirimize...
Bedenimden ayrılıp yanaklarıma değdiğinde teniniz,işte o an  siz sustunuz  ben daha çok ağladım!
İşte "o an " içimde büyüttüğüm mucizenin ta kendisi oluverdim ben!
Taçlandım ,yenilendim,zenginleştim,yeniden doğdum....
Evet!
Ben sayenizde başka bir  "ben" oldum!


Daha doğurmadan endişelendiğim,doğduğunuzda pamuklara sarıp sarmamak istediğim, kimselere elletmediğim hatta kendimden  bile sakındığım sevmeye,öpmeye korktuğum sadece koklamakla yetindiğim emanetlerim oldunuz bu hayatta !

İkinizi kucakladığımda hissettiklerim tarifsiz,ne şanslıyımki aynı anda iki evlat sahibi oldum.

Annelik demek koşulsuz, şartsız fedakarlık demek ,karşılık beklemeden hep vermek demek ya hani işte iki evlat annesi olunca daha çok verebilmek için adeta farklı bir zenginlik ekleniyor insanın ruhuna ben bunu sizleri kucakladığımda o ilk anda hissettim...

O zenginlikle iki yıl içinde ben de büyüdüm sizlerle yeniden ,çoğaldım ,olgunlaştım,sabretmeyi,hep daha çok sabretmeyi öğrendim!
Siz konuştukça susmayı,siz yürüdükçe geride durmayı öğrendim!
Henüz minicik boylarınızla bile ,arkamda adım adım yürüdüğünüzde  hep kendimi daha  güçlü hissettim!
Ağlamalarınızla ve kahkahalarınızla  hayatıma bambaşka renkler kattınız ,iyi ki geldiniz bana .
Bir minik tebessümün ,gülen gözlerinizin ,ağzınızdan çıkan bir  kelimenin ya da attığınız ufacık bir adımın yenibaştan defalarca ve defalarca şükretme sebebim olduğunu farkettim ben sizinle .

Evlat yetiştirmek, yenibaştan doğmak hayatı yenibaştan öğrenmek demekmiş!Sayenizde bir kuş  görünce kahkahalarla gülmenin güzelliğini keşfettim!

Sizinle değişen hayatım beni  zaman zaman yorsa da  zannetmeyinki  bundan şikayetçiyim.
Asla!
Bütün çabam kendi ayaklarınız üzerinde durabileceğiniz,kendinizi mutlu hissettiğiniz şekilde yaşayacağınız bir hayata sahip olmayı öğretmek  ama seçim sizin!
Bugün istediğiniz yemeyi seçme özgürlüğünüz ,istediğiniz kıyafeti giyme özgürlüğünüz olduğu gibi hayatta ne olmak isterseniz yine seçim sizin yeterki doğru ve dürüst olun!

Adaletin sadece bu hayatta değil ebedi hayatta da var olduğunu unutmadan ölçüp tartın!

Dünyaya gelirken paylaştığınız anne karnı gibi ,hep paylaşın hayatı .
Sevdiklerinizle de paylaştıkça çoğaldığını hiç aklınızdan çıkarmayın!

En zor ve en güzel günlerinizde hep yanyana olun, birbirinize yaslanın omuz omuza ,sırt sırta verin birbirinizin kıymetini bilin ama sizi kimsenin üzmesine asla izin vermeyin hayat çok kısa...

Biz anne ve baba olarak ölene kadar  size elimizden gelen  her türlü imkanı sunmak için hazırız ,siz yeterki mutlu olun diye ama hayat bu belli olmaz,ya siz büyürken yanınızda olamazsak diye düşünüp bazen kederlere dalıyorum.


Kızlarım ,en büyük zenginliğim ,en kıymetli emanetlerim ...
Size olan sevgimi ,yüreğimin  odalarında "en adaletli" şekilde besleyip, yine sizinle büyütüyorum  o sevgiyi!
Büyüdüğünüzde daha iyi anlayacağınız koca bir yürekle seviyorum sizi,merak etmeyin her ikinize de yetecek kadar sevgim var !
Ne bir bakış fazla ,ne bir öpücük az!
Hem unutmayın annenizin yüreğinde gizli vicdan terazisi, asla şaşmaz!

Zaman içinde ,sizler büyüdükçe tercihlerinizle ya da fiziki görüntünüzle  isimlerinizin önüne eklenen sıfatlar her  ne olursa olsun,sizler  benim birbirinden ayırmamın mümkün olmadığı ruhumu tamamlayan,hayatımı yaşanır kılan en nadide parçalarımsınız!Bunu asla unutmayın!


İyiki geldiniz ,bizi kocaman dört kişilik bir aile yaptınız!


Special design for Defne ve Derin by GeCe